DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Trabzon’da medya mensuplarıyla bir araya geldiği özel sohbette Türkiye’nin yapısal krizlerine neşter vurdu. Teşkilat yönetimini tanıtarak söze başlayan Babacan, sahadaki en büyük yangının mutfakta olduğunu vurguladı. Vatandaşın birinci önceliğinin enflasyon ve yoksulluk olduğunu ifade eden Babacan, "Sabit maaşlı kim varsa büyük bir güçlükten geçiyor. Ekonomide sıkıntı büyük ancak bu sorunun temelinde adalet ve hukuk sistemi yatıyor," dedi. Trabzon’un Türk siyasetindeki sürükleyici gücüne dikkat çeken lider, bölgedeki dinamizmin tüm Türkiye’ye sirayet edeceğini belirtti.
Ekonomide "Gerçek Sektör" Alarmı: 9 Bin 900 Firma Neden Kapandı?
Ekonomi yönetiminin sadece rakamlar üzerinden illüzyon yarattığını savunan Babacan, reel sektörün can çekiştiğini dile getirdi. "Ekonomi politikalarının içinde tarım yok, sanayi yok; sadece faiz ve kur korumalı mevduatla günü kurtarma çabası var," diyen Babacan, son dönemdeki sert verileri paylaştı. 13 yıl içerisinde 9 bin 900 firmanın kapandığını ve 360 bin kişinin işsiz kaldığını hatırlatan DEVA lideri, beyaz eşya ve elektronik sektöründeki daralmanın vahametini ortaya koydu. Babacan, "TÜİK’e talimat vererek enflasyon düşmez; çarşının tozunu yutmuş esnafın sesini duymayanlar bu krizi yönetemez," ifadelerini kullandı.
"Adalet Dairesi" Çökerse Ekonomi de Çöker: Torpil ve Fırsat Eşitsizliği
Babacan, adaletin sadece mahkeme salonlarına sıkıştırılamayacak kadar geniş bir kavram olduğunu belirterek, "Osmanlı’daki Adalet Dairesi kavramını unutmamak lazım; adalet yoksa zenginleşme halka değil, bir avuç azınlığa gider," dedi. Kamudaki liyakat sorununa ve mülakatlardaki adaletsizliğe sert eleştiriler getiren lider, gençlerin "torpil" duvarına çarptığını vurguladı. Fırsat eşitliğinin olmadığı bir ülkede ekonomik kalkınmanın imkansız olduğunu söyleyen Babacan, ticaret hayatındaki "kayrılan şirketler" modelinin serbest piyasayı ve rekabet gücünü yok ettiğinin altını çizdi.
Bölgesel Yangın ve Diplomasi: "Türkiye Yangın Söndürücü Aktör Olmalı"
Orta Doğu’da tırmanan gerilime ve İran-İsrail hattındaki çatışma riskine değinen Ali Babacan, Türkiye’nin dış politikadaki tarihsel sorumluluğunu hatırlattı. "Savaşın hukuksuz olduğunu ilk günden beri söylüyoruz, 'önleyici savaş' gibi bahanelerin uluslararası hukukta yeri yoktur," diyen Babacan, Türkiye'nin maceralardan kaçınıp diplomasiye sarılması gerektiğini belirtti. TSK’nın teknik kapasitesinin güçlü olduğunu ancak kurumsal yapının tek kişiye bağlanmasının riskli olduğunu ifade eden Babacan, 40 yıl önce F16 üreten Türkiye’nin bugün parça bekleyen duruma düşürülmesini "stratejik bir gerileme" olarak nitelendirdi.
Erken Seçim Senaryoları: "2027 Kasım Ayı En Güçlü İhtimal"
Seçimlerin erkene alınması tartışmalarına ilişkin net bir projeksiyon çizen Babacan, takvimin iktidarın manevra alanına göre şekilleneceğini söyledi. 2026 ve 2027 yıllarının kritik olduğunu belirten lider, "Kasım ayı Türkiye’de hasat sonrası olduğu ve turizm gelirlerinin girdiği bir dönem olduğu için hep tercih edilmiştir. 2027 Kasım ciddi bir olasılıktır," dedi. 50+1 sisteminin getirdiği ittifak zorunluluğuna rağmen DEVA Partisi’nin "birinci yol" olma hedefinden sapmadığını vurgulayan Babacan, ülkenin bekasını mevcut hükümetten çok daha iyi sağlayacak kadrolara sahip olduklarını iddia etti.




