Zırh örmede kullanılan hasır, daha sonra Türklerin bu örgü tekniğini öğrenmesiyle Trabzon’da takıya dönüştü
Rumlar zamanında Rum ustalar tarafından zırh örme de kullanılan hasır, daha sonra Türklerin bu örgü tekniğini öğrenmesiyle Trabzon’da takıya dönüşen hasır, Cumhuriyet tarihinden beri düğünlerin vazgeçilmez el işçiliği olan bir örgü tekniği. Sadece Trabzon’da üretimi olan, pahalı ve coğrafi işareti alınan hasır insanlar tarafından oldukça ilgi görüyor. Biz de hasırın üretimini merak edip atölyelere gittik, sorduk el işçiliği olan hasır ile ilgili bilgiler aldık.
HASIRIN GEÇTİĞİ AŞAMALAR
Hasırın piyasaya sürülmeden önce geçtiği aşamalardan bahseden Atölyeci Furkan Çelik, “ 17 yıldır bu işin içerisindeyim. 5 yıldır kendi işimi yapıyorum. Hasır 00.32 mikrotel kalınlığından çekilip örücüye veriliyor. Örücülerden bize yarı mamul olarak gelen ürünleratölyemizde kırıkları kaynak olarak düzeltiliyor. Tokmaklar ile ütü oluyor düzeltiliyor. Tokmakla düzeltildikten sonra kilit yerleri ve kapak dişleritakılıyor. Altını parlatmak içim uyguladığımız işlemde ısı vurdukça nişadir tozu serpilerek renginin açılmasını sağlıyor. Daha sonra asit ve fırça vurulup cila aşamasına getiriliyor. TokasıParlatılıyor. Son rötuşlar yani son kontroller yapıldıktan daha sonra satışa hazır hale geliyor. Bir ürünün alıcı ile buluşma süresi 10 gün oluyor. Şu bir kere net sadece Trabzon da üretiliyor.Türkiye ve dünyanın birkaç bölgesine satılıyor.”
SEKTÖR AZALIR AMA BİTMEZ
Hasıra olan ilgiden memnun olan Çelik, “Hasıra talep çok iyi altın fiyatı çok yükselse de halatalep var. Hasır işi bitmez yani ama azaldı. Şu an ben kendim Almanya’ya satış yapıyorum. Arap emirlikleri ve Dubai’de oluyor” dedi.
AİLELER ÇOCUKLARINI YÖNLENDİRMELİ
Yeni neslin bu sektöre bir yönelimi olmadığından bahseden Furkan Çelik, “Gençlerin genel olarak mesleklere yönelim olmadığı için bedel ödemeden bir şeyler kazanmak istedikleri için geleyim çırak olayım diye bir düşünceleri yok. Her sektörde her meslekte gelecekte usta sayısı azalacak doğal olarak. Şu an da bile zor çalışacak eleman bulmak. Bütün annelerin yaptığı en büyük hata bir insan bir çocuk hem okuyabilir yazabilir. Bir kardeşimiz 15 yaşındayken liseyi bırakıp çalışıyor. Dışardan okuyup üniversitesini tamamlayıp hem iş sahibi hem üniversite mezunu oluyor. Yani meslek sahibi olunmalı aile çocuklarını yönlendirmeli. Sıkıntı olabilir ama ciddi sorun yaşamıyoruz. Çalınması durumunda her hasırın firma ismi coğrafi işareti ayarı vardır. Trabzon Telkari ve Hasırı bu ürünün coğrafi işaretidir. Bu Trabzon dışında başka yer de üretilemez. Her sene yenileniyor bu işaretler ve gönderiliyor bölge dışında yasak. Böyle ayrı bir özelliği var ürünün. Satışlar devam ediyor.Türkiye genelinde belki 40 bin kuyumcu var belki daha fazla kuyumcuların da çoğu bu ürünü satıyor. Ve Trabzon da üretildiği için mecbur temin ediliyor.” İfadelerini kullandı.
