Uzun bir aradan sonra yeniden beraberiz. Özlemişim. Köşemi, yazılarıma büyük ilgi gösteren okurlarımı ve sizlerden gelen birbirinden ilginç yorumları. Önce yanıt vereyim; neden bu kadar zaman köşe yazılarıma ara verdim? Hemen söyleyeyim; ilk şiir kitab

Uzun bir aradan sonra yeniden beraberiz. Özlemişim. Köşemi, yazılarıma büyük ilgi gösteren okurlarımı ve sizlerden gelen birbirinden ilginç yorumları. Önce yanıt vereyim; neden bu kadar zaman köşe yazılarıma ara verdim? Hemen söyleyeyim; ilk şiir kitabımı baskıya hazır hale getirdim. Aralık ayında tüm bayilerde olacak inşallah. Umarım beğenirsiniz. Kitapla ilgili konuyu şimdilik kapatıp esas konu olan köşe yazıma gelelim. Gelin hep birlikte AKP’nin iktidar olduğu 2002 yılına gidelim. Tayyip Erdoğan güzel bir rüzgar almıştı arkasına. Çünkü her kesimden oy alıp büyük bir destekle iktidar görevini devir almıştı. Türk halkına ve tüm dünya’ya gerçek bir Demokrasi vaat ederek herkese eşit davranacağını söylemişti. Türk halkı da ona Allah’tan korkan, inancı sağlam ve dürüst siyasetçi görüntüsü veren bir lider olarak oyunu vermişti. Kısacası gelecek vaat etmişti insanlara, gelecek hüsran oldu maalesef. Türk halkına eşit davranmadı, aksine daha çok ayırımcılık yaptı. Gezi eylemlerinin ilk gününde “Yüzde elliyi evinde zor tutuyorum” diyerek halkın bir bölümünü diğer bir bölümüne karşı kışkırtarak topluma daha öç alma, ayrıştırma tohumları ekti. Ve çok geçmeden “evinde zor tutuyorum”  dediği kişiler Palasını alarak Taksim de masum bir kadına saldırdı ve bu Palalı şahıs elini kolunu sallayarak yurtdışına tatile çıktı. Gezi Parkı olaylarında ölen gencecik insanlar için bir kez bile üzüldüğünü söylemeyen Erdoğan, Mısır’daki katliam sırasında yaşamını yitiren, kendisiyle aynı dünya görüşüne sahip birinin 17 yaşındaki kızı için hüngür, hüngür ağladı. Gezi Parkı olaylarında öldürülen yaşları 19 ile 26 arasında değişen gençlerin feci şekilde öldürülmesine ilişkin ise bugüne kadar ailelerine başsağlığı bile dilemedi. Dini iktidarları referans alanlara sözüm! Kuran her harfinde eşitlikten bahseder. Sizin insanlara vaat ettiğiniz eşitlik bu mu? Halkın söz hakkının olmadığı, yönetenlerin kararlarının tartışılmaz ve kesin olduğunun telkini yapılan bir ülkeye dönüşmüş olmamızı sorgulamamız gerekiyor. Demokrasi, insan hakları ve özgürlük isteyen halkın sokaklarda öldürüldüğü bir ülkede siz demokrasiden söz edebilir misiniz? Dante’nin en bilinen eseri, İlahi Komedya da anlattığı gibi ''halkı yönetenlerin, hırsları kinleri ve ihtirasları devam ettikçe, bir gün o devlet parçalanmaya mahkûmdur'' diyor. Dante'nin 700 yıl önce söylediği bu sözler, dilerim şimdi bizim ülkemizde yaşanıyor olmasın... Atatürk devrimleriyle üstesinden gelindiğini sandığımız ve yeniden hortlatılan bu Efendi-kul kültürüne topyekûn karşı çıkmalıyız. Nitekim bir şeriat toplumu olma yolunda hızla ilerliyoruz. Başbakan; “Tek dil, tek bayrak, tek din, tek devlet” demişti. Erdoğan’ın en son beyanı:  “Tek