TAKA: KTÜ gibi büyük bir üniversitenin rektörüsünüz ve bir döneminiz bitmek üzere. İkinci bir döneme aday oldunuz. Bize kendini tanıtır ve rektör olduğunuz üniversiteyi anlatır mısınız?
BAYKAL: 4 yıldır KTÜ rektörlüğü görevini yürütüyorum. Trabzonluyum, Tıp Fakültesi öğretim üyesiyim, 1987 yılında tıp fakültesine araştırma görevlisi olarak başladım. Aralıklı olarak 3, 4 yıl dışarıda oldum. Onun dışındaki dönemler KTÜ Tıp Fakültesinde geçti. 2001 yılında dekan yardımcısı olarak tıp fakültesinde göreve başladım. 2004 yılında dekan oldum. 2 dönem toplam 6 yıl tıp fakültesi dekanlık görevini yürüttüm. Ardından diş hekimliği fakültesi dekanlığına atandım. Orda da 2010-2012 yılları arasında diş hekimliği fakültesi dekanlığı yaptım.
Rektör olunca da görevi bırakarak rektörlüğe başladım. Tabi benim için Karadeniz Teknik Üniversitesine Rektör olmak büyük bir onur. Bu benim için bir hedef miydi? Açıkça ifade edeyim bu benim için ne bir dekanlığı ne bir rektörlüğü kendime hedef olarak görüp bir davranış sergilemedim. Zaman ve çevre sizi belli zamanlarda belli noktalarda görevlere götürüyor. Bunlar için kendinize çok fazla hedef koymanıza gerek yok zamanı geldiğinde aday olursunuz tercih edilirseniz o makama gelirsiniz edilmezseniz zaten sorun yok. Ben her zaman baştanda geçen dönem öncesinde de söylemiştim. Bu görevlere talip olduğunuzda görev yapacağınız kurumun desteğini almanız lazım. Bu desteği almadan devam ettirmek gibi asla bir düşünce olmazdı. Birinci geldik o desteği aldık ve devam ettik. Nasıl olur öğretim üyem bana bu anlam da desteğini verirse yolumuza devam ederiz.Diğeri zaten YÖK süreci vardır Cumhurbaşkanımızın takdirleri vardır. Bu süreç tamamlandığında görevimize devam ederiz. Ama öğretim üyem eğer bana bu anlamda hayır size destek tarafında değiliz derse orada da hiçbir şekilde yolumuzun ötesine harekette bulunmayız. Benim için önemli olan yöneteceğiniz insanların sizi kabullenmesi. Siz demokratik bir usulle gidiyorsunuz talep ediyorsunuz o neye benzer milletin seçim yapıp ta yol vermediği birisinin iktidara gelme hevesine benzer. İnşallah öğretim üyemiz güzel bir karar verecek. İster bizim lehimize ister başka arkadaşlarımızın lehine sonuçta o yola devam edeceğiz. Adaylığımı ilk yönetim kurulumuzda arkadaşlarımızla beraber paylaşmıştım. 4 ay gibi bir süre oldu. Arkadaşlara tabi uzun süreli konuşmalarımız. Onların eğilimleri bu yönde devam etmem arzuları oldu. Bizde aday olduğumuzu o zaman ifade ettik.
TAKA: Siz KTÜ’yü teslim aldığınızda KTÜ hangi koşullardaydı? Hangi koşullara geldi? Tekrar rektör olursanız neleri tamamlayacaksınız? Nasıl bir üniversite bırakacaksınız?
