Türkiye hızla yaşlanıyor. Doğurganlık oranlarının düşmesi, yaşam süresinin uzaması ve kronik hastalıkların artması, önümüzdeki yıllarda sosyal devlet yapısı üzerinde ciddi bir baskı oluşturacak. Uzmanlar bu süreci “yaşlılık tsunamisi” olarak tanımlarken, devletin mevcut bütçe ve sosyal destek mekanizmalarıyla bu yükü tek başına taşımasının zor olduğu vurgulanıyor. İşte tam bu noktada, sağlık sigortasına benzer yeni bir yaşlılık sigortası modeli gündeme geldi. Genel Sağlık Sigortası’nın hayata geçirilmesinde aktif rol alan Sağlık Bakanlığı eski Müsteşar Yardımcısı Hüseyin Çelik’in açıklamaları, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde sosyal güvenlik sisteminde köklü bir dönüşüme hazırlanabileceğine işaret ediyor. Henüz yasa aşamasında olmayan ancak plan ve projeksiyonlara giren bu model, şimdiden kamuoyunda tartışılmaya başlandı.
YAŞLILIK SİGORTASI MODELİ NEDİR, NEDEN GÜNDEME GELDİ?
Yaşlılık sigortası modeli, bireylerin çalışma çağında prim ödeyerek ilerleyen yaşlarda bakım hizmetlerine erişmesini amaçlayan yeni nesil bir sosyal güvenlik yaklaşımı olarak tanımlanıyor. Hüseyin Çelik’e göre Türkiye, hızla artan yaşlı nüfus nedeniyle klasik sosyal yardım anlayışıyla yoluna devam edemez hale geliyor. 12. Kalkınma Planı ve Cumhurbaşkanlığının 2026 projeksiyonunda yer alan bu sistem, devletin yükünü hafifletirken bireyleri de geleceğe hazırlamayı hedefliyor.
Planlanan yapıda, tıpkı genel sağlık sigortasında olduğu gibi düzenli prim ödemesi esas alınacak. “Yaşlanmadan prim ödemelisiniz ki yaşlandığınızda hak iddia edebilin” yaklaşımı, sistemin temel felsefesini oluşturuyor. Uzun vadede bu modelle, yaşlı bakımının yalnızca sosyal yardımlarla değil, sürdürülebilir bir finansman yapısıyla yürütülmesi amaçlanıyor. Uzmanlar, bu adımın sosyal devlet anlayışında yeni bir sayfa açabileceğini değerlendiriyor.
KİMLER PRİM ÖDEYECEK, KİMLER YARARLANABİLECEK?
Gündemdeki yaşlılık sigortası taslağına göre prim ödeme yaşı 18 ile 65 arasını kapsıyor. Bu yaş aralığında sisteme dahil olan bireyler, ilerleyen yıllarda bakıma ihtiyaç duymaları halinde sigortadan yararlanabilecek. Önemli bir detay ise, sadece ileri yaşta değil, prim ödenen süreçte bakıma ihtiyaç doğması halinde de sistemin devreye girecek olması.
Model; devlet, özel sektör, kamu kurumları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın entegre çalışacağı bir ağ üzerine kurulacak. Böylece bakım hizmetleri tek bir kurumun insafına bırakılmadan, çok paydaşlı bir yapı üzerinden sunulacak. Genel sağlık sigortasıyla uyumlu olması planlanan bu sistemde, evde bakım, kurumsal bakım ve destek hizmetleri birlikte ele alınacak. Uzun kuyruklu anahtar kelimelerle ifade etmek gerekirse, primli yaşlı bakım sigortası, bireysel güvence ile kamusal sorumluluğu bir araya getirmeyi hedefliyor.
HUZUREVİ VE REHABİLİTASYON SORUNU NASIL AŞILACAK?
Türkiye’de yaşlılıkla ilgili en büyük yapısal problemlerden biri, huzurevi sayısının yetersizliği ve rehabilitasyon merkezlerinin neredeyse yok denecek kadar az olması. Mevcut durumda bakım ihtiyacı olan yaşlıların büyük bölümü aile bireylerine ya da sınırlı sayıdaki kamu desteklerine bağımlı durumda. Yeni yaşlılık sigortası modelinin bu noktada önemli bir boşluğu doldurması bekleniyor.
Özellikle evde bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sistemin temel ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre, her yaşlı bireyin huzurevine yerleştirilmesi ne ekonomik ne de sosyal açıdan sürdürülebilir. Bunun yerine, profesyonel evde bakım, gündüz bakım merkezleri ve yerel destek ağlarıyla daha esnek çözümler üretilebilir. Sigorta kapsamında sunulacak hizmetlerin standartlarının belirlenmesi, kalite kontrolü ve denetim mekanizmaları da modelin başarısı açısından kritik öneme sahip olacak.
BU MODEL SOSYAL DEVLET ANLAYIŞINI NASIL DEĞİŞTİRİR?
Yeni yaşlılık sigortası sistemi, Türkiye’de sosyal devlet anlayışında önemli bir paradigma değişimine işaret ediyor. Bugüne kadar yaşlılık, büyük ölçüde emekli maaşı ve sosyal yardımlar üzerinden ele alınırken; bu model, bakım ihtiyacını ayrı ve planlı bir güvence alanı olarak tanımlıyor. Devletin tek başına yüklenmediği, bireyin de sorumluluk aldığı bu yaklaşım, uzun vadede kamu maliyesi açısından da rahatlatıcı bir etki yaratabilir.
Ancak uzmanlar, prim miktarları, düşük gelirli vatandaşların durumu ve sistemin zorunlu mu gönüllü mü olacağı gibi başlıkların netleşmeden toplumsal kabulün sağlanamayacağını vurguluyor. Önümüzdeki yıllarda yasal düzenlemelerin hızlanması halinde, Türkiye’nin yaşlılık politikalarında köklü bir dönüşüm yaşanabilir. Görünen o ki, yaşlılık sigortası tartışması daha uzun süre gündemde kalacak.




