Ramazan ayının manevi huzuru ve bedensel arınma süreci başlarken, milyonlarca sigara kullanıcısı için kritik bir döneme girildi. Gün boyu süren uzun açlık ve susuzluk sonrası, vücudun en çok oksijene ve besine ihtiyaç duyduğu iftar anında yakılan ilk sigara, sanılanın aksine sadece bir "keyif" değil, vücut için tam bir biyolojik şok anlamı taşıyor. Türkiye’de yaklaşık 19 milyon kişiyi pençesine alan bu alışkanlık, iftar sofralarında ani tansiyon yükselmelerinden kalp krizlerine kadar geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor. Peki, Ramazan bu bağımlılıktan kurtulmak için nasıl bir fırsata dönüştürülebilir?
İftar Sonrası İlk Sigaranın Vücuttaki Yıkıcı Etkisi
Tüm gün tütünden uzak kalan vücutta nikotin ve karbonmonoksit düzeyleri minimuma iner. Ancak iftarın hemen ardından üst üste içilen sigaralar, kanda bu maddelerin aniden zirve yapmasına neden olur. Bu durum, damarların hızla daralmasına ve hayati organlara giden oksijen miktarının kesilmesine yol açar. Uzmanlar, bu ani yüklenmenin kan basıncında dalgalanmalar yaratarak özellikle tansiyon hastalarında beyin kanaması riskini artırdığını vurguluyor. Oruç sonrası yorgun düşen kalbiniz, bir de sigaranın yarattığı çarpıntı ile baş etmek zorunda kalırken, kalp krizi riski en üst seviyeye çıkıyor.
Sindirim Sistemi ve Kan Şekeri Dengesi Bozuluyor
Sigara sadece akciğerleri değil, mideyi de doğrudan hedef alır. Uzun süreli açlıktan sonra mide asidinin en yoğun olduğu iftar saatinde içilen sigara, mide çeperini tahriş ederek gastrit ve reflü gibi sorunları tetikler. Ayrıca, iftarda tüketilen besinlerle yükselen kan şekeri, sigaranın etkisiyle insülin dengesizliğine uğrar. Bu durum kişide ani tatlı krizlerine, iftar sonrası geçmeyen halsizliğe ve kronik yorgunluğa neden olur. Sindirim sisteminin düzgün çalışabilmesi için vücudun sigara dumanına değil, suya ve lifli gıdalara ihtiyacı vardır.
Sigarayı Bırakmak İçin Ramazan Bir Dönüm Noktası
Günde 14-16 saat sigara içmeden durabilen her birey, aslında bu bağımlılığı yenebileceğini kanıtlamış sayılır. Sigarayı bıraktığınız ilk 20 dakikadan itibaren vücudunuz onarım sürecine başlar; 8. saatte oksijen seviyesi düzelir, 24. saatte ise akciğerler temizlenmeye başlar. Ramazan ayı boyunca bu süreci devam ettirmek, 10. yılın sonunda bir hiç içmemiş kişiyle aynı kalp krizi riskine sahip olmanızı sağlayabilir. Sağlık Bakanlığı ve Yeşilay gibi kuruluşlardan destek alarak, bu ayı tütünsüz bir hayatın ilk adımı olarak değerlendirmek hem sağlığınızı hem de bütçenizi koruyacaktır.