BAYKAL: Üniversite benim KTÜ’ye gelmemle var olmadı bunun bir geçmişi var. 61. Yılını kutluyoruz. 61 yıldır Üniversite belli bir gelişim içersinde benden önceki rektör hocalarımız üniversiteyi
belli yerlerden alıp belli yerlere getirdiler. Bizde arkadaşlarla beraber geçen dönem üniversiteye ne katkı sağlayabiliriz diye oturup konuştuk. Hedeflerimiz vardı. Bu hedeflerin belki yüzde yüzünü değil ama yüzde doksandan daha fazlasını şu haliyle beraber yerine getirdik.Lisans programlarımız baştan itibaren bütün birimlerimizde güncelledik, not sistemimizde sorun vardı bunu ele aldık. Bir diğer önemli hedefimiz projeydi. Üniversitede sayısal anlamda yayın sayımız fena değildi. Ama TÜBİTAK gibi AB gibi projeler konusunda sıkıntılarımız vardı ve projeler anlamında baktığımız zaman biz yaklaşık Türkiye sıralamalarında 25 civarında dolaşıyorduk. Bu anlamda bir eğitim programı uyguladık ve öğretim üyelerimizin üçte ikisi TÜBİTAK tarafından hazırlanmış standart bir eğitimle bütün öğretim görevlilerinin üçte ikisi doktora ve lisans programlarında öğrencilerimizin bir kısmını bu eğitimden geçirdik.
Gördük ki bu eğitimler akabinde biraz daha teşvikte uygulayarak şuan da 2014 itibari ile Türkiye sıralamasında sekizinci sıraya yükseldik. Ayrıca Bin küsur eğitim üyemiz var yaklaşık 700’ünü eğitimden geçirdik. Yabancı uyruklu öğrenci sayısı açısından ben teslim aldığımda yaklaşık 500 civarında bir öğrencimiz vardı. Bu gün 1400 civarına çıktı belki bu önümüzde ki dönem katlanarak devam edecek. Bu da bir üniversite için çok arzu edilen bir gelişme. Lisansüstü eğitim öğrenci sayımızda ciddi bir artış oldu. 3400 civarında olan lisansüstü öğrenci sayısı tezli yüksek lisans öğrenci sayımız 5747 ye çıktı. Yine doktorda 1000 civarında olan sayı 1400 civarına yaklaştı. Bu tip faaliyetlerde elde ettiğimiz sonuç bir anda tepe yapmaz. Yavaş bir gelişim ama trendler pozitif yöne doğru gidiyor.
TAKA: Fiziki olarak da büyüme oldu mu?
BAYKAL: Fiziki olarak büyümemiz oldu. Öğrenci sayımızda ciddi bir artış oldu. Aslında öğrenci sayımızda artış talebimiz yok. Fen fakültemizin mekân sıkıntısı vardı biyolojik, matematik gibi bölümler iç içe edebiyat fakültesi ile beraber 23 bin metre karelik kapalı alan olan bir edebiyat fakültesini inşa ettik aslında bir mahkeme süreci yaşandı. 6 aylık bir gecikme oldu ama şuan da bitti. 2016- 2017 eğitim öğretim yılına orada başlanacak. Bu dönem en ağırlıklı yatırımlarımız sağlıkta oldu. Diş Hekimliği fakültemiz şuan da bitmek üzere 23 bin metre karelik şuan da var olan alanın yaklaşık dört katı. İnşallah 2 sene içerisinde komple yerleşmiş olacağız. O mekâna da sağlık bilimleri fakültesi biraz daha büyüterek yapacağız.
Bir diğeri çocuk hastanesi, çocuk hastanesine benim dekanlığımın ikinci yılında proje çizmeye çalışmıştık. Eski rektörümüzde bu anlamda destekçimizdi. Geçen yıl bu izni aldık. 250 yataklı yaklaşık 35 bin metre karelik kapalı alanı olan içinde tek başına her şeyi bulunan bir çocuk hastanesi. İhalesi bitti kazma atıldı. Ciddi anlamda hem bölgeye, hem hastanenin yükünü alma anlamında büyük bir katkı sağlayacak.
