Düşmanın vefasızlığını anlarım.
Düşmanın kötülük yapması için haklı sebep gerekmediğini de.
Adı üstünde,
Düşman.
Varlığın onun menfaatlerine aykırı olması yeterlidir.
Hatta şimdi olmasa da,
Gelecekte olma ihtimali de bir nedendir ihanet için.
Ama,
Libya halkının,
40 yıllık Liderleri Kaddafi'yi linç etmesi,
Tarihte eşi ender görülen bir ihanet örneği  olarak görülecektir.
Ki dünya sahnesinde esemesi okunmayan,
İtalyanların iliklerine kadar sömürdükleri bir ülkeyi emperyalistlerden kurtaran,
Halkına mutluluk ve refahtan başka bir şey vermeyen.
Kendisi azametli,
Hatta kibirli pozlar verse de,
Belki de öyle algılansa da,
Genellikle çadır yaşamını seven geçmişi mütevazi bir  komutan,  yaptıklarıyla bir kahramandı.
Öldürdüler.
Öldürttüler.
Kendi halkına.
Ekmeğini yediği,
İmkanlarını çoğalttığı halkına hunharca katlettiler.

Peki ya şimdi.
Üzgünüm ama ey bedevi cahilleri,
Ey çöl yılanları!
Açlıktan ve acılardan kuruyacağınız yıllar uzak değildir.
Zira bu günah sizi asla abat etmez artık.

DEMEK 72 CEMAAT KURDUNUZ!

Siyonist Yahudiler,
"Biz Türkiye'de 72 cemaat kurduk" diyorlar.
Hoppala!
Şimdi ayıkla pirincin taşını.
Bu durum öyle GDO'lu mısıra benzemez.
Çok çok daha daha kötü bir durumdur bu.
*
Din adına aldatır bunlar.
Allah'la aldatır bunlar.
Çocuklara sarkar bunlar.
Bunlar kuransız din üretirler.
Dedikodularla,
Hikayelerle,
Hurafelerle din satarlar.
*
Kuran'dan hiç hoşlanmazlar.
Bunlar,
Körler sağırlar,
Birbirlerini ağırlarlar.
*
Hep dedim ve diyorum.
Nerede Diyanet!
Nerede Devlet.
Kurtarın artık  bu milleti,
Bu proje yılan ve  yılanlarından .
Bu pislik sürülerinden.
Yeter artık!
Nerde devlet?
*
İşte Adnan Oktar vakası.
İşte Kedicikler masumiyeti(!)
İşte kara para aklamaları.
İşte din diye insanlara sundukları rezalet.
*
Devamı gelmeli...
Derhal  devamı gelmeli.
Müminler de bir moral bulmalı,
Bir "Oh!" demeli artık!

ŞU DÜĞÜN KONVOYLARI

Evlikler, insanın içinden mutluluklar dilemesi gereken kutsal bir hayat yolculuğudur.
Haliyle gelin/damatın sevenleri de mutlu olurlar.
Ama bu mutluluğun hiç mi kontrolü olmaz.
Hiç mi efendilik tarafı yoktur.
Bu güzel gün zıpırlık yapma günümü dür?
Ne demek konvoy yapmak.
Ne demek trafiği aksatmak.
Ne hakla!
O yolda herkes düğün yolcusu değil.
O yolda son nefesini vermek üzere olan babasına,
Annesine yetişmek isteyen uzun yol yolcuları vardır.
Hastaneye yetişmesi gereken insanlar vardır.
Söz verdiği saatte randevusuna yetişmek isteyen insanlar,
vardır da vardır...
Ama sen gel.
Yollarda slalomlar yap.
Arkandaki araçları geçirtme.
İnsanların öfke krizlerine girmesine neden ol.
Bu yollar sizin malınız değildir.
Kaldı ki öyle de olsa yine de edep yahu.
İşte istediğim,
Bu gibilere derhal müdahale edilmeli.
Bu tehlikeli şımarıklığa bir son verilmelidir.

ELLERİN KIRILSIN

Önceki gün,
Harran Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde,
Görevi esnasında taşla yapılan saldırı sonucu bir doktor ağır yaralandı. 

Olay,
Çocuk acil servisinde 22.30 sıralarında meydana geldi.
Nedeni,
Bir ahlaksız,
Bir merhametsiz,
Bir canavar ruhlu babanın doktor ile tartışması üzerine yaşandı.
*
Çocuğunu yüksek ateş şikayeti ile hastaneye getiren baba,
Çocuğunun tedaviye alınmasına rağmen  ateşinin düşmemesi nedeniyle,
Eline geçirdiği kaldırım taşı ile
Dr. Yalçın'a saldırıp genç asistanı komalık ediyor...
Doktorun yoğun bakım ünitesinde tedavisi ve hayati tehlikesi devam ediyor
*
Yahu be adam!
Tut ki haklısın.
Yapman gereken bu canavarca saldırı mıdır?
Ya da şayet haklı isen,
Hakkını hukuki yollarla aramak gerekmez mi?
*
Yahu sen ayı mısın?
Çakal mısın?
Domuz musun?
Nesin sen ulan.

FIKRA

Nasrettin Hoca bir gün camide vaaz edecekmiş.
Cemaate:
- Ey cemaat! Size,ne söyleyeceğimi biliyor musunuz, demiş.
Cemaat 'bilmiyoruz' diye ses yükselince. Hoca:
- Madem bilmiyorsunuz bilmeyin daha iyi demiş.
Hoca minberden inip, gitmiş. Cemaat merak içinde kalmış.
Ertesi gün Hoca yine aynı soruyu sormuş:
- Ey cemaat! Size, ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?
Cemaat bu sefer anlatsın diye 'biliyoruz' demiş.
Bunun üzerine Hoca:
- Biliyorsanız niye anlatayım ki, demiş.
Yine minberden inip gitmiş. Cemaatin merakı iyice artmış. Bu sefer aralarında kararlaştırmışlar.Hoca bir daha sorarsa 'kimimiz biliyoruz, kimimiz bilmiyoruz' diyeceklermiş. Ertesi gün Hoca yine aynı soruyu sorunca 'kimimiz biliyoruz, kimimiz bilmiyoruz' demişler. Nasrettin Hoca'da :
- O zaman bilenler, bilmeyenlere anlatsın, demiş.