“ Milletimiz fakir düşmüştür. Memleketimiz harap olmuştur. Bu fakirliğin ve harabenin çeşitli sebepleri vardır. Bunların en önemlisi iktisadi geriliğimizdir ve bu geriliği doğuran biricik sebep de yol bulunmamasıdır. Bu gün dünya, yollara fevkalade önem v
“ Milletimiz fakir düşmüştür. Memleketimiz harap olmuştur. Bu fakirliğin ve harabenin çeşitli sebepleri vardır. Bunların en önemlisi iktisadi geriliğimizdir ve bu geriliği doğuran biricik sebep de yol bulunmamasıdır. Bu gün dünya, yollara fevkalade önem vermiştir. Deniz Yolları, kara yolları, vücuda getirmişlerdir. Hatta Avrupalılar deniz yollarından gelerek bizle rekabet ediyorlar. Nitekim buğday mahsulü memleketimizde bol yetiştiği halde, yollarımızın olmaması yüzünden bir taraftan diğer tarafa nakledilemiyor ve dünyanın öbür ucundan, mesela Amerika’dan gelen unları yemeğe mecbur oluyoruz. Yollarımızı, yüzyılın ve bu günkü terakkinin icap ettirdiği mükemmel bir hale koymak lazımdır. Ancak bu suretle hüküm süren fakirlik ve sefalete çare bulabiliriz.”
Sadece askeri başarılarla elde edilen bağımsızlığın asla sonuç vermeyeceğinin ve kalıcı olmayacağının bilincinde olan Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 Ocak 1923 yılında Kırşehir’den halka seslenişinin bir bölümünü yazdım.
İçinde dünü, bu günü, yarını barındıran kısa bir metin…
Zor olanı hissedebilmek için empati yaparak durumu çözümlemeyi seviyorum. Bu yüzden hadi yine birlikte empati yapalım.
1900’lü yıllarda yaşadığımızı düşleyelim. O günün coğrafyasını, yaşam koşullarını, kültürel yapısını hayal edelim. Hadi biraz daha ileri gidelim ve kendimizi ülkenin lideri olarak hayal edelim.
Neler yapabilirdiniz?
Hem halkınızı onları sömüren düşmandan kurtaracaksınız, hem de devrim yapacaksınız…
Bunu öyle Fransız Devrimi gibi sosyal, kültürel, siyasal, iktisadi ve teknolojik olarak kısacası her alanda ilerleme safhasında olan bir toplumun el ele vererek bütün tabanlarıyla ayaklanması şeklinde değil, aksine yukarıda saydığım her alanda tam anlamıyla çökmüş olan ve çökmeye devam eden bir toplumla gerçekleştireceksiniz.
Üstelik elde, avuçta yokken!
Nasıl da zor değil mi?
Bir tarafta kan emici düşmanlarınız var, bir tarafta halkınız. O halk ki, yanlış yönetimler sonucunda neredeyse bir kabuk ekmeğe muhtaç… Cehalet ve sefalet diz boyu!
Dünya Devrimler Tarihi’nde “Atatürk Devrimi “ ezilen uluslara örnek olan ilk devrim olarak yer almıştır. Elbette ki bu öyle çok kolay olmamıştır. Düşünsenize ABD ile neredeyse sıfır ilişki içinde olan bir ülkenin başındaki liderin yaptığı başarılı devrimler dolayısıyla Yeni Dünya düzeyinde bir toplum inşa etmek için mücadele veriyorsunuz.
Gerçekten hiç kolay değil…
Gazi’nin en büyük özelliği “ Halkına “ inanmış olmasıydı…
Ve sorunların asla savaşla çözülmeyeceğine.
Şehrini yağmalayan düşmanın bayrağını “ Ayağının altına almayı ret edecek kadar “ insancıldı.
İnsanlığı barış içinde yaşatma tutkusu öyle bir dereceye varmıştır ki, şahsen savaşmış olduğumuz bütün ülkelerle dost kalabilmek için büyük çabalar harcamıştır. İngiltere, Rusya, Fransa, Balkan ülkeleri ve yeni kurulan Arap ülkeleriyle dostluk ilişkileri başlatmıştır. Dünyanın en tehlikeli bölgesi sayılan Balkanlara, Balkan Antantıyla ve Sadabad Paktını imzalayarak Irak, İran ve Afganistan’ın bulunduğu bölgelere barışı getirtmiştir.
Vatan toprakları üzerinde yaşayan halklar arasında “Renk, din, ırk “ ayrımcılığı yapmadan, kadına seçme ve seçilme hakkını veren reformcu ve yanı ile halkların refahı için uğraşarak, sömürgecilik ve emperyalizme karşı mücadele etmiştir.
Tüm bunları güçlü iradesiyle birleştirdiği berrak zekâsı sayesinde hedeflerini belirleyerek, nerede durması gerektiğini bilerek yapmıştır. Bu çizgi onu diktatörlükten sıyırarak ölümünden tam 75 yıl sonra bile lider olma özelliğini korumasına neden olmuştur.
Dolayısıyla “ Lider “ olmak çok zor zanaat! Kazandığınız edinimleriniz olduğu gibi kaybettikleriniz de olacaktır. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kaybettiği tek şey vardı...
İngiltere Osmanlı Ordularını Irak’tan çıkarabilmek için 10 milyon sterlin para harcamıştı, fakat Mondros Mütakeresi’ne aykırı olarak işgal ettiği Musul bölgesini elde tutabilmek için ve ayaklanan Arapları da kazanabilmek uğruna bu paranın 6 misli para harcamıştı.
Buna karşılık ne parası ne de savaşacak gücü olmayan ülkemizin boyun eğmekten başka çaresi yoktu ne yazık ki.
1937 yılında Kuzey Afrikalı yazar M. Esad tarafından kaleme alınan “ Allah est Grand “( Allah büyüktür) adlı kitabında yazar Atatürk’ün başarılarını baştan ayağa över, sadece Musul’da başarısız olduğunu söyleyerek, ekler “ Atatürk her yerde kazandı, sadece bir yerde kaybetti: Musul… Allah büyüktür ama Petrol daha büyüktür”.
Şükranla anıyorum… Huzur içinde uyu Atam.
“ Lider “ olmak çok zor zanaat! Kazandığınız edinimleriniz olduğu gibi kaybettikleriniz de olacaktır. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kaybettiği tek şey vardı...