Başkan adayı Ahmet Kazaz, Trabzon’un ekonomik geleceği, ticaret vizyonu ve değişim ihtiyacı üzerine dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odasının komite seçimleri için çalışmalar devam ederken, Başkan adaylarından Ahmet Kazaz ile ‘Nasıl bir TTSO’ üzerine sohbet ettik. Kazaz sorularımıza çok samimi cevaplar verdi:
TAKA: Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası'nın kuruluşu çok eskiye gidiyor. Ve Türkiye'nin baktığınız zaman birçok ticaret odasından da çok daha aktif. Neden aday oldunuz. Yönetim şekli mi sorun oldu?
AHMET KAZAZ:
Çok teşekkür ederim. Aslında bu süreçle ilgili söyleyeceğim en net şey şu olur: Şehre fayda sağlamak amacıyla, şehir içerisindeki yapılara katılım sağladım. Bu katılımlar sayesinde; şehrin ihtiyaçları, şehrin yönünün ne olması gerektiği ve bu doğrultuda neler yapılabileceğine dair düşüncelerimi, becerilerimi ve fikirlerimi şehrime kazandırmak için bu organizasyonların içinde yer aldım.
Ancak geldiğimiz noktada, kendi adıma şunu net ifade etmek isterim; buradan farklı anlamlar çıkarılmasını da istemem. Bulunduğumuz ortamlarda, şehre katabileceğimi düşündüğüm değerlerin ortaya çıkabileceği bir zemin oluşmadığını gördüğüm için, başkan yardımcılığı ve yönetim kurulu görevlerimden istifa ederek yeni bir yolun sayfasını açtık diyelim.

“Neden böyle bir sürece talipsiniz, ne yapacaksınız?” diye sorarsanız, bunu da şöyle ifade etmek isterim:
Şehre dair verilere baktığımızda, Türkiye’nin ve dünyanın oldukça gerisinde kaldığımızı görüyoruz. Ancak diğer taraftan çok önemli bir gerçek var; bu şehir ciddi bir potansiyele sahip ve dünyanın geleceğinde bu potansiyele karşılık bulabilecek önemli fırsatları barındırıyor.
Örnek vermek gerekirse turizm… Bugün turizm, dünya genelinde en çok gelir sağlayan sektörlerin başında geliyor. Ancak şehrimiz açısından baktığımızda, mevcut durumu bile geçmişe göre geriye giden, azalan ve daha niteliksiz bir turizm yapısına doğru evrildiğini görüyoruz. Buna benzer birçok örnek eklemek mümkün.
Benim yola çıkış felsefem çok net: Yeni dünya; teknoloji diyor, bilgi diyor, veri diyor, kolektif akıl diyor ve birlikte iş yapabilen güçlü organizasyonlar diyor.
Şehrimin en büyük eksikliğinin tam olarak bu noktada olduğunu düşünüyorum. Bu dönüşümü hayata geçirebilecek yeterliliğe sahip olduğuma inandığım için; bu duyguya, bu gönüldaşlığa sahip arkadaşlarımla birlikte şehrimizin bu potansiyelini hayata geçirecek işlere imza atarak iş dünyamızın ve şehrimizin gelişmesini sağlamak istiyoruz.
İçimde tamamen bu amaçla yola çıkmış bir düşünce var.
YÖN VARSA YOLDA VARDIR
TAKA: Trabzon'da şu var: Akrabalık bağları, Ortaklar ve statüko. Bu Ticaret Odası'nda da var. bunu yıkmak için Ahmet Kazaz'ın özellikleri yetmeyebilir. Neye güveniyorsunuz?
AHMET KAZAZ:
Çok net bir cevap vereceğim.
Birincisi, ikna kabiliyetime inanıyorum. Çünkü bu konuda samimiyim. 13 yıl önce şehrime geri döndüm ve dönerken şunu söyledim:
“Ben bu şehre, gençlerine ve değerlerine katkı sağlamak için geliyorum.”
Bugüne geldiğimizde, ifade ettiğiniz gerçekleri kabul ediyorum. Ancak burada iki seçenek var:
Bu gerçekleri kabul edip oturacak mıyız, yoksa bu durumları değiştirecek süreçleri mi işleteceğiz?

