Türkiye’nin toplumsal dinamiklerini ve vatandaşın günlük yaşamındaki önceliklerini mercek altına alan kapsamlı bir araştırma yayımlandı. ASAL Araştırma Şirketi tarafından 13-21 Şubat 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen saha çalışması, toplumun zihnindeki "sorunlar hiyerarşisini" çarpıcı verilerle gözler önüne serdi. 26 ilde 2 bin 15 kişiyle yapılan görüşmeler, seçmen eğilimlerinden ziyade doğrudan yaşam kalitesini etkileyen meselelere odaklandı. Araştırma sonuçlarına göre, vatandaşların büyük bir çoğunluğu için Türkiye'nin çözülmesi gereken ilk ve en büyük meselesi tartışmasız bir şekilde ekonomi olarak kayıtlara geçti.
Ekonomi ve Hayat Pahalılığı Listeyi Domine Etti
Yapılan araştırmada katılımcılara yöneltilen "Türkiye’nin en önemli sorunu sizce nedir?" sorusuna verilen yanıtlar, geçim derdinin toplumun geneline yayıldığını kanıtlıyor. Ankete katılanların yüzde 56’sı ekonomi ve hayat pahalılığını en büyük sorun olarak tanımladı. Bu oran, ankette yer alan diğer tüm toplumsal, siyasal ve hukuksal meselelerin toplam ağırlığından daha yüksek bir seviyede bulunuyor. Vatandaşın mutfaktaki enflasyon ve düşen alım gücü konusundaki hassasiyeti, diğer tüm gündem maddelerini gölgede bırakarak listenin zirvesine "ezici" bir farkla yerleşmiş durumda.
Adalet Sistemi ve Hukuki Güven Beklentisi
Ekonominin hemen ardından gelen ikinci büyük başlık ise yüzde 7,5 ile adalet ve hukuk sistemi oldu. Toplumun bir kesimi, ülkedeki genel refah seviyesi ile hukuki güvenlik zemini arasında doğrudan bir bağ kuruyor. Araştırma sonuçları, vatandaşların adil bir sistem arayışının, ekonomik kaygılardan sonra en çok telaffuz edilen ikinci konu olduğunu gösteriyor. Bu durum, toplumsal huzurun inşasında hukukun üstünlüğü ilkesine verilen önemin, ekonomik kriz dönemlerinde bile öncelikli bir beklenti olarak kalmaya devam ettiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
İşsizlik ve Eğitim Sistemindeki Yapısal Sorunlar
Araştırmanın dikkat çeken diğer verileri ise sosyal yapının temel taşlarını oluşturan istihdam ve eğitim alanlarından geldi. Katılımcıların yüzde 4,8’i işsizliği ve yeni istihdam olanaklarının yetersizliğini temel sorun olarak görüyor. Genç nüfusun geleceğe bakışını doğrudan etkileyen eğitim sistemi ise yüzde 4,2’lik bir kesim tarafından en öncelikli mesele olarak tanımlandı. Her iki başlık da ekonominin alt dalları olarak görülse de, vatandaşların bu sorunları yapısal birer eksiklik olarak kodlaması dikkat çekici. Özellikle eğitimdeki nitelik sorunu, uzun vadeli toplumsal kalkınmanın önündeki engel olarak hissediliyor.