Yine vatandaşın çok mustarip olduğu otopark sorunumuz var. Vatandaş haklı her geldiğinde bir otopark sorunu ile karşılaşıyor. Aslında genel sorunu halledecek katlı otopark 1700 araçlık bir katlı otopark projesi kalkınma bakanlığından onaylandı geçti. Burada söylememek vefasızlık olur hem çocuk hastanesinin projesi çıktıktan sonra ki ortaya çıkan farkın bize 50 trilyon söylemişti 70 trilyon civarında bir proje çıktı. Kalkınma bakanlığı buna başta itiraz etti. Tabi buna revizyon gerekti. Sağolsun Bakanımız Süleyman Bey katkı verdi onun katkısı oldu. Onun hem çocuk hastanesi hem katlı otopark yönünde ciddi katkısı oldu. Ben artık bu olmaz gibi noktasına geldiğimizde sağolsun iyi bir mücadele verdi ve onu kazanmamızı sağladı. Bakanımız her şeyin ötesinde sahiplendi. Hastaneler için verilmiş ilk katlı otopark bu otopark.Biz orasını parasal kaynak olarak hiç düşünmüyoruz. Önemli olan oranın devamlılığının sağlanması. Yoksa oradan gelecek bir girdiyle parayla bizim bir düşüncemiz yok. Yeterki vatandaş orada rahat olsun çünkü çok büyük sıkıntıydı. Sadece hastalar değil personelde bu anlamda sıkıntı yaşıyordu. Bir müddet daha yaşayacaklar bir buçuk sene içerisinde bitirmiş olacağız. Bunlar yaklaşık 200 trilyonu bulan yatırımlar. Yine büyük yatırım olarak büyük hastanemiz var. Vatandaşın, Yatak kalitesi ve mekan olarak mustarip olduğu bir durum bunu biz biliyoruz. Bunu iyileştirme peşine gitmedik. Çünkü hastanede bir güçlendirme sorunu da vardı. Hastanenin şuan da hem güçlendirmesini yapıyoruz. Hemde bütünü ile beraber hastaneyi yeniden koğuş sisteminden çıkarak özel odaların olduğu hastaların çok daha rahatça kalmalarının sağlanacağı bir mekana dönüştürme o ihale bitti şuan da başlandı.
Başhekimliği taşıyoruz. Vatandaş rahat etsin hasta ile karışmasın orada ek bir alanda kazanmış oluyoruz. İlk ameliyat hanemizi yeniledik. Şuan da ameliyat kapasitemiz iki katına çıkmış oldu. Şuan da bu toplam 20 trilyon civarında bir yatırım. Eski ameliyat haneyi de yeniden revize ediyoruz. Bazı eksikliklerimiz vardı. Bütünüyle beraber yepyeni bir ameliyathane onun da projesi büyük ihtimalle iki ay içerisinde inşaatına başlamış olacağız. Tabi bir sene bir sıkıntı yaşayacağız. Çünkü bizim bu hastane ağır cerrahi işlemlerin yapıldığı ve hastaların yattığı hastane dolayısıyla bu yatım esnasında bazı sıkıntılar olacak ama katlanacağız. Bu da bizim için büyük projelerden bir tanesi.
TAKA: En çok tartışılan yoğun bakım ve enfeksiyon. KTÜ’ de ki bu enfeksiyon konusunu kamuoyuna açıklar mısınız, bu gelişmeler neyin nesidir?
BAYKAL: Enfeksiyon yoğun bakımların sorunudur. Ne kadar çok yoğun bakımınız varsa enfeksiyon o kadar çok olur. Çünkü normal servislerde diyelim enfeksiyon oranınız bir ise yoğun bakım için bu kat kat fazladır. Bizim nitelikli yatak dediğimiz yoğun bakım yatağımız Trabzon dahil çevremiz dahil en yoğun olduğu yer.
Dolaysıyla yoğun bakımınız çoksa enfeksiyon oranınız çok olur. Bu hastanelerin sorunu artı bu yoğun bakımların çok ciddi sorunudur. Çünkü yoğun bakıma gelen hastaların dirençleri düşmüş,
enfeksiyona daha yatkın hastalardır. Yoksa bütüne baktığınız zaman bir enfeksiyon yüksekliği diye bir şey söz konusu değil. Yoğun bakımları zaman zaman enfeksiyon var diye kapatıyoruz o yanlış bir algı oluşturuyor. Biz problem artmasın diye zaman zaman bunu yapıyoruz. Bu sadece bizim yaptığımız bir şey değil. Bu yoğun bakımlar için yapılması gereken şey.TAKA: zaman zaman bunları kamuoyu ile paylaşsanız. Çünkü bu spekülasyonlar KTÜ’nün hak etmediği eleştirilerde dönüşüyor. Hatta bizde bile olumsuz kanaatle oluşuyor. Konuyu biraz açar mısınız.