Ben şuna inanıyorum:
Bir konuda yönünüz varsa yolunuz olur. Ama yönünüz yoksa, yolunuzun nereye çıkacağı da belli olmaz. Bu gerçekleri bilerek bu yola çıktım. Bilgimle, şehrin verileriyle ve yeni dünyanın beklentileriyle; bu şehrin ilgili kesimlerini ikna edebileceğimize ve daha güçlü, daha bütüncül bir yapı oluşturabileceğimize inanıyorum.
Çünkü şehir bugüne kadar hep şu ikilemi yaşamış:
Duruşa göre mi hareket edilecek, duruma göre mi?
Maalesef “duruma göre” hareket edenler daha çok ön plana çıkmış.
Ben diyorum ki: Öncelik “duruşa göre” olmalı.
Bu duruş; bilgiye, veriye, şehre değer katacak işlere ve şehrin geleceğini şekillendirecek kavramlara dayanmalıdır.
Somut bir örnek vermek gerekirse:
Eğer bir şehrin ticareti geriliyorsa, ne sizin işinizin ne de benim işimin büyüme şansı vardır.
Hepimizin önce bu gerçeği net bir şekilde görmesi gerekiyor.
Mevcut tabloya baktığımızda, seyirci kaldıkça şehrin daha da geriye gittiğini görüyoruz.
Böyle bir dönemde bu duruma “kırmızı alarm”, hatta “kriz” demek gerekir.
Ve bu noktada daha aktif, daha cesur bir yaklaşım şarttır.
Şehri ve iş dünyasını merkeze koyarak konuştuğumuzda, buna ikna olmayacak bir iş dünyası olduğunu düşünmüyorum.
Çünkü başka seçenek yok. Gerçekler bunu gösteriyor.
Geçmiş alışkanlıklarımızı da sorgulamalıyız.
Benim seninle sürtüşmemin şehre ne katkısı olabilir? Hiçbir katkısı yok. Ama işbirliği yapmanın, birlikte büyümenin şehre çok faydası olur.
O halde çatışmak yerine birlikte hareket etmeliyiz.
Çünkü birlikte kazandığımızda çevremiz kazanır.
Çevremiz kazandığında dışarıdan gelenler artar.
Dışarıdan gelenler arttığında şehir büyür.
Bugüne kadar biz bu tarafı yeterince ön plana çıkarmadık.
Oysa asıl soru şu olmalı:
“Bu şehri bir yere taşımanın neresinde duracağız?”
Ben bu şehrin bu duyarlılığa sahip olduğuna inanıyorum.
Çünkü tarihine baktığımızda bunu görüyoruz.
Bu şehir; iş birliğiyle, dayanışmayla büyümüş.
Birbirine sahip çıkarak büyümüş, çatışarak değil.
Bugün ise yeni dünya bu iş birliklerini çok daha mümkün kılıyor.
Fırsatlar çok daha fazla.
Artık biraz daha bu tarafa odaklanmalıyız.
Takım olmayı seçmeliyiz.
O zaman bugün konuştuğumuz statüko ve benzeri engeller kendiliğinden anlamsız hale gelecektir.

AHMET KAZAZ ŞEHRİN ÖNÜNÜ TIKAMAZ
TAKA: Başkan Çelebi’nin eski başkan Hacısalihoğlu ile birlikte olabileceği yönünde bir bilgi var. Samet Bey aday, Ayhan Bey aday. Bu konuda görüşleriniz nelerdir. İttifaklar olur mu?
AHMET KAZAZ: Ben bu konuya çok net bakıyorum. Bu ittifaklar neyi amaçlıyor? Eğer bir örnek olacaksa; şehir adına ne söyledik ki ittifak etmemiz gerekiyor? Şehir adına ne yapmak için ittifajk yapacağız?
Bence herkesin önce bunu ortaya koyması lazım. Bunu ortaya koyduğumuzda, şehrin faydası Ahmet’in çıkarından büyükse, hiçbir ittifakla ilgili sorun olmaz.
Ancak “salt başkan olayım, şuradan da şu olsun, buradan da bu olsun” gibi bir bakış açısının bu şehre hiçbir şey katmadığını görüyoruz.
Çok net bir eleştiri olacaksa şunu söyleyeyim: Ortaya konulan mutabakatın, iş birliğinin gerçek niyeti ve amacı nedir? Koltuk mu, iş mi? Evet, konu bu kadar basit.
