Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Uğursay Kızıltepe, kalpten çıkan ana damar olan aortun iç tabakasında yırtılma meydana gelmesiyle aort diseksiyonu hastalığının ortaya çıktığını belirtti.

Kızıltepe, aort diseksiyonunun, en ciddi kalp ve damar acilleri arasında yer aldığını vurgulayarak hastalığın ani başlayan göğüs, sırt ya da karın ağrısıyla kendini gösterebildiğini aktardı.

Aort diseksiyonunun bazı durumlarda kalp krizi, kas tutulması veya mide şikayetleriyle karıştırılabildiği için hastaların zaman kaybedebildiğini vurgulayan Kızıltepe, özellikle kontrolsüz hipertansiyonu, yakınlarında benzer aort hastalığı yada ani ölümler bulunan kişilerin bu belirtileri ciddiye alması ve vakit kaybetmeden acil servise başvurması gerektiğini kaydetti.

Kızıltepe, aort diseksiyonunun en dikkati çekici belirtisinin ani başlayan ve çok şiddetli hissedilen ağrı olduğunu anlatarak, hastaların çoğu zaman göğüste, sırtta veya iki kürek kemiği arasında aniden başlayan, yırtılır tarzda bir ağrı tarif ettiğini anlattı.

Bu ağrının bazen karına, boyna ya da bele doğru yayılabildiğini paylaşan Kızıltepe, 'Ağrıya nefes darlığı, soğuk terleme, bayılma hissi, tansiyon düşüklüğü ya da nörolojik bulgular eşlik edebilir. Bu nedenle şiddetli sırt ağrısı her zaman basit bir kas tutulması olarak değerlendirilmemelidir.' ifadelerini kullandı.

Uzman Uyardı! Gençlerde Kalp Krizi Riski Sessizce Artıyor
Uzman Uyardı! Gençlerde Kalp Krizi Riski Sessizce Artıyor
İçeriği Görüntüle

Kızıltepe, aort diseksiyonunun belirtileri nedeniyle kalp kriziyle karıştırılabileceğine dikkati çekerek, ani göğüs ağrısı, terleme, nefes darlığı ve genel durum bozukluğunun kalp krizinde de görülebildiğini anımsattı.

Aort diseksiyonunda ağrının çoğu zaman çok ani başladığını ve sırta doğru yayılabildiğini belirten Kızıltepe, hastanın kendi kendine tanı koymaya çalışmasının, ağrının geçmesini beklemesinin ya da evde ağrı kesiciyle zaman kaybetmesinin son derece riskli olduğunu paylaştı.

Kızıltepe, aort diseksiyonu açısından bazı grupların daha yüksek risk altında olduğunu belirterek, kontrolsüz hipertansiyonun, aort damar duvarı üzerinde sürekli basınç oluşturarak zamanla damarın zayıflamasına neden oalbildiğini aktardı.

- Aort diseksiyonunda erken tanı yaşam şansını artırıyor

Bunun yanında aort anevrizması, damar sertliği, sigara kullanımı, ileri yaş, ailede aort hastalığı öyküsü, bağ dokusu hastalıkları ve bazı doğumsal kalp-damar yapısal sorunların da riski artırabildiğini aktaran Kızıltepe, şunları kaydetti:

'Bu hastalıkta erken tanı hayat kurtarıcıdır. Acil serviste yapılan değerlendirme, görüntüleme yöntemleri ve hastanın klinik durumu doğrultusunda tedavi planlanır. Diseksiyonun yerine ve hastanın genel durumuna göre cerrahi müdahale, endovasküler yöntemler ya da ilaç tedavisi gündeme gelebilir. Ancak burada en kritik nokta, hastanın sağlık kuruluşuna zamanında ulaşmasıdır.

Özellikle daha önce yaşanmamış, aniden başlayan, çok şiddetli ve göğüsten sırta yayılan ağrılarda zaman kaybetmeden acil yardım alınmalıdır. Aort diseksiyonu nadir görülse de sonuçları çok ağır olabilen bir hastalıktır. Erken başvuru, doğru tanı ve hızlı müdahale hastanın yaşam şansını artırır.'

Kaynak: AA