Ramazan, tabir caizse, kulun kendisini ibadet kampına aldığı mukaddes bir aydır. Bu ayda ruhlarımızı kemale erdirmek yegâne gayemiz olmalıdır. Allah'ın ne bizim namazımıza ne orucumuza ne de infakımıza ihtiyacı vardır. Çünkü Allah, "Samed"dir.  Yani hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, herkes ve her şey ona muhtaçtır. Bunlara ihtiyacı olan kulun kendisidir.

Oruç çok yönlü bir ibadettir. Nice insanlar vardır ki onların orucu aç kalmaktan ibarettir. Oysa oruç sadece midemizi aç ve susuz bırakmak değildir. Oruç bütün azalara (organlara) tutturulursa kıymet kazanır. Aklın da, kalbin de, ruhun da kendince orucu vardır.

           

Ramazan, Müslümanların kendilerine çekidüzen verdikleri kutlu bir aydır. Oruç tutan kişi, midesini helâl kazançla ve helâl yiyeceklerle doldurur. Harama elini uzatmaz. Daima hak ve hakikat istikametinde yürür. İmsaktan iftara kadar (hatta bir ömür) dilini yalan söylenmekten, ölü eti yemekle özdeşleştirilen gıybet etmekten,  insanları çekiştirmekten, iftiradan, mâlâyâni konuşmaktan, kalp kırıcı sözlerden  uzak tutar. Gözünü harama bakmaktan sakındırır. Kulağını kötü sözlere karşı kapalı tutar. Birilerinin taşıdığı lâflarla hüküm vermez.

           

Yüce Allah'ın emir ve yasaklarını kal'e almayanın, günahlardan uzak kalmayanın orucu, Allah katında muteber değildir. Onlar oruç tuttuklarını zannetseler de ellerine geçen manevî bir kazanç yoktur. Allah bizleri o zümreye dahil olmaktan uzak eylesin.

           

On bir ayın sultanı ramazan huzur iklimidir. İslâm'ın beş şartından bir olan oruç ruhlara huzur ve sükûn verir. Oruç tutulan evi ve içindekileri Allah'ın rahmeti kuşatır. Melekler oruçlunun manevî yoldaşı olur. Bu dünya gurbetine düşmüş ruhlar inşirah bulur.

           

Müslüman, başta ramazan olmak üzere, sofrasını fakirlere açar, açların karnını doyurur, onları gözetir. Uzaktaki yoksullara yardım elini uzatır. Resulullah'ın ümmetinden olduğunu unutmayarak gariplerin, masum ve mazlumların umudu olur. İmkânları ölçüsünce hayır ve hasenatta bulunur. Kapitalizmin açlığa ve susuzluğa mahkum ettiği insanları unutmaz. Yetim ve öksüzlerin hâmisi olur. Vermekle fakir olunmayacağını, aksine paylaşmanın bolluk ve berekete vesile olacağını bilir. Bu şuurla, bir bekleme salonu olan bu dünyayı cennete çevirir. Unutulmamalıdır ki yüce değerleri yaşatmak yüce gönüllülerin işidir.

           

Ramazan, Kur'an-ı Kerim'in indirildiği bir ay olduğu için yaygın tabirle "Kur'an Ayı" olarak nitelendirilir. Zira Kur'an-ı Kerim, Mekke'de Ramazan ayının 27. gecesinde (Kadir Gecesi) inmeye başlamıştır. Onun içindir ki bu mübarek ay, vahyin nuruyla aydınlanmıştır.

Kâinatı aydınlatan Kur'an-ı Kerim'i ramazanda diğer aylara nazaran daha sık ve anlayarak okumalıyız. Sadece okumakla kalmayıp Kur'an ahlâkıyla ahlâklanmalıyız. Mukabelelere iştirak etmeye çalışmalıyız. Rabbimiz, bununla ilgili olarak Bakara Suresi'nin 185. ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Ramazan, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun, hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır."

             

Oruç, insanı kötülüklere karşı korur. Hakkıyla ve lâyıkıyla oruç tutan mümin, Allah'ın manevî koruma kalkanıyla korunur. Orucu içselleştiren Müslüman, günah işlemekten hicap duyar. Ramazanda Peygamber Efendimizin aşağıdaki nasihatini kendimize ölçü edinirsek zaten kötülük yapamayız: “Sizden biriniz oruçluyken kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Ona birisi sataşır veya kötü söz söylerse, ‘ben oruçluyum’ desin.” (Buhârî, Savm, 2.)

           

Bizler orucu en ince ayrıntısına kadar büyük bir titizlikle tutarsak oruç da bizi nice kötü hasletlerden korur. Biz oruç tuttuğumuz gibi, oruç da bizi tutar. Peki oruç bizi nelerden ve nasıl tutar? Oruç her şeyden evvel bizi kötülüklerden uzak tutar. Oruç bizi dirilik, emniyet, ülfet, muhabbet, nedamet, sabır, kanaat, diğerkâmlık ve tefekkür üzere hak ve hakikat dairesinde tutar. Oruç bizi şeytana uzak, meleklere yakın tutar. Oruç bizi esfel-i sâfilîn (aşağıların aşağısı) olmaktan uzak tutar, "eşref-i mahlûkat"(yaratılanların en şereflisi) yapar.

           

Nihayetinde oruç bizi hak ve hakikat dairesinde tutar. Bizi Allah'ın razı olduğu kâmil bir Müslüman yapar. Ne mutlu orucunu hakkıyla tutanlara ve orucu tarafından tutulanlara!