BAYKAL: Belki bu anlamda bizim değil hastaneden arkadaşlarımızın paylaşması gereken şeyler. Bildiğiniz gibi bir idare değişimi de oldu. Basın aslında talep ettiği zaman her zaman açığız. Biz paylaşmaktan hiçbir zaman çekinmeyiz yani sizler belki bizden daha çok talep kâr olursanız bizde hazır oluruz.
TAKA: KTÜ’de öğrenci, personel ve öğretim görevlisi sayısı nedir?
BAYKAL: Öğrenci sayımız 57 bin civarında bunun içerinde yüksek lisans ve doktorada var. Yüksek lisans ve doktora bunun 2500 ‘ünü oluşturuyor. Geri kalan lisans ve ön lisans, öğretim üyesi 1050 ile 1070 arasında değişiyor. Bazen atamalar oluyor hareketli bir yapı zaten. Diğer akademik personel 2500 civarında. 1800 ile200 personel arasında da idari personel var. Hastanedeki personel sayımız 1000 civarında. Firma elemanı firma üzerinden hemşire ve personel var.
TAKA: Öğrencilerle konuşsak, rektörü sorsak, rektör için bize neler söylerler?
BAYKAL: Her halde önce şenliklerden bahsederler. Aslında biz şenlikleri iptal etmiş değiliz. Şenlik olarak algılanan popüler sanatçıların gelmiş olması. Popüler sanatçılar geldiğinde öğrencilerin bakışı değişiyor. Öğrencilere şunu söyledik; bizi dinlemeyin sadece siz de bir şeyler yapın biz sadece toplantı salonlarımızı açalım kendileriniz bir şeyler üretin müzik üretin, tiyatro üretin. Bizim açık sahamız var orada bunları yapın. Ama kendiniz ağırlıklı olarak yapın hatta konservatuvarımız var, eğitim fakültemizde müzik bölümümüz var. İsterseniz sanatsal faaliyetlerde alakalı olarak. Ama üreten pazarlayan üretiminde bir parçası olarak bunları siz yapın önünüze açacağız dedik.2012 yılında 6 tiyatro oyunu oynanmış, 2015 de 38 bunların çoğu öğretim üyesi ve öğrenci. Konser 2012 yılında 6, 2015 yılında 36 öğrenciler artık kendileri bir şeyler yapmaya çalışıyor. Aslında bizim arzu ettiğimizde buydu.
TAKA: Üniversite olarak Trabzon’a nasıl bakıyorsunuz?
BAYKAL: Trabzon bizim gördüğümüzden çok daha büyük. Bunu dışarıda yaşadığınız zaman görüyorsunuz. Siz bir kongreye bir toplantıya gittiğiniz zaman size anlatılan Trabzon halkı ile Trabzon ifadesi ile sizin gördüğünüz arasında tezat var. Biz açıkçası Trabzon’a Trabzon’dan gördükleri kadar hak ettiği yerde göremiyoruz.
Mesela hep tartışılır niye çok iyi öğrenciler buraya gelmiyor. Ben bunu tartışanlara şunu söylüyorum; çocuğun var mı? Üniversiteye gönderdin mi? Göndermiş olanlara soruyorum birinci tercih olarak nereyi yaptın? Bu çocukların demek ki bir tercih sebepleri var. Puanı yüksek olan çocuklar başka gerekçeleri de ön plana çıkararak, İstanbul, Ankara gibi metropollerde yaşamak istiyorlar.
Alilerden uzakta belki de yaşamak istiyorlar. Siz onları alamıyorsunuz. Peki, onları alma şansınız var mı? Şunu açıkça belirteyim çocuğunuzu ne kadar burada tutarsanız o kadar alma şansınız var. Trabzon la beraber KTÜ büyür.
TAKA: Gelelim en zor soruya;Hocam siz Paralelci misiniz?
