Bugüne kadar yazdık, konuştuk. İlk kez fındık konusu herkesin anlayabileceği dilden ve objektif olarak değerlendirildi.

Hikmet Yıldız’ı unuttunuz dimi? ANASOL-M hükümetinin Ticaret ve Sanayi Bakanlığı Teşkilatlandırma Genel Müdürü idi. Sadece FKB’ye değil, Türkiye’deki tüm Üretici Birliklerinin teşkilatlanmasını denetleyen isimdi.

MHP’den bir kaç kez milletvekili aday adayı oldu, seçilecek yere konulmadı. İYİ Partide Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ile birlikte idi, ayrıldılar ve Kutlu Partiyi kurdular. Kutlu Partide şimdi Genel Başkan yardımcısı.

Hikmet bey, fındıkla ilgilenen üretici, küçük alıcı-büyük tüccar ve ihracatçılar, Ziraat odaları ile Ticaret Borsalarının tüm yöneticilerinin okuması gereken objektif bir değerlendirme yapıp bana göndermiş:

Evet fındıkta hala lideriz..

Türkiye, dünya fındık üretiminin ve ihracatının tartışmasız lideri konumundadır.

Yaklaşık bir buçuk ay sonra başlayacak olan 2026 yılı fındık hasat dönemi, yalnızca yerel tarım ekonomisini değil, küresel gıda endüstrisini de doğrudan şekillendirecektir.

Bu öncü konum, Türkiye’ye küresel piyasada fiyat belirleme gücü verirken; aynı zamanda dünya arz liderliğini sürdürme ve yerli üreticisinin emeğini koruma sorumluluğunu da yüklemektedir. Bu dinamikler ışığında, hem Türk çiftçisinin refahını ve kârlılığını güvence altına alacak, hem de küresel alıcıların tedarik istikrarını koruyacak rasyonel bir ulusal fındık politikası hayati önem taşımaktadır.

Dünyada 1.4 milyon ton rekolte

Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi(INC) verilerine göre, 2026–2027 sezonunda dünya genelinde fındık rekoltesinin 1 milyon 432 bin ton civarında gerçekleşmesi beklenmekte. Bu üretimin aslan payı Türkiye’ye aittir: Türkiye 2026 üretim rekoltesi yaklaşık 810 bin ton olup Dünya fındık üretiminin yaklaşık % 57'si tek başına Türkiye tarafından karşılanacaktır.

300-350 TL arası uygun

Devreden stoklar(yaklaşık 150 bin ton) eklendiğinde, Türkiye bu sezon 960 bin tona yakın bir toplam arz hacmi yönetecektir. Bu muazzam hacim, dünya fındık arzının yaklaşık % 66’sına tekabül etmektedir.

Sürdürülebilir bir fiyat politikasının temel sacayağı, üreticinin reel maliyetlerinin doğru analiz edilmesi ve enflasyon karşısında üreticinin ezdirilmemesidir.

Toprak Mahsulleri Ofisi(TMO), 2025-2026 sezonunda kabuklu fındık alım fiyatlarını Levant kalite için 195 TL/Kg, Giresun kalite için ise 200 TL/Kg olarak belirlemişti. 2026 Yılı Maliyet Baskısı: Saha dinamikleri, artan yaşam maliyetleri ve lojistik/iaşe giderleri eklendiğinde, bu sezon fiili günlük hasat yevmiyelerinin piyasada enaz 2.000 TL – 2.500 TL seviyelerine ulaşması beklenmektedir. Bu durum, üreticinin toplam maliyet yükü içinde işçilik payını dramatik şekilde artırmaktadır.

2026 Yılı Taban Fiyat Beklentisi: İşçilik maliyetlerindeki bu yukarı yönlü seyir ve diğer tarımsal girdi (gübre, ilaç, patoz) artışları yan yana konulduğunda; üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi, bahçe bakım motivasyonunu koruması ve sürdürülebilir bir kâr elde edebilmesi için kabuklu fındık taban fiyat dengesinin en az 300 TL ile 330 TL bandının altında kalmaması bir zorunluluk haline gelmektedir. Yeni sezon fındık politikasının temel felsefesi, "Üreticide İstikrar, Küresel Pazarda Güven" ilkesine dayanmalıdır. Bu doğrultuda atılması gereken adımlar şunlar olmalıdır:

1. Üretici Kabulü ve Sürdürülebilir Kârlılık: Belirlenecek taban fiyat, çiftçinin bahçeye küsmesini engelleyecek, maliyetlerin üzerinde net bir refah payı (kâr marjı) içerecek ve hasat başlamadan önce ilan edilerek piyasadaki bilgi kirliliğinin önüne geçilmelidir.

2. Küresel Talep ve Alıcı Dengesi: Türkiye fındıkta tekelleşme algısı yaratmak yerine, fiyat istikrarı sağlayan güvenilir bir üretici imajı çizmelidir. Çok yüksek ve agresif fiyat oynamaları küresel sanayiciyi alternatif ürünlere ya da diğer üretici ülkelere (Şili, ABD) yönlendirebilir. Dengeli bir fiyatlama, Türk fındığının küresel alıcı ve tüketim alışkanlıklarındaki yerini sağlamlaştıracaktır.

3. Kamusal Regülasyon ve Lisanslı Depoculuk: TMO ve Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK) eşgüdümünde, serbest piyasada oluşabilecek ani fiyat düşüşlerine karşı güçlü bir müdahale alım mekanizması hazır tutulmalıdır. Lisanslı depoculuk teşvik edilerek, fındığın pazara zamana yayılarak sunulması sağlanmalıdır.

Sonuç olarak; 2026 fındık sezonunda uygulanacak akılcı politika; Türk çiftçisinin alın terini enflasyona karşı korurken, dünya sanayisine de öngörülebilir bir hammadde akışı vaat etmelidir. Yaklaşık 810 bin tonluk bu muazzam rekolte, doğru bir fiyat politikası ve güçlü bir finansal regülasyonla yönetildiği takdirde, hem yerli üreticinin cebini güldürecek hem de Türkiye’nin küresel ticaret hacmine milyarlarca dolarlık net katma değer sağlamaya devam edecektir.”