Trabzonspor taraftarı sosyal medyayı en kötü kullanan taraftar yapısına sahip.

Eleştiri ile hakareti birbirinden ayıramayacak kadar bilinçsiz bir topluluk var.

Çok seslilik, bölünmüşlük, seviyesizlik takım üzerindeki baskıyı olumsuz yönde her geçen gün arttırıyor. 

Annelerimiz, eşlerimiz kutsal varlıklarımızdır. 

Trabzon insanı tutucudur, değerlerine sahip çıkar, laf söyletmez diye bilinir.

Futbolcu eşine argo kelimeler kullanacak kadar alçalan insanlarla aynı tutkuya sahip olmak, aynı takıma gönül vermek acı.

Ahmet Ağaoğlu giderek yalnızlaşıyor.

2-2 sona eren olaylı Alanya maçı. Kupa finalinde yaptığı kol hareketi muhtemelen Ağaoğlu’nun üzerini çizdirdi.

Newton tercihi, hatalı transferler ve sportif başarısızlık bitiş döneminin başlangıcı oldu.

Uçak konuşması ve servis edilmesi neresinden bakarsan bak hatalı.

Ahmet Ağaoğlu şunu demiyor; “evet biz hatalı transferler yaptık. Üzdüğümüz Trabzonspor camiasından özür dileriz. Ara transferler döneminde gereğini yapacağız” deseydi ciddi bir kesim anlayışla karşılardı.

10 yaşındaki bir çocuk bile transferin yüzde 90’ını başarısız bulurken ulusal medyaya çıkıp da transferlerin yüzde 90’ı başarılı şeklinde açıklaması yapması camianın aklıyla, duygularıyla alay etmek anlamına geliyor.

Samimiyet ve güven duygusu kaybolduğunda geri kazanmak çok zor hale geliyor.

Sözleşmesinin bitiş maddesine kadar 50 milyon TL maliyeti olan halı saha topçusu Diabate’nin şehri izinsiz terk etmesi gelinen noktanın ne kadar vahim olduğunu gösteriyor.

Para ödediğin futbolcu ‘ben sizi takmıyorum’ diyor ve çekip gidiyor.

Sistemi, planı, otoritesi olan kulüpte bunlar yaşanmaz. 

Tüm sorunların altında yatan nedenlerin tamamı yönetim kaynaklı.

Başta doğru teknik direktör tercihi, doğru transferler yapmadığından sorunlar bir yumak haline geliyor ve karşına dağ gibi çıkıyor.

Çözümü de kolay olmuyor.