TRABZON HASIRININ FİYATI
Trabzon hasırının fiyatlarını konuştuğumuz Çelik, “Hasırın fiyatları grama göre. En önemlisi olan 22 ayar. 14 ayar ve 8 ayar olarak da üretim yapmaktayız. 22 ayar altın oranı yüksek olduğu için daha pahalı. 14 ayara son zamanlarda altın fiyatının yükselmesiyle müşterilerimizin talebi arttı. Bu yüzden daha orta halli fiyatlar. 22 ayar 100 bin TL ise 14 ayar 60 bin TL. Aradaki fark 30 bin civarı oluyor genelde. 14 ayarın görüntü olarak 22 ayar ile hiçbir farkı yok aynılar” şeklinde konuştu.
DÜĞÜNLERİN VAZGEÇİLMEZİ
Hasırın düğünlerin vazgeçilmezi, geleneksel bir el işçiliği olduğundan bahseden ve bize hasırı anlatan hasır atölyecisi Ali Altuntaş, şunları kaydetti: “Kadınlarımız evlerinde örüyor. Biz teli külçe altını tel atölyelerinde eritip, 0.32 mm tel haline getiriyoruz. Sonra bunları ören kadınlarımıza veriyoruz. Onlar evlerinde örüyor ve bize getiriyor. Biz de bunları ördürürken genişliklerine göre 3 tepe 5 tepe 7 tepe 9-11-13 tek gidecek şekilde genişliklerde ördürüyoruz. Sonra biz bunları burada bileklik, kolye, küpe, yüzük takı haline dönüştürüyoruz. Tokalama işlemlerini biz burada atölye de yapıyoruz örme işlemini kadınlar evinde yapıyor.”
HASIRIN GİTMEDİĞİ HİÇBİR YER YOK
Hasır ihracatından bahseden Altuntaş, açıklamasında “Hasırı yurtdışında her zaman pazarı var. İstanbul’a gidiyor oradan yurtdışına gidiyor. Biz buradan direk ihracat yapamıyoruz bunun ile ilgili bir girişimimiz oldu. Yurtdışına fuarlara gittik ama ihracatı hasırın İstanbul’dan. Orta doğu ülkelerine, Amerika’ya, Avrupa’ya dünyanın her yerine gidiyor. Hasır bileziğin gitmediği hiçbir yer yok.” cümlelerine yer verdi.
MODASI GEÇMEZ
Hasırın geleneksel bir el işçiliği olduğu için modasının hiç geçmeyen bir ürün olduğuna değinen Ali Altuntaş,“ Hasır modern hale de geldi. Günlük kullanıma uygun hale de getirilmeye başlandı. Onun için yeni modeller, yeni ürünler çağın gerektirdiği yönlere göre hasır da bir gelişim kaydetti. Daha ilerleyen zaman da daha iyi olacağını düşünüyoruz hem yurtdışı pazarında hem Türkiye pazarında. Tabii belli sıkıntıları var işçilik konusunda henüz tam anlamıyla oturmuş bir piyasa yok. Kuyumcular derneği bunun için bir düzenleme yaptı. Fiyat birlikteliği ve kalite standarttı getirdi. Coğrafi işareti tescili uzun yıllar önce alınmış. Sadece Trabzon’da üretimi serbest ve her üreticinin belli patent damgası olan bir üründür hasır. O damgasız satılmaz, üretilmez. Özel bir el işçiliğidir” dedi.