dil ve tek dine hayır diyoruz” Tek dili, tek bayrağı, tek vatanı ve andımızı yok ettiler. Türkiye’de artık tartışılmaz en büyük gerçek, Türklüğü ortadan kaldırmak için seferberlik başlatılmıştır. Türklüğe karşı yapılan her türlü faaliyetin sponsorları yine devlet ihaleleri ile ayakta duran ve ya tutulan zümrelerdir. Değişim dedikleri şey bu herhalde. Ülkede vatan ve millet hassasiyeti olan kişi ve grupları susturmak, sindirmek, korkutmak için ellerindeki bütün imkânları, bürokrasiyi, polisi, istihbaratı devreye koyuyorlar. AKP bürokrasinin “Ne mutlu Türküm diyene” yazılarının kaldırması da, kamu kurumlarından “TC“ ibaresinin kaldırması da, “milliyetçiliği ayaklarımın altına alıyorum“”söylemleri de hep bu stratejinin eseridir.   Siyasi görüşü ne olursa olsun, hangi ideolojik gruba mensup olursa olsun, “Ne Mutlu Türküm Diyene” ifadesiyle taçlandırdığımız andımıza tüm milletimizin sahip çıkması lazım. Türk’üz ve Elhamdülillah Müslüman’ız ama şimdi milli kimliğimiz Türklüğümüze sahip çıkmamız gerekiyor. AKP iktidarı boyunca Türklük her cepheden saldırı görmüştür maalesef. Ve son olarak BOP Eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile öğle yemeği yiyen Avrupa Direktörü Gross; "Bana anayasanın ilk 3 maddesi gibi Türklük vurgusu yapan maddelere artık ihtiyaç kalmadığını söyledi" diyerek bugünkü iktidarın Cumhuriyet e olan alerjisini deşifre etmiştir. Recep Tayyip Erdoğan'ın artık gerek kalmadı dediği şu üç maddeye bakar mısınız lütfen. Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı "İstiklal Marşı"dır. Başkenti Ankara'dır. Recep Tayyip Erdoğan bu maddelerin içeriğinden neden rahatsızdır? Mensubu olduğu BOP Eşbaşkanlığı görevi mi, yoksa nedir bu Türk düşmanlığı? Buna bir açıklık getirmelidir. Zaten Emperyalistlerin en belirgin özelliğidir, bir ülkede dini veya dili yok etmek istiyorsan aynı dinden ve aynı dilden maşa kullanırlar ki inandırıcı olsun. AKP, Cumhuriyeti ve Atatürk Türkiye’sini yıkacağını, yerine şeriatçı bir İslam Federe Cumhuriyeti kuracağını sanıyor ve bu alanda epey yol aldığı, epey yol kat ettiği bir gerçektir. Bunu inkâr edemeyiz zaten. Ama bilinmesi gereken bir gerçek daha vardır: Ne kadar yol alırsa alsınlar, yine de son söz Türk milletinin olacaktır. Son sözü Türk Milleti söyleyecektir. Atatürk’ün temelini attığı laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Atatürk devrimleri ile özgürlüğü tatmış, ışığı, aydınlığı görmüş bir ulusuz biz. Bizi yeniden karanlığa gömecek yönetim şekline karşıyız. Zira bir ulus olabilmek için 90 yıl mücadele verdik. Bu özgürlüğü 90 yıl önce tattık. 90 yıl uğraş verdik bu uğurda. Türk milleti Türklüğüne ve Cumhuriyetine sahip çıkacak, Türklüğü ve Cumhuriyeti hedef alanlardan hesap soracaktır. Gelecek seçimlerde bunun izlerini görüyorum. Cumhuriyetimize bağlılığımızı, sevgimizi, Atatürk devrimleriyle aydınlanan yolumuzu dosta düşmana göstermenin günü 29 Ekim Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun. Saygılarımla...