Muhabir: TE Bilisim
BİR VARGİT ÇİÇEĞİ
Arabadayım. Bir sessizlik sonrası, sesinde hissedilir bir kaygıyla: “Kış geliyor,” dedi, arka koltuktaki yaşlı amcalardan biri. Aynı kararlılık ve kaygıyla onayladı onu yanındaki… Eylül ayının girmesiyle birlikte, güz mevsimi kendinden böyle söz etti
Arabadayım. Bir sessizlik sonrası, sesinde hissedilir bir kaygıyla:
“Kış geliyor,” dedi, arka koltuktaki yaşlı amcalardan biri.
Aynı kararlılık ve kaygıyla onayladı onu yanındaki…
Eylül ayının girmesiyle birlikte, güz mevsimi kendinden böyle söz ettirir Karadeniz’de. İnsanlar, kendilerince oluşturdukları hava tahmin raporuna göre hareket edip, kışı getirirler bir güzel. Aslında yağmurlu bir gecenin sabahında olur her şey. Birdenbire soğur hava. Kül rengine bürünür gökyüzü. Ve günlerce o ayarda kalır.
Yazlık kıyafetlerimiz ince, etkisiz gelir bize ansızın; kalın, yünlü olanlarını çıkartırız ortaya. Katlayıp sakladığımız yerden de battaniyelerimizi… Yaz başında yoğun neme nasıl maruz kalmışsak, soğuğa da öyle yakalanırız.
Bir kıyı kentinde yaşıyoruz... Deniz, lacivert renkler olağanüstü güzel de havanın yoğun neminden pay alıyoruz. Sıkılmış çamaşır misali, gün gün suyunu veriyor bedenimiz. Sokaklarda terden sırılsıklam olmadan dolaşmak, soluklanmak özlemimizi sonbahara saklıyoruz ister istemez.
Sıcak mevsimlere oranla ayağı yere basan ağır, serin bir mevsimdir sonbahar. Duygu-düşünce açısından ve başka birçok açıdan toparlıyor bizi. Topluyor. Bir arkadaşımın da ifade ettiği gibi, “toplamak” olmalı diğer adı. Her tür ürünü, hasadı bir araya toplar gibi bir çağrışımı var, evet.
Yaz boyunca nerelere dağılırsak dağılalım, muhakkak ki güz şartları bizi de bir araya topluyor. Kısıtlı ortamlarda sıcak paylaşımlara zemin hazırlamaya başlıyor. Soğuğa, kışa alıştırıyor gün gün.
Ama bazen çok farklı yönde gelişir her şey. Daha ilk günlerinde soğuk yüzünü göstererek kışı işaret eder sonbahar… Baharı bir çiçekle getirebilen insanlarımız, haklı olarak kışı da birkaç belirtiyle getiriverirler.
Öyle bile olsa minnet duyarız sonbahara, açık seçik mesajına. Kızıl güneşiyle, en son renklerine kavuşmaya can atan yapraklarıyla, içimize baktıran o hüzünlü, ağır havasıyla bizi yanıltmadığı için duyarız. Kış için gerekli hazırlıkları bir an önce yapmamız gerektiğini yüzümüze haykırdığından.
Kış da bir başka güzel… Fakat her kesim insanının mevsimi değildir. Sınırlayıcı, şartları zorlayıcı tarafları var. Düşük gelirli ailelerin, öğrencilerin, yaşlıların: sabah akşam yollara vuranların; yeri yurdu, evi sokak olanların gözünü yıldırır. Daha bir mücadele gerektirdiği için yıldırır.
Galiba ben de kolay kolay hazır olamıyorum kışa. Soğukla iç içe geçecek sayısız güne, ayaz geceye. Bedenimden öte, hayalim hazır olamıyor… İnsanlar, kendilerince oluşturdukları hava tahmin raporuna bakıp, kışı erkenden getirseler bile, umutluyum sonbahardan.
Her defasında, yaşanacak güzelliklerine takılı kalır düşlerim.
Hele bir de pastel renklerine kavuşsun yaprakları... Küçük, gevrek halıcıklar misali ayağımın altına aksınlar... Kuru yaprak sağanağına tutulayım… İçe işleyen bir hüzünle güle güle desin bana bir “vargit” çiçeği. Desin de öyle…
Yorumlar
Çok Okunanlar
Jakirovic İngiltere’de Yeni Bir Hikaye Yazıyor
Hull City Premier Lig’e çıkarsa Trabzonspor’a 2.5 milyon Euro
Batista Mendy performansı sonrası Sevilla Trabzonspor pazarlığı kızıştı
Trabzonspor U19’dan İstanbul’da Tarihi Geri Dönüş Beşiktaş’ı 4 Golle Yıktılar
Trabzonspor’un kadrosuna katmaya hazırlandığı Ruslan Malinovskyi, İtalya’da ilk 11 yüzü göremiyor
Trabzonspor'da Onuralp’in Hayalini Ahmet Yaşadı Vodafone Park’ta Bir derbiyle gerçekleşti