HASIR BULMAKTA ZORLANABİLİRİZ
Hasır işinde yeni neslin çok olmadığını bu işi bilmediklerini bu yüzden bir süre sonra hasır üretiminin zora gireceğinden söz eden Ali Altuntaş, şu açıklamayı yaptı: “Maalesef bizden sonra bir jenerasyon daha var. 20’li yaşlarda çırak şu an saysam belki 2 tane, 3 tanedir 5’i geçmez. Örücüler konusunda da sıkıntı yaşayacağımızı düşünüyorum. Çünkü örücülerin hak ettikleri kadar kazanamadıklarını ben bir üretici olduğum halde fazla fazla vermeye çalıştığım halde emeklerinin karşılıklarını almadıklarını düşünüyorum. Bu işin 10 yıl 15 yıl sonra bu kadar rahat üretilemeyeceğini söyleyebilirim. Hem örgü konusunda hem atölye işçiliği konusunda. Eğer şu an ki piyasada oluşan fiyat birlikteliği, kalite standart birlikteliği, örücülerin geliri güzel bir denetimle arttırılamazsa, yeni çırak ve usta yetişmezse hasırın geleceğinin tehlike de olduğunu düşünüyorum. Bitmez ama hasır bulmakta zorlanılır.”
İŞÇİLİKLER GERİ GELİYOR
Az olan şeyin değerli olduğuna vurgu yapan Altuntaş, “Hasır bileziğin hak ettiği fiyatı biz kuyumcular olarak oturtamadık. Burada en önemli belirtmem gereken konu hasırın bir el işçiliği ürünü olduğudur. Fabrikasyon bir üretim sitemiyle üretildiği için çok üretip sürümden kazanmanın peşinde oldukları için büyük üreticiler hasır bileziğin değerini bence düşürmekte. Az olan şey değerlidir. El işçiliği zaten az üretilir. Bunu fabrikasyon ürün gibi çok üretmenin mantığı yok. Hem örücülere baskı yapıyoruz 3 gün de ör 4 gün de ör hâlbuki bu böyle olmaz bir hafta zaman tanınmalı o insanların da evi var çoluk çocuğu var. Ama biz maalesef 1 seneyi de 3 aya sığdırmaya çalıştığımız için sezonumuz 3 ay çünkü. Hem örücüyü yoruyoruz hem de yoruluyoruz. Para da kazanamıyoruz açık söyleyeyim. Çünkü kar payları birbirimizle olan rekabetimizden ötürü çok düşük. On yıl önce 1 kg da 300 gr işçilik alınıyorken şu an 1 kg da 100 gr alınıyor. Normalde her zaman fiyat yukarı gitmesi gerekirken hasırda hep geri gitti. Altın fiyatı yukarı çıktığı için zannediyor insanlar ki altın fiyatı yukarı çıktı çok para kazanılıyor. Hayır işçilikler geri geliyor. Bu örücülere de yansıyor” diye konuştu.
ÜRETİCİ DE ÖRÜCÜ DE EMEĞİNİ ALAMIYOR
Genel sorunlar hakkında konuşan Altuntaş, “Bizim en çok yaşadığımız genel sorun 1 yılın 3 aya toplanmasıdır. Bütün düğünler dernekler 1-2 aya toplanıyor biz bütün senenin yükünü bu ayda karşılamaya çalışıyoruz. Altın stoklanabilen bir ürün değil maliyetlerinden ötürü. Ama yine de müşterilere cevap verebilmek için herkes yoğun bir gayret içerisinde örücüler de dâhil. Ürünümüz çalınmıyor kaybolmuyor o yönden rahatız. Dünyanın hiçbir yerinde bu sistemin yapılamayacağı sadece Trabzon’da yapılacağını belirtelim. Çünkü hiç kimse hiçbir yerde 100 gr altını bugün ki fiyatı 105 bin TL’lik altını bir kadına verip gönderemez bu sadece Trabzon’a özgü bir şey. En önemli konu burada güven. Kilolarca altın dağıtıyor burada esnaf yine de bir sorun yaşamıyoruz çok şükür. Buradaki en büyük sıkıntımız üreten de ören de emeğinin karşılığını alamıyor. Coğrafi tescili de alındı. Koruma için bazı kararlar da alındı. İhracat konusunda da eksiklikler var yine Ortadoğu piyasasının bir an önce 2016 öncesine dönmesi gerekiyor inşallah bu sene dönecek diye umut ediyoruz. Biz yurtdışına fuarlara gittiğimiz zaman iyi işler yaptık özellikle Dubai ve SuudiArabistan’da. Siyasi meseleler düzeldikçe ticari meseleler de iyi olacak diye düşünüyorum.” Ali Altuntaş, “Meslektaşlarıma bu işi üretenlere, yapanlara bu işin el işçiliği olduğunu hatırlayıp, sürümden kazanma yönteminden vazgeçip, az üretip değerine satma politikamıza geçmemizi söylüyorum.” dedi.