Bu niyetin temelinde ne var? Dün birbirleriyle yarışan insanların bugün çok hızlı ve alelacele bir araya gelmesi, düşündürücü. Gerçekten bu şehrin bir beka problemi olduğu için mi ittifak yapıldı? Eğer öyleyse, bunda bir sorun yok. Ama bu bekayı herkesin açıkça ifade etmesi gerekir.
Ben de kendi adıma şunu söylüyorum: Şehre yönelik konularda Ahmet Kazaz, bu şehrin önünü tıkayan biri olmaz.
Ama mesele “şu rolü ben alayım, bu rolü ben alayım” anlayışına dönecekse, benim bu tarafa bakışım çok nettir. Fayda yoksa yokum.
Bu şehri savunabileceğimiz, mücadele edebileceğimiz, doğruları söyleyip hayata geçirebileceğimiz ne varsa; oradaki rol ne olursa olsun, ben o rollerin hepsine hazırım.

TRABZON'A HİZMET EDECEĞİZ
TAKA: TTSO başkanı olursanız, Trabzon Partisini mi tutacaksınız? Ya da iktidarla mı yürüyeceksiniz?
AHMET KAZAZ:
Bu çok güzel bir soru. Çünkü bu konuda şahsıma yönelik bazı yorumlar da yapılıyor. Ben herhangi bir siyasi partinin mensubu değilim ya da “şu siyasi partiyle şöyle olmalı” diye hayata bakan biri değilim.
Benim bildiğim tek bir yer var; çok güzel ifade ettiniz: Trabzon Partisi. Şehrin neye ihtiyacı varsa, ben o yönde varım ve her zaman da o yönde hareket edeceğim.
İnandığım temel gerçek şu: Doğru işler yapılıp doğru iletişim ve iş birliği kurulduğunda, tarafların renginin ne olduğunun hiçbir önemi yoktur. Çünkü ortaya çıkan sonuç bu şehre fayda sağlar. Bu şehirde yer alan herkesin —siyasi partilerin, ticaret odasının, üniversitelerin ve yerel yönetimlerin— temel amacının da şehre katkı sağlamak olduğuna inanıyorum.
Asıl mesele, tüm bu yapıların birlikte “Trabzon Partisi” anlayışına hizmet etmesidir. Ancak o zaman hep birlikte güçlenebiliriz. Şehir gençlerini burada tutabilir, iş dünyasını geliştirebilir ve yeni yatırımcıları şehre çekebiliriz.
Aksi durumda ise popülist yaklaşımlar uğruna zaten yeterince kaybetmiş bir şehir gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.
Bu nedenle benim önceliğim siyaset değil; şehrin ticaretle büyümesidir. Siyaseti ise bu büyümenin önünü açacak en güçlü araçlardan biri olarak görüyorum. Bu doğrultuda ticaretin; siyasetle, yerel yönetimlerle ve akademik yapılarla güçlü ve net bir iş birliği içinde olması gerektiğine inanıyorum

ADANIN 15 SENESİ VAR
TAKA: Yatırım adasına bakışınız nasıl, yapılabilirliliği var mı?
AHMET KAZAZ:
Yatırım adasıyla ilgili şunu söylemek isterim: Bu konunun mutlaka karşıma çıkacağını bildiğim için özellikle değerlendirdim. Yeni dünya bize çok net bir şey söylüyor: Katma değerli ürün üretmek ve teknolojiyi, bilgiyi, veriyi doğru kullanarak nitelikli ve rekabet edilebilir işler ortaya koymak.
Benim burada sormak istediğim temel soru şu: Bu yatırım hangi vizyona hizmet edecek? Biz bu şehir için net bir vizyon tanımladık mı? Bu şehir ne şehri olacak? Katma değerli teknoloji yatırım şehri mi, turizm şehri mi, OSB şehri mi?
Eğer bir vücuda benzetirsek; kol kasları nasıl çalışacak, bacak kasları nasıl çalışacak? Yani bütünün içinde her parçanın rolü ne olacak?
Yatırım adasına baktığımızda, tüm iyi niyetleri dikkate alarak söylüyorum; benim öngörüm, bunun şehre kazandırılmasının 15 yıldan önce mümkün olmayacağı yönünde. Peki biz bu 15 yıl boyunca oturup bunu mu bekleyeceğiz? Yoksa o günlere bizi hazırlayacak adımları bugünden mi atacağız?
