2026 yılına net 28 bin 75 TL seviyesinde başlayan asgari ücret, yüksek enflasyonun ve art arda gelen zamların gölgesinde kalırken, milyonlarca çalışanın geçim mücadelesi her geçen gün zorlaşıyor. Alım gücünün hızla erimesiyle birlikte, yıl başında "tek zam" olarak planlanan asgari ücret politikası yeniden tartışmaya açıldı. Sosyal Güvenlik Müşaviri ve yazar İsa Karakaş, Temmuz ayında bir ara güncelleme yapılmasının artık bir seçenek değil, hukuki bir zorunluluk olduğunu savundu. Mutfaktaki yangının sadece bir istatistik olmadığını belirten Karakaş, hükümetin ve ilgili bakanlıkların sessizliğini bozması gerektiğini ifade ederek kritik bir çağrıda bulundu.
İsa Karakaş: "Asgari Ücret Güncellemesi Lüks Değil Mecburiyettir"
Sosyal güvenlik dünyasının nabzını tutan İsa Karakaş, asgari ücretin mevcut ekonomik konjonktürde yetersiz kaldığını vurgulayarak, bu durumun tarihsel ve insani boyutuna dikkat çekti. Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde çarpıcı ifadeler kullanan Karakaş, asgari ücretin sabit bir rakamdan ibaret olmadığını belirterek şunları söyledi:
"Asgari ücret taş üstüne kazınmış bir yazı değil, bir yaşam destek ünitesidir. Geçmişe baktığımızda, 90 yıllık asgari ücret tarihimizde enflasyonun kontrolden çıktığı dönemlerde yılda 3-4 kez güncelleme yapıldığını görüyoruz. Bugün enerji fiyatlarındaki artış ve gıda maliyetleri mutfaktaki yangını öyle bir büyüttü ki, mevcut rakamla devam etmek imkansız hale geldi."
Karakaş’a göre, enflasyonun dizginlenemediği bir ortamda ücretlerin sabit kalması, sosyal barışı ve işçi refahını doğrudan tehdit ediyor.
Açlık Sınırı 34 Bin TL’yi Aşarken 28 Bin TL ile Geçinilir mi?
Rakamlarla acı tabloyu ortaya koyan Karakaş, özellikle Mart ve Nisan ayı verilerine dayanarak asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına tepki gösterdi. Mart ayı itibarıyla 32 bin 793 TL olan açlık sınırının, Nisan sonu itibarıyla 34 bin TL baremini aşacağını öngören uzman, mevcut maaşın temel ihtiyaçları bile karşılayamadığının altını çizdi. İşçinin durumunu betimlemek için kullandığı şu sözler ise durumun ciddiyetini özetler nitelikteydi:
"Ekmek artık aslanın ağzında değil, midesinde. İşçinin cebindeki 28 bin 75 TL ile 2027 yılının Şubat ayına kadar karnını doyurması, hayatını idame ettirmesi matematiksel olarak mümkün değil. Bu rakamla geçinmek artık bir mucize beklemekle eşdeğerdir."
Karakaş, devletin en önemli görevlerinden birinin vatandaşın insanca yaşamasını sağlamak olduğunu hatırlatarak, mevcut tablonun acilen değişmesi gerektiğini belirtti.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu İçin Yasal Engel Var mı?
Kamuoyunda sıkça dile getirilen "Yasal olarak yılda bir kez zam yapılır" algısının hukuki bir karşılığı olmadığını belirten İsa Karakaş, Bakanlığın iradesiyle her an düğmeye basılabileceğini ifade etti. Komisyonun toplanması için herhangi bir bariyerin bulunmadığını söyleyen Karakaş, mevcut yapının işleyişine dair de eleştirilerde bulundu:
"Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanması için hiçbir yasal engel yok. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bir davetiyle süreç her an başlayabilir. Ancak mevcut komisyon yapısında hükümet ve işveren temsilcilerinin çoğunlukta olması, işçinin sesinin gür çıkmasını engelliyor. Temmuz ayı, devletin anayasal ödevini yerine getirip getirmeyeceği konusunda büyük bir imtihan olacak. Unutulmamalıdır ki; 'İşçiye ücretini teri kurumadan veriniz' anlayışı bizim kültürümüzün temelidir."




