Transfer yapmak parayla olur derler... Doğrudur. Ama akılla yapılan transferin değeri, kesenin ağzını açarak yapılan on transferden daha büyüktür.
Trabzonspor yeni sezona hazırlanırken Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetimi, ince eleyip sık dokuyarak nokta atışı isimlerle kadroyu güçlendirmeye devam ediyor. Maddi imkânların sınırlı olduğu bir dönemde panikle değil, planla hareket eden bir yönetim tablosu var karşımızda.
Muci, Noah Saviolo Sol, Sidny Lopes, Cabral, Melih Kabasakal, kaleci Onana ve Aral Şimşir,Ruslan Malinovsky... Her biri ihtiyaç duyulan bölgelere yapılan hamleler. Elbette transfer çalışmaları bitmedi. Eksik görülen noktalar için mesai sürüyor. Ama görünen o ki, bu kez rastgele değil, hesap kitap yapılarak yürütülüyor.
Başkan Ertuğrul Doğan adeta şekeri, tuzu ve suyu hazırladı. Helvanın malzemesini ortaya koydu. Şimdi o helvayı kavurup lezzete dönüştürmek Fatih Tekke'nin ve sahaya çıkacak futbolcuların işi...
Bir başka görev de taraftarda...
Locasını alan, kombinesini yenileyen, formasını giyen, yağmur çamur demeden takımının peşinden koşan taraftar, bu sezon sadece seyirci değil; bu hikâyenin en önemli kahramanlarından biri olacak. Çünkü büyük başarılar sadece sahada değil, tribünde de yazılır.

Ertuğrul Doğan'ın bugüne kadar attığı adımlar şunu gösteriyor: Bu sezonu şansa bırakmak istemiyor. Planını yaptı, projesini hazırladı, risk aldı. Şimdi hedefi tam on ikiden vurmak...
Futbolda hiçbir transfer kâğıt üzerinde şampiyonluk getirmez. Ama doğru plan, doğru kadro ve doğru inanç kupaların kapısını aralar.
Trabzonspor'da artık mazeret değil, mücadele zamanı...
Helva hazır...
Şimdi o helvayı yakmadan, tadını kaçırmadan sofraya koyma vakti!
Son olarak bir tebrik de...
Kulüpler Birliği Başkanlığına ikinci kez seçilen Ertuğrul Doğan'ı yürekten kutluyorum. Özellikle yıllardır sesi yeterince duyulmayan Anadolu kulüplerinin hakkını savunma konusundaki duruşunun, bu yeni dönemde de aynı kararlılıkla devam edeceğine inanıyorum. Türk futbolunun adalet, eşitlik ve ortak akla her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bu zorlu süreçte kendisine başarılar diliyor; bu görevin yalnızca Trabzonspor için değil, tüm Anadolu futbolu adına da hayırlı olmasını temenni ediyorum.
SATMAYIN DİYE BAĞIRANLAR... ÖNCE AYNAYA BAKSIN!
Tribünde sesin yok... Kasada katkın yok... Kombineye ilgin yok... Formaya desteğin yok...
Ama iş futbolcu satılmasına gelince en önde bağırıyorsun: "Satmayın!"
Kusura bakmayın ama bu kulüp sloganla yönetilmiyor.
2026-27 sezonu için transferler gece gündüz yapılıyor. O transferlerin bir maliyeti var. Kulübün ayakta kalmasının, borcunu çevirmesinin, daha güçlü kadro kurmasının da bir bedeli var.
Şimdi soruyorum...
Bugüne kadar kaç kombine aldın?
Trabzonspor'un açıkladığı rakam ortada. Henüz yaklaşık 4 bin kombine satılmış. On binlerce "çok seven" taraftarın olduğu söylenen bir camiada bu tablo alkışlanacak değil, utanılacak bir tablodur.
Kulübüne cebinden bir destek vermeyenlerin, sosyal medyada ahkâm keserek yönetime parmak sallaması kolaydır.
Futbol romantizmle değil, ekonomiyle de oynanıyor.