İş dünyasını; işvereniyle, çalışanıyla, yeni teknoloji dünyasıyla birlikte nasıl dönüştüreceğiz? Altyapısı eksik olan OSB’leri mi düzelteceğiz?
Benim bakış açım şu: Bu tür projeleri “iyi” ya da “kötü” diye tartışmaktan önce, bugünün ihtiyaçlarına odaklanmalıyız. Mevcut negatifleri durdurup pozitife çevirmeli ve yarın oluşacak fırsatlara hazır bir altyapı oluşturmalıyız. Aksi takdirde yatırım adası faydalı mı zararlı mı tartışmasının somut bir karşılık ürettiğini düşünmüyorum.
Ancak çok net bir gerçek var: Ülke stratejilerinin, bu bölgenin jeopolitik önemini doğru okuyarak şekillenmesi gerekiyor. Bunu her platformda anlatmaya çalışıyorum.
Küresel ısınma, su sorunu, deprem gibi başlıklar düşünüldüğünde; bizim coğrafyamız, gelecekte katma değerli üretim ve teknoloji yatırımları için ciddi fırsatlar barındırıyor. Siber güvenlik açısından da, fiziksel güvenlik açısından da bu böyle.
Bugün örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik ilk hamlelerinde hedef aldığı yerler arasında veri merkezleri ve teknoloji altyapıları vardı. Çünkü artık bunlar bir ülkenin beyni ve kalbi konumunda.
Bu da şunu gösteriyor: Bizim coğrafyamız, ülke adına daha güvenli ve stratejik bir teknoloji üssüne dönüşebilecek ciddi bir potansiyele sahip.
Bu nedenle şehri sadece “yatırım adası” gibi tek bir başlık altında değerlendirmek doğru değil. Onu, bütünün içindeki bir parça olarak görmek gerekir. Eğer bugünden yapılması gerekenleri yaparsak, o proje de zamanı geldiğinde anlam kazanır.
Aksi takdirde, 2040 yılında nasıl bir dünyada yaşayacağımızı düşünmeden, sadece bir projeyi beklemek doğru bir yaklaşım olmaz.
Bu yüzden benim yaklaşımım şu: Ne olacağına takılmadan, bugünün ihtiyaçlarına hızlı ve doğru şekilde odaklanmak gerekir. Yatırım adası da kendi sürecinde ilerlerken, o günün gerçeklerine göre hangi fırsatları sunuyorsa, onları değerlendirmek gerekir
ÖZET: İNSAN VE TEKNOLOJİ
TAKA: Trabzon'un tüm ticari verilerini bir şekilde topluyorsunuz; üniversitelerle iş birliği yaparak. Mesela şu anda Trabzon'un ekonomik durumu nedir? Ne kadar işsiz vardır? Kişi başına düşen milli gelir nedir?
AHMET KAZAZ:
Çok teşekkür ederim. Yönlenmek için bilginin ve verinin son derece kıymetli olduğuna inanıyorum. Ancak bu verileri hangi amaçla ve ne için kullanacağınızı da net şekilde tanımlamanız gerekir. Bunun için doğru öngörüler geliştirmek ve sağlam öncelikler belirlemek şarttır.
“Ben nereye gitmek istiyorum? Elimde ne var? Nelere ihtiyacım var? Ve bu hedefe nasıl ulaşacağım?” sorularına net cevaplar vermeden ilerlemek mümkün değildir.
Buradan baktığımızda konunun özeti aslında çok net: İnsan ve teknoloji.
Bugünün dünyasında en güçlü gerçek budur. Eğer bir şeyi iyi yapmak istiyorsanız, insan ile teknolojinin birleşimini geliştirmek zorundasınız. Bunu başaramadığınız sürece gelişme ihtimaliniz yoktur.
Trabzon özelinde de en temel ihtiyacın bu olduğunu düşünüyorum.
Bana sıkça şu soru soruluyor:
“Ticaret ve Sanayi Odası ne işe yarar? Aidat toplamaktan başka ne yapar? Ticari geziler, fuarlar, organizasyonlar…”
Bugün, 2026 yılında bu soruların hâlâ ticaret odaları için soruluyor olması hepimiz adına ciddi bir sorumluluktur, hatta bir vebaldir.
Neden?
