Kiralık konutlarda birçok kişi, kirasını düzenli ödediği sürece evden çıkarılamayacağını düşünüyor. Ancak Türk Borçlar Kanunu’na göre kiracının sorumluluğu yalnızca kira bedelini zamanında ödemekle sınırlı değil. Kiracının evi sözleşmeye uygun kullanması, komşulara saygılı davranması, ortak yaşam kurallarına uyması ve taşınmaza zarar vermemesi gerekiyor. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde ev sahibi, somut delillerle tahliye sürecini başlatabiliyor. Özellikle davranışların apartman sakinleri için çekilmez hale gelmesi durumunda 30 günlük ihtar süresi de beklenmeyebiliyor.

Aldatıcı Reklamlara 23 Milyon Liralık Ceza
Aldatıcı Reklamlara 23 Milyon Liralık Ceza
İçeriği Görüntüle

Kiracı Tahliyesinde Kira Ödemesi Tek Başına Yeterli Değil

Kiracı tahliyesinde en çok bilinen gerekçelerden biri kira borcunun ödenmemesi olsa da, kanun yalnızca bu durumu esas almıyor. Türk Borçlar Kanunu’na göre kiracının, kiralanan konutu özenle kullanma yükümlülüğü bulunuyor. Bu yükümlülük, evin amacına uygun kullanılması, bakım ve temizliğinin sağlanması, komşuluk hukukuna aykırı davranışlardan kaçınılması gibi başlıkları kapsıyor. Yani kiracı her ay kirasını eksiksiz ödese bile, apartmanda huzuru bozan davranışları nedeniyle tahliye davasıyla karşı karşıya kalabiliyor. Bu nedenle kiralık konutta oturan kişilerin yalnızca ödeme düzenine değil, ortak yaşam kurallarına da dikkat etmesi gerekiyor.

Hangi Davranışlar Tahliye Nedeni Sayılabilir?

Kiracının tahliyesine yol açabilecek davranışlar, özellikle ortak yaşamı zorlaştıran ve çevreye rahatsızlık veren durumlarda gündeme geliyor. Sürekli gürültü yapmak, apartman veya site yönetim planına aykırı hareket etmek, bina sakinlerinin huzurunu bozmak ve uyarılara rağmen aynı davranışları sürdürmek tahliye nedeni olarak değerlendirilebiliyor. Bunun yanında kiralanan konutun sözleşmede belirtilen kullanım amacı dışında kullanılması da ciddi bir ihlal sayılıyor. Mesken olarak kiralanan bir evin depo, iş yeri, imalathane ya da yasa dışı biçimde günlük kiralık daire haline getirilmesi, ev sahibine haklı fesih ve tahliye davası açma hakkı tanıyabiliyor.

30 Günlük İhtar Şartında Kritik İstisna Bulunuyor

Yasal prosedüre göre, kiracının komşuluk kurallarına veya özen borcuna aykırı davrandığı durumlarda ev sahibinin öncelikle yazılı ihtar göndermesi gerekiyor. Noter kanalıyla gönderilen bu ihtarnamede kiracıya olumsuz davranışı düzeltmesi için en az 30 gün süre tanınması gerekiyor. Ancak kanun, bazı durumlarda bu sürenin beklenmesini zorunlu tutmuyor. Kiracının davranışları apartman sakinleri açısından tamamen çekilmez hale gelmişse veya kiracı eve kasten ağır zarar vermişse, ev sahibi doğrudan tahliye davası açabiliyor. Bu istisna, özellikle huzursuzluğun ciddi boyuta ulaştığı durumlarda mülk sahibine daha hızlı hareket etme imkânı sağlıyor.

Mahkeme Soyut Şikâyet Yerine Somut Delil Arıyor

Kiracı tahliyesi sürecinde yalnızca “komşular rahatsız” ya da “apartmanda istenmiyor” gibi genel ifadeler yeterli kabul edilmiyor. Sulh Hukuk Mahkemeleri, özen borcuna aykırı davranışların somut delillerle ispatlanmasını bekliyor. Bu nedenle ev sahiplerinin yaşanan olayları resmi şekilde kayıt altına alması büyük önem taşıyor. Gürültü veya huzursuzluk yaşandığında polis ya da jandarma ekiplerince tutulan tutanaklar, mahkemede güçlü deliller arasında yer alıyor. Bunun yanında apartman yönetim defterine işlenen şikâyetler, yönetim tutanakları, yazılı dilekçeler ve komşuların tanık beyanları da tahliye davasının seyrini etkileyebiliyor.

Ev Sahipleri Hak Kaybı Yaşamamak İçin Dikkatli Olmalı

Gayrimenkul hukuku açısından bakıldığında, kiracı tahliyesi ciddi bir ispat süreci gerektiriyor. Ev sahiplerinin hak kaybı yaşamaması için yaşanan her olumsuz durumu zamanında belgelemeleri gerekiyor. Özellikle sürekli gürültü, ortak alan ihlali, taşınmaza zarar verme veya konutu amacı dışında kullanma gibi durumlarda resmi kanalların devreye sokulması önem taşıyor. Apartman yönetimiyle yazılı iletişim kurulması, olayların tarih ve saat belirtilerek kayıt altına alınması ve gerektiğinde kolluk kuvvetlerine başvurulması, davada güçlü bir dayanak oluşturabiliyor. Kiracılar açısından ise bu süreç, kira ödemesinin yanında ortak yaşam sorumluluklarının da ihmal edilmemesi gerektiğini gösteriyor.

Kiracı ve ev sahibi ilişkilerinde kira ödemesi kadar ortak yaşam kurallarına uyum da büyük önem taşıyor. Kanuna aykırı davranışların tahliye sürecine dönüşmemesi için tarafların hak ve sorumluluklarını bilmesi, sorunların büyümeden kayıt altına alınması ve yasal zeminde hareket edilmesi gerekiyor. Siz de kiracı tahliyesinde 30 gün şartı ve ortak yaşam kurallarıyla ilgili düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

Kaynak: gzt