Eğer İngiltere'den Nwaiwu için 30 milyon avroluk bir teklif geliyorsa, oturulur, kulübün menfaati neyi gerektiriyorsa o yapılır. Kimse duygularıyla değil, Trabzonspor'un geleceğiyle karar vermelidir.
Önce kombineyi bitirin... Önce formayı tüketin... Önce stadı doldurun... Sonra çıkıp yönetime hesap sorun.
Çünkü boş tribünlerin en gür sesi, sosyal medyada çıkar. Ama o sesin kulübe tek kuruş faydası olmaz.
Trabzonspor'u gerçekten sevenler, önce ceplerindeki desteği gösterir; klavyelerindeki öfkeyi değil.
TRABZON'U TAŞIMADI... HASRETİNE MEMLEKET KURDU!
Bazı insanlar para kazanır...
Bazıları ise gönül kazanır.
Mustafa Sağlam, Ege'de sadece bir çarşı kurmamış...
Trabzon hasretine kocaman bir yuva kurmuş.
Yolumuz, tam 30 yıl sonra Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı Sarıgerme'ye düştü. Doğallığını hâlâ koruyan bu güzel beldede, Mustafa Sağlam'ın kurduğu küçük çarşı adeta bölgenin kalbi olmuş. İngiliz, Polonyalı, Alman ve Rus turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bu yerde, kapıdan içeri adım attığımız anda anladık ki... Burada yaptığı Dhaplin Apart hotelin her birinin odalarında Trabzon'un ilçelerinin ismi yazıyor..
Burası sadece bir tatil beldesi değildi.
Burası biraz Of'tu...
Biraz Sürmene...
Biraz Araklı...
Biraz Arsin...
Biraz Yomra...
Biraz Ortahisar...
Biraz Akçaabat...
Biraz Çarşıbaşı...
Biraz Vakfıkebir...
Biraz Beşikdüzü...
Kısacası burası Trabzon'du.
Şehidimiz Eren Bülbül'ün adını yaşatan park...
Trabzon'un bütün ilçelerinin isimlerini taşıyan odalar...
Duvarlarda yılların izini taşıyan siyah beyaz fotoğraflar...
İnsan bakarken çocukluğunu arıyor...
Mahallesini...
İlk top oynadığı sokağı...
Annesinin sesini...
Babasıyla yürüdüğü kaldırımları...
Çarşının içinde, Akçaabat Yaylacık Mahallesi'nden emekçi bir hemşehrimizin işlettiği Faroz Köfte Salonu...
Yabancı olan sadece insanlar...
Geriye kalan her şey memleket.
Denize giden yolda bir tabela...
"Trabzonlulardan başkası giremez."
İnsanı gülümsetiyor...

Çünkü Karadeniz insanının mizahı da memleketi kadar sıcaktır.
Memleket sevgisi sosyal medyada birkaç paylaşım yapmakla olmaz...
Memleket sevgisi konuşularak değil, yaşatılarak gösterilir.
Mustafa Sağlam bunu yapmış.
Trabzon'u bavuluna koyup getirmemiş...
Hasretini taş taş örmüş.
Özlemini duvarlara işlemiş.
Vefasını insanların yüreğine nakşetmiş.
Bazıları yaşadığı yere yatırım yapar...
Bazıları ise doğduğu şehri yaşatır.
İşte geriye kalan da budur.
Beton değil...
Vefa...
Gösteriş değil...
Memleket aşkı...
Çünkü insan doğduğu şehirden ayrılabilir...
Ama doğduğu şehir, insanın yüreğinden hiç ayrılmaz.
"Memleket kilometreyle ölçülmez... Yürekte taşınır."
ALTINORDU MASALIYLA TRABZONSPOR'A AKIL VERMEYİN!
Birileri yıllardır aynı plağı çalıyor... "Altınordu'nun altyapısı, Altınordu'nun sistemi, Altınordu'nun modeli..."
İyi de kardeşim, madem bu model bu kadar kusursuzdu, bugün neden Altınordu küme düşürüldü?
Trabzonspor'un altyapısını küçümseyenler önce dönüp müzeye baksın. Hangi kategoride şampiyonluk yok? Hangi yaş grubunda kupa kaldırılmadı? Türkiye'ye sayısız futbolcu kazandıran, kendi öz evlatlarıyla tarih yazan bir altyapıya, sürekli dışarıdan örnek göstermenin mantığı nedir?
Şimdi bir de Altınordu altyapısında görev yapan Hüseyin Eğrioğlu'nun adı Trabzonspor için konuşuluyor. Kusura bakmayın ama Trabzon'da hoca kıtlığı mı var?

Bugün altyapının başındaki genel koordinatör başarılıysa, sistem işliyorsa, neden dışarıdan bir isim getirilsin? Sırf birilerinin gönlü olsun diye mi?
Başarılı olanı değiştirmek, akıl değil; maceradır.
Trabzonspor'un altyapısı laboratuvar değil, deneme tahtası hiç değildir. Bulanık suda balık avlamaya çalışanlar önce Trabzonspor'un altyapı tarihine baksınlar. Çünkü bu kulüp, başkalarının masallarına değil, kendi öz evlatlarının alın terine güvenerek büyüdü.
Altınordu sevdasını bırakın... Trabzonspor'un özüne, geçmişine ve başarısına saygı duyun.
PARA DEĞİL AKIL KAZANDIRDI!
Trabzonspor bir futbolcu satmadı... Geleceğine yatırım yaptı. 38 milyon avro... Üstelik sonraki satıştan yüzde 15 pay!
İşte gerçek kulüp yönetimi budur. Sadece bugünü değil, yarını da düşünmektir.

Dün "Bu oyuncudan ne olur?" diyenler, bugün Avrupa'nın dev kulüplerinin ödediği bonservis bedeline bakıp sessizliğe büründü.
Futbolda başarı yalnızca kupalarla ölçülmez. Doğru zamanda doğru oyuncuyu alıp, doğru zamanda doğru bedelle satabilmektir büyük kulüp olmanın göstergesi.
Emeği geçenleri alkışlamak gerekir. Çünkü bazen en büyük transfer, kasaya giren paradır.