BAYKAL: Aslında bu sorulara çok üzülüyorum. Benim yaşamımda hiçbir noktası kapalı değildir. Yatılı okudum devletle hep ilişki içinde oldum. Ben yaşadığım çevreyle geldiğim mekân belli. Ama bu ülkede hala biz bir üniversite rektöründen paralel misin değil misin noktasında soru işareti oluşturuyorsak burada bir sıkıntımız var. Bence bu paralel hastalığından bu ülkenin gerçekçi bir şekilde kurtulmak istiyorsa bu konularda çok iyi adımlar atması lazım. KTÜ geçmişte de paralel olmadı, KTÜ’nün idarecileri de geçmişte paralel olmadı. Bugün paralel söylenen şey geçmişte de vardı. Bu yeni bir şey değil. Bir dönem bizi olimpiyatlarına gitmiyor diye suçlayanlar okullarına gitmiyor diye suçlayanlar bu gün tersini yapmaya çalışıyorlar.O zaman ortada soru işaretleri var acaba biz yeni paralel mi oluşturmaya çalışıyoruz. Bu ülkede bu vatan da hepimizin devlet bir karar aldıysa bunu herkes harfiyen uygulamak zorunda. Ben ya da bir başkası bu makama kim gelirse gelsin KTÜ’nün yönünü paralellere ötelere berilere taşıyamaz. Burası ne paralele teslim olur ne diktilere teslim olur burası farklı bir yerdir. KTÜ’yü bir paralel yuvası şuna buna asla dönüştüremezler. Şunu çok net söylüyorum. İster ben ister başkası KTÜ’nün yönünü hiç kimse böyle istediği yere götüremez, dönüştüremez. KTÜ devletle barışık devletle birlikte yaşayan bir yapıdır. Bu yapıya bir rektör istese de bunu yapamaz. Değişimi sağlayamaz. Bundan zaman geliyor utanıyorum, üzülüyorum ve korkuyorum ki bu mücadelede zaaf oluşturacak. Çünkü KTÜ bu konuda devletin terör örgütü olarak nitelendirdiği bir konuda başka bir şey yapma şansınız yok.
TAKA: KTÜ böyle bir sancı yaşamadı değil mi? Öğretim elemanları ile organize olmuş insanlarıyla bir sancı yaşamadı mı?
BAYKAL: KTÜ’nün üzerinde bu yapıların etkileri yok. Sonuçta rektöre çok ciddi yetkiler verilir. Bu yetkiler dâhilinde atılan adımlar istediğin noktada engellersiniz. Yaptığınız faaliyetleri davulla zurnayla ortaya dökmenize gerek yok. Paralelle ilgili başka kurumlarla ilgili hassasiyetler dikkate alınarak adımlar atılmıştır atılıyor, atılacak. İster burada Süleyman Baykal olsun ister başkası olsun. Atmayan yaşayamaz KTÜ’de çünkü KTÜ’nün yapısı yeni kurulmuş bir üniversitenin yapısı gibi olmaz onlara benzemez. Üzülüyorum onlara benzemekten.
Çünkü KTÜ’nün yapısı bu tip şeyleri içinde yaşatmaz. Paralel yapıya mensup insan var mıdır yok mudur bu Türkiye’nin yapısı içerisinde ama etkin midir? Hayır. Yoksa şu iddia da kimse bulunamaz; paralel yapının ve ya FETÖ örgütünün elemanı vardır, yoktur. Ama başka bir şey daha var üniversite olarak biz idari tasarrufta bulunabiliriz. Biz mahkeme değiliz. Bunu önümüze geldiği zaman gerekeni yaparız. Sonuçta bizim yapacağımız şey idari tasarruftur. YÖK elmanı alıp sana getiriyor diyorsun ki bu niye var. Bana niye soruyorsun sonuçta ben getirmedim. Yetkim dâhilinde benim elimde olan idari tasarruftur. Paralelin yaptığını yapmaya çalışan bir zümre oluştu. Bana mektuplar geliyordu mektuplara baktığım zaman diyordum ki bu üniversitenin yüzde 70’ini yok etmek lazım. Yoklama yapınca gördüğümüz şey şu; birileri bir yerleri hedefliyor o birimde ki olan bütün diğer insanlarla alakalı bir paket var imha planı bunu yapan bu mevcut yapıydı. Şimdi tersi olmaya başladı. Ortada menfaat var.
