Bu gün Ramazan Bayramı.
Öyle şeker bayramı falan filan değil;
Bu günkü bayramın adı,
Ramazan Bayramıdır.
Allah inanların,
Oruç tutanların.
Bayramıdır.
*
Bugün Ramazan Bayramı.
İnsanları sevenlerin,
Çocukları sevindirenlerin,
Yaşlıları sayanların, bayramını kutluyorum!
*
Evet,
Çalıp/çırpmayanların,
Haram yemeyenlerin,
Gönül kırmayanların,
Dargın durmayanların,
Hatasının ardından özür dileyenlerin,
"Bayramdır "diye barışanların,
Bayramını kutluyorum!
*
Vatan için gazilerin,
Ağlayan anaların,
Acılarını kalbine döken, babaların,
Bayramını kutluyorum!
*
Hayır yapan zenginlerin,
Şükreden fakirlerin,
İş arayan işsizlerin,
Boynu bükük yetimlerin,
Bayramını kutluyorum!
 
Görmek İstemiyorum
 
Bayram ortak sevinçlerin birlikte yaşanmasıdır.
Bayramlar herkesin birbirini önemsemesi,
Yeni  yada kıymetli kıyafetler giymesi,
Birbirlerini sıcak ve içten  sarması,
Dokunmasıdır.
*
Bayramlar:
Kırgınlıklar var ise,
Gönüllerin alınması gereken günlerdir.
*
Bayram aramaktır.
Bayram özlemek, özlediğini göstermektir.
Bayramlar böyle bir hususiyet arz ettiği halde, hala kapı komşusuyla gecenin zifiri karanlığını yaşıyor ise,
Bayramlarda kapılar çalınmıyor,
Telefonlar çalmıyor ise,
Bayramlarda yeni kavgalar, yeni düşmanlıklar başlıyor ise,
Bayram gelmiş neyimize...
***
 
Davutoğlu Neden Gitti?
 
Başbakan Binali  Yıldırım Yaptığı açıklamada Rusya ve İsrail'den sonra  diğer devletlerle de ilişkilerin düzeltileceğini ima etti.
Şimdi anladınız mı Davutoğlu neden gitti...
 
Erdoğan Değişiyor Mu?
 
Biliyoruz siyasete ilk adımı attığında,
Önüne,
Taliban'ın önünde diz çökmüş bir görselini attılar.
Bunun üzerine "Ben değiştim.
Milli gömleği çıkarttım" dedi.
*
Sonra beyaz gömlek giymeye başladı.
Ama beyaz bilirsiniz, kiri kolay gösterir.
Haliyle uzun süre beyaz giyinemedi.
Çıkarttı beyaz gömleği .
 
