Sosyal medya platformları günümüzde sadece birer iletişim aracı değil, aynı zamanda kamuoyunun şekillendiği ve gündemin belirlendiği ana merkezler haline geldi. Ancak bu mecraların sunduğu anonimlik, beraberinde dezenformasyon ve itibar suikastı gibi ciddi sorunları da getiriyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek, toplumsal huzuru bozmaya yönelik girişimlerin önüne geçmek amacıyla "sahte hesap" dönemini bitirecek yeni bir yasal düzenlemenin sinyallerini verdi. Bakanlık bünyesinde yürütülen bu çalışma, sanal dünyada dijital güvenliği sağlamayı ve provokasyonların kaynağını kurutmayı amaçlıyor.
Klavye Delikanlılığı Devri Sona Eriyor
Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya düzenlemesine ilişkin yaptığı açıklamada oldukça net bir mesaj verdi: "Klavye delikanlılığı yapan artık açık kimliğiyle yapacak." Anonim profillerin arkasına sığınarak yapılan hakaretlerin ve yalan haber paylaşımlarının hukuk devletinde karşılıksız kalmayacağını vurgulayan Gürlek, kullanıcıların gerçek kimlikleriyle platformlarda yer alması gerektiğini belirtti. Bu düzenleme ile birlikte, özellikle toplumsal meselelerde kaos yaratmaya çalışan sahte profillerin dijital izleri artık gizli kalamayacak.
Sahte Hesaplar İçin Kapatma Kararı
Yeni düzenleme kapsamında bir geçiş süreci öngörülüyor. Bu süreçte, kimlik doğrulaması yapmayan ve gerçek hesaba dönüşmeyen tüm sahte hesapların kapatılması gündemde. Bakan Gürlek, bu adımın amacının kimsenin özel hayatının sosyal medya üzerinden tartışılmasını veya bireylerin itibar suikastına uğramasını engellemek olduğunu ifade etti. Yurt dışındaki vatandaşlar için de pasaport ve cep telefonu doğrulaması şartının getirileceği belirtilirken, bu hamlenin dijital dünyada hesap verebilirliği artırması bekleniyor.
Avukat-Müvekkil Görüşmelerine Güvenlik Düzenlemesi
Gündemdeki bir diğer önemli konu ise avukat ve müvekkil görüşmelerindeki kısıtlama iddialarıydı. Bakan Gürlek, bu konuda somut ve ciddi bir güvenlik riski oluştuğunda hakim kararıyla tedbir alınabileceğini söyledi. "Bir görüşme delillerin yok edilmesine ya da örgütsel talimat aktarımına araç haline geliyorsa, hukuk devleti buna kayıtsız kalamaz," diyen Gürlek, bu uygulamanın her görüşmede değil, sadece mahkeme kararı ve somut tespit olması durumunda geçerli olacağını, AİHM kararlarının da terör suçlarında bu kısıtlamaları makul gördüğünü hatırlattı.




