Küçük Yaşta Başlayan Büyük Bir Ustalık
Ordu’nun Gülyalı ilçesinde yaşayan Haki Atasever, 10 yaşında annesinin yönlendirmesiyle başladığı sepet örme işini aradan geçen 78 yıla rağmen bırakmadı. Küçük yaşlarda fındık dallarını kullanarak öğrendiği bu geleneksel el sanatı, onun hayatını şekillendirdi. Askerlik öncesi döneminde ördüğü sepetleri şehir merkezine götürerek sattığını anlatan Atasever, bu sanatı hem geçim kaynağı hem de bir yaşam biçimi olarak benimsedi.
"Artık Satmak İçin Değil, Vakit Geçirmek İçin Örüyorum"
Yaşının ilerlemesiyle birlikte inşaat işlerinden elini çeken Haki dede, evinin yanına kurduğu küçük atölyede plastik malzemelerle sepet örmeye devam ediyor. Önceleri fındık dalı kullansa da zamanla bu malzemenin zorlayıcı hale geldiğini belirten Atasever, artık daha kolay işlenen plastik malzeme ile üretim yapıyor. Talebin azaldığını belirten usta, şöyle konuştu:
“Zamanında 300'e yakın sepet satardım. Şimdi ise daha çok kendimi oyalamak için örüyorum. Plastik kolay ama onun da devri geçiyor.”
Bir Sanatın Sessiz Tanığı
Sepetçilik geçmişte Karadeniz’de fındık sezonlarının olmazsa olmaz parçasıydı. Ancak ambalajlama sistemlerinin değişmesiyle, sepetlere olan ihtiyaç da azaldı. Atasever, bu değişimi şöyle özetliyor:
“Önceden fındık toplayan herkesin sepete ihtiyacı vardı. Şimdi torbalar, çuvallar kullanılıyor. O dönemler geçti. Ama ben bu sanatı bırakmadım. Çünkü bu benim hayatımın parçası.”
Zanaatkârların Azaldığı Bir Dönemde Direnen Usta
Haki Atasever’in hikâyesi, unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının ayakta kalma mücadelesine dair önemli bir örnek. Bugün bu işten kazanç sağlamasa da yılların ustası, üretmenin ve el emeğini yaşatmanın değerine dikkat çekiyor:
“Yaptığım her sepette yıllarımı görüyorum. Belki artık kimse almıyor ama ben yapmaktan vazgeçmem.”
Fındık dallarından başlayan bir yolculuğun son durağında, Haki dede sepet örerek geçmişini yaşatıyor. Bu hikâye, geleneksel el sanatlarının teknolojik dönüşüme rağmen bireysel çabayla nasıl korunabileceğini gösteriyor. Belki sepetler artık satılmıyor ama bu emek ve sadakat, her şeyden daha değerli.