Tarih 10 kasım. Neredeyse tüm gazeteler Atatürk'ün 75. Ölüm yıldönümünü manşetten verdiler. Okullarda anma günleri düzenlendiler. Siyasiler, sivil toplum örgütleri görkemli, ama gösterişten uzak Atatürk'ü andılar. İçten andılar... Çıkarsız

Tarih 10 kasım. Neredeyse tüm gazeteler Atatürk'ün 75. Ölüm yıldönümünü manşetten verdiler. Okullarda anma günleri düzenlendiler. Siyasiler, sivil toplum örgütleri görkemli, ama gösterişten uzak Atatürk'ü andılar. İçten andılar... Çıkarsız ve umarsız andılar... Çünkü o hala bir millet olmanın birleştirici gücüdür. Lakin  gazetenin birinde bir reklam. "Olmasa da olurduk" Ama ne olurduk onu belirtmemiş. Mesela manda mı  olurduk? Koyun mu, kuzu mu olurduk? Yada Avrupa'nın lüks barlarında göbek dansı yapar. Mevlana oynar. Eğlendirici fırıldaklar mı olurduk.   Olurduk elbet. İllaki de olurduk... Mesela Suriye'de çok vardır. Milyonlarca Araplaştırılmış Türk mü  olurduk? Türk kökenli Şah İsmail'in torunları gibi biz de İran mı, İranlı mı olurduk? Ya da Macaristan mı olurduk? Olurduk. Yer yüzünde bir yerlerde,olurduk. Türküm demeye yüzümüz... Doğruyum diyecek sözümüz... Dünyayı görecek gözümüz mü olurdu? Yani adımız, kimliğimiz ne olurdu? Soyumuz, sopumuz, sonumuz ne olurdu? Ne için ve kim için olurduk? Kul mu, yoksa bir kuyrukta kıl mı olurduk? Evet, kesin olurduk. Biraz Rum. Biraz Ermeni. Biraz da Rus. Oldukça da Arap olurduk... "Olmasa da olurdu" diyor. Bu akılsızlığa yazıklar olsun! Bu vefasızlığa, bu kadir bilmezliğe, onca zaferleri görmeyen gözlere yazıklar olsun... O zaferler için toprağa düşen  dedelerimiz, babalarımız büyüklerimiz var... Onlar için, göz yaşları dökmekten kör olmuş dul analar, yetim yavrular var... Unutanlara, utanmayanlara yazıklar olsun! Olurduk. Kıytırık bir azınlık. Romanlar  gibi kıyıda köşede, öz yurdunda parya olurduk.