Farkındaysanız dünya evriliyor sevgili dostlar! Her geçen gün daha da yozlaşıyor toplumlar ve insanoğlu. Bu yozlaşmaya dünyanın sözde medeniyet beşiği yaftası ile kendisine cilâ veren; lâkin sonuna kadar takiyyeci ve ikircikli Abd ve Batı ise evsahipliği yapıyor her zaman ki gibi...
 
Her fırsatta insan haklarından dem vuran, sözde; demokrasiyi kimselere bırakmayan Abd ve Batı'nın gerçek yüzünü artık herkes görsün. Bilmeyenler de şaşırmasın lütfen...!
 
Zira yüzyıllardır barbar dedikleri biz Türkler; onlardan daha medeni, insan, merhametli, vicdanlı ve yardımseveriz.
 
Avrupa'da başta Hollanda, Avusturya, İngiltere, Almanya, Fransa olmak üzere ırkçılık ve İslamofobi zirve yapmış durumda.
 
Bunların ırkçılığı kafatası ırkçılığından da öte malesef ki! An itibariyle Hollanda'da yaşayan yurttaşlarımız resmen 2. sınıf insan muamelesi görüyor. Türkleri her yerden, kurumdan ve sektörden izole ediyorlar.
 
Çünkü bütün dünya için Türk demek aslında Müslüman demek. Ve bizi halâ Osmanlı olarak atfettikleri gerçeği asla değişmedi, değişmez ve değişmeyecek.
 
Yani Türk dünyada var olduğu sürece; bunların ürkmesi, tırsması, bilinçaltına yerleştirdikleri o Türk kelimesinin taşıdığı karşılık değişmez.
 
BM'nin 5 daimi üyesi örneğin! Abd, Rusya, Fransa, Çin ve İngiltere...
 
İnsan haklarını hiçe sayıp dünyanın her yerinde katliam yapıyorlar. Ama demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik, insan hakları kavramlarını kimseye bırakmıyorlar.
 
Fokları, ayıları, balinaları, pandaları dahi düşünen siyonist uşağı " Greenpeace "; insanların duyguları ile dalga geçerek her yıl milyar dolarlar cukkalamakta, ama konu insana gelince bütün Abd ve Batı 3 maymunu oynamakta.
 
Avrupa'nın göbeğinde Srebrenitsa'da insanlar kesilirken, Doğu Türkistan'da Türkler doğranırken, Arap dünyasının ortasına bombalar düşerken, Afrika'da insan kıyımı yapılırken, Filistin sorunu yıllardır sürerken sessiz kalanlar; kendi menfaatleri için öldürdüklerinde karşı taraf tehdit unsuru olur, amma biz terörle uğraşırken hemen insan haklarına aykırı söylemi türeyiverir.
 
Trump'ın başkanlığa gelmesi adeta Abd'de bütün taşları yerinden oynattı tabiri caizse. Bütün ülkenin ayarları düzelmemek üzere bozuldu. Her daim duamız olan; Abd'nin sonunun Trump ile başladığı düşüncemiz sabit.
 
Ve Trump'un yönetim tarzı ve üslubu Abd'yi altüst etti. Beter olsunlar! Şeytanlarının bol olması dileklerimizle...
 
 Siyahi George Floyd'un ırkçı beyaz polisler tarafından öldürülmesi ile patlak veren huzursuzluk kısa sürede tüm ülkeye yayıldı.
 
Abd'de teyakkuz hali ilân edildi ve bu cinayetler artarak devam etti. Siviller ellerinde silâhlarla kamu kurumu binalarını basmaya başladılar.
 Fransa'nın başkenti Paris'i cehennem yerine çeviren göstericiler; Batı'da da işlerin yolunda gitmediğini doğruluyordu adeta.
 
Belçika yıllarca Afrika'da siyahi insanları doğradı. Maymun gibi hayvanat bahçelerinde sergiledi. Ellerini, kollarını kesti. Yetmezmişcesine hayvanlar gibi bir de poz verdiler. Irkçılıklarını matah kabul ettiler utanmadan.
 
