Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ölümüne ilişkin yeniden yapılan yargılamada önemli bir gelişme yaşandı. Yargıtay’ın bozma kararının ardından bugün Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tanık beyanları dinlendi, sanıklar yeniden ifade verdi ve mahkeme heyeti dosyadaki deliller ışığında ara kararını açıkladı. Özellikle sanık Yusuf Aydemir’in telefon kayıtları, tanık anlatımları ve olay gününe ilişkin çelişkili beyanları salonda dikkatle tartışıldı. Duruşma boyunca zaman zaman gergin anlar yaşanırken, anne Şükran Aydemir’in avukatı sanıkların tutuklanmasını talep etti. Mahkeme, Yusuf Aydemir hakkında “kasten öldürme” suçuna ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu kanaatine vararak tutuklama kararı verdi ve yargılamayı 10 Nisan 2026’ya erteledi.

Duruşmada neler yaşandı?
Günün ilk bölümünde tanık beyanları okundu ve dinlendi. Öğle arasının ardından 7 sanık yeniden söz aldı. Sanıklar Ayşe Artam ve Yıldırım Artam beraat talep ederken, Besim Dursun olayla ilgilerinin bulunmadığını savundu ve geçmişte yaşandığını iddia ettiği başka bir çocuk ölümüyle ilgili anlatımda bulundu. Mehmet Ali Aydemir ile Musa Aydemir “mağdur edildiklerini” belirterek beraat istedi. Hatun Dursun ise aleyhinde ifade verenlerden şikâyetçi olduğunu söyledi. Mahkeme başkanı özellikle Yusuf Aydemir’e yönelik sorularını yoğunlaştırdı; telefonunun olay süresince internete kapalı olması, akıllı telefon kullanmasına rağmen tuşlu telefon beyanı ve abisi Nihat Aydemir ile ilişkisi sorgulandı. Yusuf Aydemir ise suçlamaları reddederek beraatini talep etti, traktörle olay yerine gitmesini ise “başka bir yerde bulunduğu” yönündeki duyuma bağladı.

Anne tarafının talepleri ve tutuklama gerekçesi
Katılan anne Şükran Aydemir’in avukatı Erdoğan Tunç, tanık beyanlarının sanıklar aleyhine netleştiğini savundu. Sanıkların yurt dışı bağlantıları bulunduğunu, kaçma şüphesi olduğunu ve diğer şüpheliler üzerinde baskı kurabileceklerini ileri sürerek tutuklama talep etti. Ayrıca annenin Kanada’da yaşaması nedeniyle bir sonraki duruşmanın Kanada Konsolosluğu aracılığıyla yapılmasını istedi. Mahkeme heyeti, özellikle Yusuf Aydemir yönünden “kuvvetli suç şüphesi” ve “kaçma ihtimali” bulunduğu gerekçesiyle tutuklama kararı verdi. Diğer sanıklar hakkında ise tutuklama yönünde bir karar çıkmadı.
Dosyanın bundan sonraki seyri
Mahkeme, dosyanın 12 Şubat 2026 ve 10 Mart 2026 tarihlerinde ara değerlendirmeye alınmasına, esas duruşmanın ise 10 Nisan 2026’da görülmesine karar verdi. Tanık Ahmer Erdoğan’ın bir sonraki celsede yeniden dinlenmesine hükmedildi. Öte yandan dosyayla bağlantılı yürütülen ayrı soruşturmada dört akrabanın “suç delillerini yok etmek, gizlemek ve değiştirmek” suçlamasıyla gözaltında olduğu süreç devam ediyor. Yeni delillerin ve teknik incelemelerin dosyanın seyrini belirlemesi bekleniyor.
Toplumsal ve hukuki önemi
Leyla Aydemir davası, yalnızca bireysel bir cinayet dosyası değil, çocukların korunması, delil toplama süreçleri ve cezasızlık tartışmaları açısından da sembolik bir dosya haline geldi. Tutuklama kararı, kamu vicdanında “yeniden adalet arayışı”nın somut bir karşılığı olarak görülürken, nihai kararın nasıl şekilleneceği büyük merak konusu. Önümüzdeki celselerde hem tanık anlatımlarının derinleşmesi hem de teknik delillerin daha ayrıntılı tartışılması bekleniyor. Sizce bu davada gerçeğin ortaya çıkması için mahkeme sürecinde hangi adımlar daha kritik?





