Güvenlik personeli olarak başladığı şirkette zamanla direktörlüğe yükselen işçi; ağır sözlere maruz kaldığını, telefonunun kırıldığını ve çeşitli işçilik alacaklarının ödenmediğini belirterek dava açtı. İlk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin değerlendirmelerinin ardından dosyayı ele alan Yargıtay, manevi tazminatın olayın ağırlığıyla orantılı olmadığını belirtti. Daire ayrıca çalışanın yönetici konumuna geçtiği tarihin fazla mesai hesabı bakımından açıklığa kavuşturulmasını istedi. Karar, iş yerinde kişilik haklarının korunması açısından dikkat çekici ayrıntılar içeriyor.
22 YILLIK ÇALIŞMA DAVAYA TAŞINDI
Davaya konu dosyada işçinin 1998 yılında güvenlik görevlisi olarak işe başladığı, daha sonra güvenlik şefliği, güvenlik müdürlüğü ve idari işler müdürlüğü görevlerini üstlendiği aktarıldı. Çalışanın son iki yılda direktör unvanıyla üç ayrı alışveriş merkezindeki güvenlik, temizlik, tadilat ve onarım işlerini yürüttüğü belirtildi.
İşçi; uzun çalışma süreleri, kullandırılmayan izinler, ödenmediğini ileri sürdüğü alacaklar ve işveren yetkilisinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini savundu. Kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının yanı sıra manevi tazminat talep etti.
İŞVEREN İDDİALARI REDDETTİ
Davalı işveren, çalışanın 29 Haziran 2020 tarihinde kendi isteğiyle ayrıldığını öne sürdü. İşçinin üst düzey yönetici olduğunu, çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini ve bu nedenle fazla mesai isteyemeyeceğini savundu. Ayrıca 2011 yılında ev alımı için yapılan 40 bin liralık ödemenin varsa alacaktan düşülmesini talep etti.
İlk derece mahkemesi, işçinin bağlı şirketlerde birlikte istihdam edildiği sonucuna vardı. Dosyadaki ücret kaydı üzerinden hesaplama yapan mahkeme, çalışanın haftalık fazla çalışma yaptığına hükmetti. İşveren yetkilisinin işçinin telefonunu yere atarak kırdığı ve daha sonraki bir tarihte diğer çalışanların önünde ağır sözler söylediği yönündeki tanık anlatımlarını da dikkate aldı.
MANEVİ TAZMİNAT YETERSİZ BULUNDU
Yerel mahkeme, kişilik haklarının zedelendiği gerekçesiyle 5 bin lira manevi tazminata ve bazı işçilik alacaklarının ödenmesine karar verdi. Bölge adliye mahkemesi haklı fesih ile manevi tazminata ilişkin temel değerlendirmeyi korurken mali hesaplarda değişikliğe gitti.
Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise ağır hakaret ve telefonun kırılması karşısında hükmedilen manevi tazminatın son derece yetersiz olduğu sonucuna ulaştı. Tazminatın eylemin ağırlığı ve sonuçları dikkate alınarak artırılması gerektiğini belirten daire, dosyayı yeniden değerlendirilmek üzere geri gönderdi.
FAZLA MESAİ İÇİN TARİH ARAŞTIRILACAK
Yargıtay, fazla çalışma hesabı yönünden de eksik incelemeye işaret etti. İşçinin üç farklı alışveriş merkezinde görev yapması nedeniyle tanıkların çalışma gününün tamamını görmesinin mümkün olmayabileceği belirtildi. Çalışanın operasyon yöneticiliğine geçtiği kesin tarihin belirlenmesi ve bu tarihten sonraki fazla mesai iddiasının buna göre değerlendirilmesi istendi.
Karar, yönetici unvanının tek başına fazla mesai hakkını ortadan kaldırmadığını; fiilî çalışma düzeni ile işveren denetiminin ayrıca incelenmesi gerektiğini ortaya koydu. İş yerindeki hakaret ve eşyaya zarar verme eylemlerinde manevi tazminat belirlenirken ihlalin ağırlığının gözetilmesi gerektiği de vurgulandı.