Sonra ortam  ve siyaset  ve gidişat değişti.
O harika beyaz gömlekli günler özlenir oldu...
*
Zira hitabet süper.
Feyiz aldığı kaynaklar ve tarihi geçmişi muhteşem.
Ayrıca cesur ve kararlı duruşuyla da  ikna ediciydi beyaz gömlekli ak süvari.
*
Hatta hatırlarsanız,
Çocuklarının düğününde nikah şahidi olmak için bizim zampara Bellus Coni bile teşrif etmişlerdi.
Ama dedim ya o beyaz gömlek erken kirlendi...
İlişkiler fena bozuldu.
Artık batı ile birbirimizi görecek gözümüz kalmadı gayrı.
*
Gömlekler değiştikçe bizim de dış politikamız değişti haliyle.
Halk'a  övgülü Mursi'ler,
Sövgülü Sisi'ler.
Başparmak avuç içinde Rabialı şovlar.
Ve özyaşları...
*
Sonra,
Ne oldu?
Artık bu mevzulardan eser kalmadı.
Artık onlar sağ,
Mursi yine içerde,
Biz selamet.
*
Sonra One minute çıkışları.
Modaratör mevzuu.
"Ona demedimdi,
Şuna dedimdi."
Ardından kısa bir süre geçti ve Filistin'e yardım için gitmekte olan Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda saldırıldı ve 9 Türk öldü.
*
Yine naralar.
Seçim meydanlarında;
Aş/iş,
Demokrasi değil,
İsrail,
Filistin,
Mursi ve
Sisi mevzuları gündeme oturmaktaydı.
*
Sonra Din kardeşliğimizden öz kardeşliğimize dahil ettiğimiz Esat'ımız,
Ne olmuş ise olmuş, bu kadim dost Eset'e dönüşmüş.
Ardından,
Şam'da cuma namazı projeleri başlatılmış.
Buna bağlı olarak gizli tırlar.
İçeri tıkılan gazeteciler...
*
Diğer taraftan, bir hafta önce Moskova'da muhteşem bir cami açılışını Putin ile yapan Reis,
Bir hafta sonra bu yılda 30 milyar dolarlık bir ticari performansa ulaşan,
Turizmde can suyumuz olan komşunun uçağı,
Sınırı 15 santim geçti diye düşürülüyor.
Rusya'nın karizması yerle bir ediliyor...
*
Ardından ülkemizde yetkililer:
Ah ne iyi ettim.
Elime iyilik sağlık çok has ettim.
Dercesine tepkileri veriliyor...
Rusya'nın düştüğü durumla adeta dalga geçiliyordu.
*
Bilinen 2 telefon bir mektup sonrası ve özür ve tazminat davaları Türkiye tarafından kabul ediliyor.
Böylece yaklaşık 7 ay süren düşmanca yaklaşımlar yerini olumlu şeyler olacak umuduna dönüştürüyor..
***
O halde bizim dışişlerinden nedir bu sokak raconu dayılıklar.
Büyük ve güçlü ülkeler, böyle küçük politikalar içerisinde olur mu?
*
Şimdi görülen o ki,
Türkiye; "Bu böyle gitmez ve blöf siyaseti iler dış ilişkiler yürümez  olduğunu net bir şekilde gördü.
 
Mevlana
 
Vay be!
Bildiğimiz o Mevlana'mız da meğer  gerçek değilmiş miş.
Bunun üzerine yeni  bir Mevlana tasarlamışlar.
 
Öğrendiğimize göre birileri rüya görmüş.
O rüyasına göre Mevlana şekillendirilmiş.
Ve rüyayı gören zat, "işte rüyamda gördüğüm Mevlana buydu" demiş.
Böylece hakiki Mevlana'mıza kavuştuk.
Oysa rüya ile amel olmaz dostlar.
Sizlere ilhamda  gelmediğine göre bırakalım bu şarlatanlığı.
Zaten var olan Mevlana da bir sembolden ibarettir.
 
Yalan Mı?
 
Bir duyarlı ve biraz da bilgili vatandaşımızdan bana ulaşan bilgilere göre içme sularının metre küp fiyatları ilçelere  göre değiştiğini belirterek bununla ilgili bir dokümanı okurlarımla paylaşıyorum.
Bir metre küp su için;
Akçaabat 2. Tl.
Vakfıkebir 2.40 Tl
Beşikdüzü 2.25 Tl.
Çarşıbaşı 2.5 Tl
Düzköy 1 Tl
Yomra 2 Tl.
Araklı 2 TL
Sürmene 2 Tl
Of 2 Tl
Dernekpazarı 1.5 Tl
Hayrat 1 Tl
Evet bu fiyat çelişkilerinin bir açıklaması olmalı.
*
Diğer taraftan bu okurumuz diyor ki, Büyük şehir Belediye başkanımız tüm dairelere şehrin doğusundan kimseleri atamış.
Oturup işimizi göreceğimiz,
Kendimizi yakın hissedeceğimiz,
Nüfusu tek başına 130 bini aşıyor olsa dahi bir Akçaabatlı,
Tonyalı,
Beşikdüzülü veya bir Vakfıkebirliye rastlayamıyoruz.
Bütün bunlar tesadüfümüdür?
Evet sayın Başkan tesadüf müdür?
***
Hani siz "Bitti" demeden bitmeyecekti?
Laf salataları sizi.
Sizi paralı amigolar.
*