OTOBÜSTE BİLE ÖRÜYORUZ
Hasır işinin zorlukları olduğundan ve emeklerinin karşılığını alamadığından bahseden Hasır örücüsü Gonca Kaya, “Ücret yeterli değil. Özel hayatın olmuyor bir kere. Bu iş yazın daha çok yoğun olduğundan ve tatil zamanı olduğundan biz tatil zamanı eş dost ziyaretinde bulunamıyoruz. Yani 5-6 saat uyku ile birlikte hasır örmek zorundayız. En fazla 5-6 saat uyuyabiliyoruz. Bazen otobüste dahi bilezik ördüğümüz oluyor. Yetiştiremediğimiz için otobüste giderken örüyoruz zamanında yetişsin diye yoksa zamanında yetişmeyince patlıyor atölyecinin elinde. O yüzden yazın çok yoruluyoruz. Hasta ziyareti, cenazeydi falan olsa bunların hiçbirini yerine getiremiyoruz. İyi yanı şu, evin içinde çocuklarının başındayken bu işi yapabiliyorsun. Az da olsa evine hâkim oluyorsun. Ve dışarı çıkman gerekmiyor. Bu yönden iyi ama çalışma saatine vurduğumuz zaman kazancın kesinlikle asgari ücretin üzerinde olması gerekirken aylık kazancımız asgari ücretin altında oluyor. Çok mesai yaparak çalışmamıza rağmen aylık gelirimiz 4 bin TL’ye geliyor” dedi.
İŞİN SÜREKLİLİĞİ YOK
Hasır işinin yılın 12 ayında devam etmediğinden ve örücülere yeterli haklar tanınmadığından söz eden Kaya, şu ifadeleri kullandı: “Ayrıca işin sürekliliği yok. Bu iş kışın olmadığı için kışın çoğu kişi işsiz kalıyor. Sadece şöyle 2-3 ay boyunca çok yoruluyoruz. Ama diğer zamanlarda çok az miktarda iş oluyor. 12 boyunca iş diye bir şey yok. Bir sosyal güvence de yok bir yere kaydımızda yok. Bir yere kaydımız olmadığı için bir sağlık güvencesi, sosyal güvence herhangi bir şey yok. Bu iş sadece Trabzon’da yapıldığı için yeteri kadar da örücülerin saygınlığı yok. Bir makine ile asla bu yapılamaz. Tüm dünyaya satış yapılan pazarlanan bir ürün. Sadece Trabzon’un ev hanımları örebiliyor. Ama bu örücülerin seslerinin duyurulması gerekiyor. Yeteri kadar ses getirmiyor. Ve ben hasır örücülerinin korunmadığını düşünüyorum. Devlet tarafından korunmaları gerektiği kanaatindeyim. Bu yönden devletin hasır örgücülerle ilgili bir çalışma yapması gerekir. Ayrıca derneğimizin olmaması da bir sıkıntı bizim haklarımızı koruyacak bir derneğimizin olması lazım bu da bence bir sorun. Ama bu işten çok ekmek yedik Allah’a şükür çok helal bir kazançla yedik.”
ÜNİVERSİTELER ’DE BÖLÜM AÇILMALI
Hasır işinin bir mesleğe dönüştürülmesi gerektiğini söyleyen kaya, “Biz örgücü arkadaşlarla şöyle bir talebimiz var, Üniversitelerin meslek yüksekokullarında hasır örücülük yüksekokulu açılmasını ve bu mesleğin Trabzon’da yaygınlaşmasını istiyor, tavsiye ediyoruz” dedi.
Hacer Sare KUL