En çok maruz kaldığımız ırkçılık olayları da İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa gibi asla neden öykündüğümüzü bilemediğimiz o Batı'nın futbol endüstrisi sektöründe yaşandı.
 
  Dünya yıldızı Kamerun'lu Etoo'ya maymun benzetmesi yaparak muz atanlar; ve Etoo'nun o unutulmaz ironik zekâsı ile muzu alıp yemesini dün gibi hatırlıyoruz.
 
    Manchester United'lı Roy Keane'in siyahi bir futbolcuyu aşağılaması, İtalyan yıldız Balotelli'ye yapılanlar ve son olarak Başakşehir'li Webo'nun başına gelenler.
 
 Sadece siyahi insanlara karşı işlenen bir suç değil aslında ırkçılık...!
 
Portekiz'de ve dünyada çokça nüfusu olan; Quaresma gibi " Çingene " kökenliler ile etnik kökenlerinden dolayı ayrımcılığa maruz bırakılan İspanya'da ki Bask bölgesinde bulunan Katalonya, İrlanda, İskoçya'da da hep yaşadık bunları.
 
 Yüzyıllardır ırkçılık olayları ile anılmaktan kurtulamayan ve bu konuda master düzeyinde uzmanlığı bulunan İngiltere, Nazi Almanya'sı, Rusya ile Libya'da Mussolinili İtalya, Afrika'nın kuzeyinde Fransa, Afrika'nın göbeğinde Belçika ve Hollanda yüzyıllarca insanları sömürdüler ve doğradılar.
 
Unutanlarımız için Amerikan rüyası diye diye dilimize pelesenk olan içi boş demokrasi ve insan hakları ile dolu Abd'nin; milyonlarca kızıl deriliyi katlettiğini itina ile hatırlatırız...Nokta .
 
 Brezilya'da aynı şeyi yapan Portekiz'i ve ömrü ırkçılık mücadelesi ile geçen; hattâ bunun filmi dahi yapılan Nelson Mandela'yı ve Güney Afrika'da yaşananları nasıl olur da unuturuz...!
 
Y ve günümüz Z nesillerinin hatırlamadığı; çocukluğumuzun efsane dizisi ve dizide ki Kunta Kinte karakterine hayat veren " Kökler " dizisinin film şeridi gibi gözümüzün önünden geçmesidir an itibariyle Abd ve Batı'da yaşananlar.
 
Aslında bu; Abd ve Batı'nın genlerinde değişmeden günümüze kadar gelen bir sarmal.
 
Siyahi insan hakları savunucusu ve siyasetçi Malcolm X ( müslüman olduktan sonra Malik El Şahbaz ismini almıştır ) ile aynı devirde başrolde olan Hristiyan siyahilerin önderi Martin Luther King isimlerinin verdiği ibretlik yaşam öyküleri...
 
Kelebek gibi uçan, arı gibi sokan; gelmiş geçmiş en iyi ağır sıklet boksörü ünvanlı Cassius Clay, yani Muhammed Ali ile olimpiyat oyunlarında birinci oldukları halde sadece ten renklerinin siyah olması nedeniyle madalyaları ellerinden alınan; ve madalyası elinden alınacağını bile bile onlara destek veren yürekli beyaz atletin ellerini yumruk yapıp havaya kaldırarak verdikleri tepkiyi ne çabuk unuttuk...!
O çok matah olduğunu zannetme enaniyeti gösterdiğimiz Abd ve Batı'nın; kuruldukları günden beri ırkçılıkla imtihanları asla bitmedi. Kıyamete kadar da bitmeyecek. NET..
 
Çünkü ayrımcılık, adaletsizlik, ırkçılık tohumları genlerine işlemiş...
 
 İşte Abd ve Batı tam olarak bu...
Gerçek ve iğrenç yüzleri bu...
Irkçı, soykırımcı, ayrımcı ve barbar...
Selâm ederiz...