Çünkü insanlar bu kuruma aidat ödüyor. Bunun bir kısmı hukuki zorunluluktur; kanun gereğidir. Ancak aynı kanun ticaret odalarına çok daha büyük bir sorumluluk yükler:
İş dünyasının gelişimini sağlamak, yön vermek ve şehir ile ülke ekonomisini büyütecek çalışmaları hayata geçirmek.
Şimdi dönüp Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’na baktığımızda şu soruyu sormamız gerekir:
Bu anlamda ne yaptık?
Açık konuşmak gerekirse, yeterince yapamadığımız ortada. Bunun sonucu olarak da geri kalıyoruz.
Eğer biz üyelerimize; gelişim alanlarının neden önemli olduğunu, bu dönüşümün ne sağlayacağını doğru şekilde anlatabilseydik, bugün bu sorular sorulmazdı.
Çünkü mesele selam vermek, açılışlara katılmak ya da görünür olmak değildir.
Asıl mesele; iş dünyasına yol ve yön gösterebilmektir.
Ticaret odalarının rolü çok daha büyüktür:
Kendi iç dinamikleri ve donanımlı kadrolarıyla iş dünyasını geliştiren, onların dönüşümüne liderlik eden, hatta bazı maliyetleri üstlenerek üyelerine yeni modeller sunan yapılar haline gelmeleri gerekir.
Bu noktada daha fazla detaya girmek istemiyorum; çünkü seçim sürecinde paylaşacağım bazı başlıklar var. Ancak şunu çok net söyleyebilirim:
İnsanı teknolojiyle geliştiremiyorsanız, şehrinizi geliştirme şansınız yoktur.
Yanlış hatırlamıyorsam, Kalyon İnşaat CEO’su Davos zirvesinde yaptığı bir konuşmada şunu ifade etti:
“Türkiye’nin dünyadaki en güçlü olduğu sektörlerden biri inşaat. Ancak biz bugünden inşaat ustalarına yapay zekâyı nasıl kullanacaklarını öğretmezsek, bu gücümüzü de kaybederiz.”
Benim sorum da tam burada başlıyor:
Ticaret odaları gerçekten bir şey yapacaksa, iş dünyasına sadece bugünü değil, yarını da anlatmak zorundadır.
Kapı kapı dolaşıp;
Neden dönüşmeleri gerektiğini,
Neye odaklanmaları gerektiğini,
Nasıl gelişeceklerini anlatmak zorundadır.
Aksi halde sadece unvanlar konuşulur.
“Başkan” denir… ama ötesi olmaz.
Bence meseleyi tam olarak buradan okumak gerekir
KENTSEL DÖNÜŞÜMDE BİNA YIKILABİLİR
TAKA: Peki seçilirseniz TTSO binasının yıkılması konusunda onay verecekmisiniz?
AHMET KAZAZ: Bu konuyla alakalı bir kentsel dönüşüm süreci var. TTSO binası kentsel dönüşüm de yıkılacak. Bugünkü binanın Trabzon ticaretine yakışıyorr olmadığını düşünüyorum. Bundan dolayı benim de kanaatim yıkılması ve zamanın ticari ve sanayi vizyonuna uygun yeni bir bina yapılması. Bunu ilgili kurumlarla yapacak olduğumuz görüşmelerle süreci belirliyor olacağız.
TRABZONSPOR DEĞERİMİZ
TAKA: Trabzonspor olayına çok takılıyoruz. Pazartesi, Salı, Çarşamba galibiyeti, ondan sonraki süreçte hafta sonu maçının kadrosunu konuşuyoruz. Şehir Trabzonspor'la yaşıyor. Bu kadar yoğunlaşma abartı değil mi??
AHMET KAZAZ:
Trabzonspor, bu şehir için çok kıymetli bir marka ve son derece önemli bir değeridir. Şehrin, Trabzonspor ile Trabzon kavramını çatıştırarak konuşmasının doğru olmadığını düşünenlerdenim. Dönem dönem bu tür hatalar yapılıyor.
Bence konuya şu açıdan bakmak gerekiyor: Bir şehir, takımına bu kadar güçlü bir duygu besleyebiliyorsa, bu duyguyu neden şehrin büyümesi için kullanamıyoruz? Neden bunu daha güçlü bir değere dönüştüremiyoruz? Neden daha cesur olamıyoruz?
