Karadeniz’de fındık üreticileri, açıklanan rekolte tahminlerine sert tepki gösteriyor. Özellikle henüz bahçelerde yapraklanmanın bile başlamadığı bir dönemde 829 bin ton gibi yüksek bir rekolte açıklanması, üreticiler tarafından “gerçeklikten uzak” olarak değerlendiriliyor. Zararlılar, hastalıklar ve iklim koşulları ortadayken bu rakamların nasıl belirlendiği sorgulanırken, üretici cephesinde ciddi bir güvensizlik oluşmuş durumda. Tartışmanın merkezinde ise sadece rakamlar değil, aynı zamanda üreticinin emeği ve piyasa dengeleri yer alıyor.
Rekolte Tahminleri Gerçekçi mi?
Üreticiler, dalların kar altında kaldığı ve bahçelerin henüz uyanmadığı bir dönemde yapılan rekolte tahminlerinin sağlıklı olmadığını savunuyor. Özellikle kokarca zararlısı, uzun antenli böcek ve külleme hastalığının yaygın olduğu bir sezonda yüksek rekolte açıklanmasının bilimsel temelden uzak olduğu dile getiriliyor. Bu durum, “Rekolte sahada mı belirlendi yoksa masa başında mı yazıldı?” sorusunu da beraberinde getiriyor.
Fiyat Hareketleri Rakamları Sorgulatıyor
Geçmiş yıl verileri de tartışmanın önemli bir parçası. 2025 yılında açıklanan 609 bin tonluk rekoltenin dahi tartışmalı olduğu belirtilirken, fındık fiyatlarının kısa sürede 340 TL seviyelerine çıkması dikkat çekiyor. Üreticiler, eğer açıklanan rekolte gerçek olsaydı fiyatların bu şekilde yükselmemesi gerektiğini savunuyor. Aynı şekilde fiyatların 150 gün içinde 340 TL’den 195 TL’ye düşmesi de piyasa gerçekleriyle örtüşmeyen bir tablo olarak değerlendiriliyor.
“Kamu Yararı mı, Piyasa Müdahalesi mi?”
Rekolte açıklamalarının piyasaya doğrudan etki ettiğini belirten üreticiler, bu durumun kamu yararıyla bağdaşmadığını ifade ediyor. Açıklanan yüksek rekolte tahminlerinin fiyatları baskıladığı ve üreticinin zararına sonuçlar doğurduğu iddia ediliyor. Üretici kesimi, piyasanın kendi dinamikleri içinde oluşması gerektiğini savunarak, müdahalelerin emeği değersizleştirdiğini dile getiriyor.
TMO ve Kurumlara Eleştiri
Toprak Mahsulleri Ofisi başta olmak üzere ilgili kurumlara da eleştiriler yöneltiliyor. Üreticiler, kurumların piyasa düzenleyici rolünü yeterince adil kullanmadığını ve üreticinin haklarını korumakta yetersiz kaldığını düşünüyor. Bu durumun, üretici ile kurumlar arasındaki güven ilişkisini zedelediği ifade ediliyor.
Örgütsüzlük Sorunu Gündemde
Tartışmanın bir diğer boyutu ise üreticinin örgütsüzlüğü. Üretici kesimi, güçlü ve işlevsel tarım örgütlerinin eksikliğinin bu sorunları derinleştirdiğini savunuyor. Ayrıca, rekolte belirleme süreçlerine meslek odalarının dahil edilmemesi de eleştirilen konular arasında yer alıyor. Ziraat mühendislerinin sürecin dışında bırakılması, bilimsel temelden uzak kararlar alındığı yönündeki eleştirileri artırıyor.
Sessizlik Onay Değil
Üreticiler, tepkisizliğin yanlış yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor. Sahada emek veren kesimin yaşananlara karşı sessiz kalmasının, durumu kabullendiği anlamına gelmediği ifade ediliyor. Üretici cephesinden yetkililere açık bir çağrı yapılırken, daha şeffaf, bilimsel ve adil bir süreç talep ediliyor.





