Karadeniz'in hırçın dalgaları bilir. Dağları bilir. Rüzgârı bilir. En çok da bu şehrin çocukları bilir ki, Trabzonspor hiçbir zaman yalnızca futbol olmadı. Trabzonspor, bazen bir işçinin nasırlı ellerinde taşınan umut oldu. Bazen gurbette memleket hasreti çeken bir insanın gözlerinde biriken yaş. Bazen de bir çocuğun, eski bir radyodan duyduğu gol sesine yüklediği koca bir hayal.

1967 yılında kurulan Trabzonspor, aslında bir kulüpten önce bir itirazdı. Kaderine razı olması beklenenlerin itirazı. İstanbul’un merkezi ne derse o olur, anlayışına karşı yükselen sessiz ama sarsıcı bir başkaldırı. Kimsenin davet etmediği bir sofraya kendi emeğiyle oturan Anadolu'nun onurlu yürüyüşü. Sonra. Tam elli yıl önce. Bir kupa havaya kalkmadı O gün. Bir şehir ayağa kalktı. Bir bölge ayağa kalktı. Anadolu ayağa kalktı.

Yıllarca büyüklerin arasında figüran olması beklenen bir kulüp, sahnenin tam ortasına yürüdü. Sadece şampiyon olmadı. Ezberleri yendi. Önyargıları yendi. Korkuları yendi. Milyonlarca insana şu gerçeği öğretti. İnanan bir yüreğin karşısında hiçbir düzen sonsuza kadar ayakta kalamaz. İşte bu yüzden Trabzonspor'un hikâyesi kupalarla anlatılamaz. Çünkü bu hikâye puan cetvellerine sığmaz. Bu hikâye bir babanın oğluna bıraktığı bordo-mavi atkıda yaşar. Bu hikâye mezar taşlarına bırakılan formalarda yaşar. Bu hikâye kilometrelerce uzakta, Amerika’da,Kanada’da, Brezilya’da, Çin’de. Japonya’da yaşayan insanların Biz Trabzonspor’luyuz derken seslerinin titremesinde yaşar.

Çünkü Trabzonspor bazen özlem olur. Bazen çocukluk olur. Bazen kaybedilmiş insanlara açılan bir hatıra kapısı olur. Yıllar geçer. Futbolcular değişir. Teknik adamlar değişir. Statlar değişir. Ama değişmeyen tek şey vardır. Bu sevdanın kalplerde bıraktığı iz.

Kuruluşunun 59. yılında ve ilk şampiyonluğunun 50. yıl dönümünde Trabzonspor'a baktığımızda, aslında zamana meydan okuyan bir karakter görüyoruz.

Bir şehrin inadını. Bir halkın onurunu. Bir coğrafyanın hayallerini. Ve her şeye rağmen yeniden ayağa kalkabilme cesaretini görüyoruz. Belki bunun için milyonlar seviyor Trabzonspor'u. Çünkü herkes biraz kendini görüyor onda. Bu satırları yazan bende görüyorum kendimde onu. İlmek ilmek…

Düşüp yeniden kalkmayı. Yok sayılıp yeniden var olmayı. Uzakta bırakılıp yeniden merkeze yürümeyi. Trabzonspor'un gerçek kupası işte budur. Milyonlarca kalpte kurduğu o görünmez taht.

Ne zaman Karadeniz'e akşam inse, ne zaman tribünlerden bir bordo-mavi türkü yükselse, bu şehrin çocukları aynı gerçeği hatırlayacaktır. Trabzonspor bir futbol kulübü değil. Bir inancın, bir direnişin ve asla teslim olmayan bir sevdanın adıdır. Bazı sevdaların yaşı olmaz.

59 yıl da geçse.259 yıl da geçse…

Karadeniz'in dalgaları kıyıya vurdukça, bordo ile mavi gökyüzünde yan yana durdukça, Trabzonspor bu ülkenin en güzel başkaldırısı olarak yaşamaya devam edecektir.