Ama eğer bunlara biz prim vereceksek bizim paralellerimiz de bitmez paralelle de yapmamız gereken mücadelede ciddi anlamda zaafımız olur. Hukuk çizgileri içerisinde yapılıyor yapılacak. Hiç kimse KTÜ’nün sınırları içerisinde devletin terör örgütü dediği ve ya bir şekliyle mücadele ettiği bir örgüte KTÜ hayır diyemez demez. Basında çıkan birkaç şey var onlara kesinlikle cevap vermeyeceğim. Çünkü onların kimler tarafından nasıl çıkartıldığını hangi beklentiler içerinde yapıldığını belki bilmediğimi zannediyorlar. Ama Allah nasip ederse bu süre bittikten sonra söyleyeceğim. Ama ben bu sürecin temiz, kimsenin yıpranmadan, insanları rencide etmeden geçsin. Haklarında işlem yapacağım, Yetkimi kullanacağım, yasal haklarımı kullanacağım. Çünkü böyle bir karalamayı yapanların yaptıkları karalamanın delillerini getirip dökmeleri lazım. Ben diyorum ki bu süreci kirletmeyeceğim ama zamanı geldiğinde söylenmesi gereken şeylerinde söyleyeceğim.
TAKA: İkinci üniversite bölünerek kurulacak denilmektedir. Bu konuyla ilgili görüşünüz nedir?
BAYKAL: Ben ikinci üniversite ile ilgili görüşümü hiçbir zaman saklamadım. Trabzon’a ikinci üniversite evet lazım. Çünkü Trabzon hızlı büyüyen bir şehir. Sanayi anlamında baktığımızda sıkışık bir şehir. Trabzon’un gelişim gösterebileceği eğitim, sağlık ve turizm. Turizm konusunda gidişler şuan iyi eğitim konusunda ikinci üniversiteyi kaldırır mı evet kaldırır. Çünkü birinci; güvenli bir şehir, yaşanılabilir bir şehir, her ne kadar yüksek puanlı öğrenciler tercih etmese bile tercih sebebi olan bir şehir. İkinci üniversite olması lazım. Ama şunu arzu ederiz; Trabzon’un imkânları olsun bir üniversiteyi hiç bölmeden ve ya olduğu gibi bırakıp olduğu gibi bir üniversitenin olmalı. Ama buna baktığın zaman Trabzon’un, Ülkenin imkânlarını hesaba katmak lazım.
Böyle hazır bir proje ve alan olması lazım. Sonuçta siyaset bir karar verdi bu konuda konuştuklarımızda oldu fikirlerimizi de onlarla beraber paylaştık. İnşallah hayırlısıyla arzu edilen ikinci üniversite arzu edilen başarıda boyutta Trabzon kazanır. KTÜ olarak biz bundan rahatsızda olmayız.
TAKA: Trabzon Temellerin Fadimelerin mizaha konu olmuş figürlerin memleketi. Trabzon insanı kıvrak zekâsı ile sorunları ve zorlukları tebessümle geçiştiriyor. Fakat KTÜ’de mizah üzerine hala bir çalışma yok. Bu konuyla alakalı neler yapılabilir?
BAYKAL: Aslında biz bunu edebiyat fakültemizle beraber konuştuk. Çünkü bunu bir fakültemizin bunu üstlenmesi lazım. Ya da buna yönelik bir kulüp faaliyeti olması lazım. O konuda ben kendilerine de şunu söyledim; eğer böyle bir düşünceniz olursa araştırma fonundan size destekte olurum. Bu konuda çalışmalarımız sürüyor.
TAKA: Son olarak ne söylemek istersiniz?
BAYKAL: Üniversite bir sürece girdi. Rektör adayı belirlemesi yapılacak. Benim tek arzum bu sürecin KTÜ’ye Trabzon’a yakışır bir şekilde sonlandırılması. Ben hayırlı olmasını diliyorum hem KTÜ’ye. Umarım bu süreç KTÜ’ye yakışır bir şekilde sonlandırılacak.
Harun YAVRUOĞLU