Bakın, akşam bir maç oynandı. Kosova’nın nüfusu yaklaşık 1.8 milyon. Ama sahada Kosova oynadı, biz savunmada kaldık. Demek ki mesele sadece sayı ya da söylem değil; ne yaptığınızla ilgili.
Türk kültüründe çok güzel bir söz vardır: “Birine kırk gün deli derseniz, kırkıncı gün deli olur.” Biz de çoğu zaman meseleleri bu noktaya getiriyor, görmek istediğimiz tabloya göre hareket ediyoruz. Oysa bu şehrin bütünselliğini daha ileriye taşıyacak bir bakış açısına ihtiyacımız var.
Örneğin, 2022 şampiyonluğunda “Mutluluğa kurşun sıkma” mottosu vardı. Ve gerçekten de bir tek kurşun bile atılmadı. Bu, bu şehir insanının ne kadar duyarlı ve sahiplenici olduğunu açıkça gösterdi. Bu kampanya ne kadar sürdü? Yaklaşık bir ay.
Demek ki bu şehir, doğru hedef ve doğru anlatımla çok kısa sürede büyük bir dönüşüm gösterebiliyor. Aynı şekilde, Trabzonspor sevgisini de şehrin gelişimi için organize edebilir. Yeter ki amaç doğru gösterilsin, fayda net ortaya konulsun ve yapılacaklar doğru anlatılsın.
Bu şehrin insanı dünyada da güçlü, Türkiye’de de güçlü. Diasporası var, etkisi var, gücü var. Ama konu kendi şehrine gelince aynı başarıyı gösteremiyor. Neden?
Çünkü biz, ne yapamadığımızı konuşmaya daha çok zaman ayırıyoruz. Oysa ne yapmamız gerektiğini; ticari, sportif ve kültürel olarak net bir şekilde ortaya koyup buna niyet edersek, bu iş olur.
Unutmayalım; dünyada değişimi büyük çoğunluklar değil, az sayıdaki kararlı insanlar gerçekleştirmiştir. Önemli olan, bu şehirde doğruları söyleme ve uygulama cesaretini gösterebilmektir.
Bizim meselemiz hemen doğru anlaşılmak değil; doğruyu yapmaktır. Çünkü zamanla doğru yaptıklarımız, zaten doğru algılanacaktır. Asıl güç de buradan doğar.
Bu yaklaşım Ticaret Odası için de geçerlidir, Trabzonspor için de.
Son olarak şunu sormak gerekiyor: 800 bin nüfuslu bir şehirden neden daha fazla sporcu çıkmıyor? Bu aslında dünyanın en önemli sorularından biri. Ve cevabı da zor değil.
Trabzonspor, geçmişte bu şehri nasıl büyüttüyse, nasıl güçlendirdiyse, hangi duyguları harekete geçirdiyse; bugün de o ruhu yeniden ortaya çıkaracak adımları atmamız gerekiyor.
KOMİTELER TAŞINIYOR
TAKA: Birbirine zıt olan sektörler aynı NACE koduyla aynı komitenin içinde yer alıyor. Bu NACE kodları nedir? Farklı meslek dalları aynı komitede nasıl olabilir?
AHMET KAZAZ: NACE kodları mesleki alanların gruplandırılması için kullanılan bir terim. Türkiye'deki karşılığı bu. Son zamanlarda bu konularla ilgili ciddi yasal düzenlemeler getirildi. Eğer ticari faaliyetinizde yoğunluğunuz köfte satmaksa köfte sektöründe oluyorsunuz. Ancak yaptığınız şirket herhangi bir ticari faaliyette kullanılmıyor, başka bir amaçla kullanılıyor nitelikteyse ve hiçbir ticari faaliyeti söz konusu olmamışsa, "Ya ben bunu kurdum ama orada iş yapmadım. Şimdi köftecilik değil terzilik yapacağım." deyip oraya taşıyabilirsiniz. Ve Ticaret Odası'nda da bu nitelikte çok şirket var. Bunların nedense çoğu seçime iki yıl kala kuruluyor. Daha sonra da seçim zamanında oradan oraya yer değiştiriyorlar. Bazı meslek komitelerinde ise benzeşmeyen işler var çünkü onları kümelendirebilecekleri kadar üye sayısı çıkmıyor. Çıkmayınca bir yerde topluyorlar. Ondan dolayı onları oraya yerleştiriyorlar evet. Ondan dolayı oradan oraya, oradan oraya taşınabiliyorlar.