Taşacak Bu Deniz Oyuncusu Onur Dilber’den Eleştirilere Net Yanıt
Taşacak Bu Deniz dizisiyle geniş bir izleyici kitlesine ulaşan ve özellikle Gezep karakteriyle dikkat çeken Onur Dilber, Trabzon Üniversitesi’nde öğrencilerle buluştu. Trabzon Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Kulübü ile Sahne Sanatları Bölümü’nün ortaklaşa düzenlediği söyleşide hem oyunculuk kariyerine dair samimi açıklamalarda bulundu hem de diziye yönelik eleştirileri değerlendirdi. Trabzon Araklı doğumlu olan Dilber, memleketinde üniversite öğrencileriyle bir araya gelmenin kendisi için “gurur verici” olduğunu söyledi. Söyleşide en çok dikkat çeken bölüm ise Karadeniz’in dizide şiddet ve kan davaları üzerinden olumsuz gösterildiği yönündeki eleştirilere verdiği yanıt oldu.

“Karadeniz’i kötü yansıtan bir durum yok”
Taşacak Bu Deniz dizisine yönelik en çok dile getirilen eleştirilerden biri, Karadeniz’in iki aile arasındaki çatışmalar ve şiddet üzerinden anlatılmasıydı. Onur Dilber bu konuda oldukça net konuştu. Dizilerin bir kültür belgeseli olmadığını vurgulayan oyuncu, izleyicinin kurgu ile gerçeği ayırt edebildiğini söyledi.
“Dizilerden tarih öğrenilmez” diyen Dilber, “Bir sitcomdan darbe dönemini öğrenemezsiniz. Aynı şekilde bir dram dizisinden de Karadeniz’in sosyolojik yapısını çıkarmak doğru değil. İnsanlar diziyi izleyince ‘Karadeniz böyle bir yer’ demiyor. Aksine bu coğrafyanın ne kadar güzel olduğunu görüyor” ifadelerini kullandı. Karadeniz’in doğası, dili ve kültürel unsurlarının dizide güçlü bir şekilde yer aldığını belirten Dilber, yapımın bölgeyi olumsuz değil, görünür kıldığını savundu.

Gezep karakteri nasıl inşa edildi?
Söyleşide öğrencilerin en çok merak ettiği konulardan biri de Gezep karakterinin nasıl oluşturulduğuydu. Onur Dilber, bir karakteri inşa ederken şivenin tek başına belirleyici olmadığını, asıl meselenin karakterin geçmişini ve duygusal dünyasını anlamak olduğunu söyledi.
Karadeniz şivesinin kendi ana dili gibi olduğunu belirten Dilber, “100 tane Karadenizli karakter oynasanız 100’ünün de geçmişi farklıdır. Mesele şive değil, o karakterin yaşadığı hayatı anlamak” dedi. Gezep’in güven ve sadakat konusunda hassas bir karakter olduğunu vurgulayan oyuncu, rolü oynarken “oynamaktan çok yaşama haline” geçmeye çalıştığını ifade etti.

Dilber, Gezep’in kolay kolay can alacak biri olmadığını, karakterin iç dünyasında ciddi çatışmalar yaşadığını söyledi. Özellikle ilerleyen bölümlerde Gezep’in iç hesaplaşmalarının daha belirgin şekilde izleyiciye yansıyacağını dile getirdi.
“Sanat insanı iyileştirir”
Onur Dilber, söyleşide sadece dizi ve oyunculuk değil, sanatın hayatındaki yerinden de söz etti. Öğrencilerden gelen “Sanatın önemi nedir?” sorusuna verdiği yanıt dikkat çekti. Sanatın hem insanı hem toplumu iyileştiren bir gücü olduğuna inandığını belirten Dilber, gençlere hangi mesleği seçerlerse seçsinler sanatla bağlarını koparmamaları tavsiyesinde bulundu.
“Sanatla uğraşmak ağır ama hafifleten bir yüktür” diyen oyuncu, tiyatro izlemekten müzikle ilgilenmeye kadar her sanat dalının insanın dünyaya bakışını değiştirdiğini söyledi. Oyunculuk, yönetmenlik ya da senaristlik hayali kuran öğrencilere ise zaman kaygısı taşımamaları ve süreç içinde kendilerini geliştirmeye odaklanmaları gerektiğini belirtti.
“Bu kadar büyük etkiyi biz de beklemiyorduk”
Taşacak Bu Deniz dizisinin gördüğü ilgi hakkında da konuşan Onur Dilber, dizinin sevileceğini düşündüğünü ancak bu kadar geniş bir etki yaratacağını tahmin etmediklerini söyledi. Başarının kendileri için de sürpriz olduğunu dile getiren oyuncu, Gezep karakterinin izleyici tarafından sahiplenilmesinin kendisini mutlu ettiğini ifade etti.
Özellikle öğrencilerin karaktere gerçek bir kişi gibi yaklaşmasının kendisini etkilediğini belirten Dilber, “Bana ‘Sırrı ne zaman söyleyeceksin?’ diye soruyorlar. Bu, karakterin yaşıyor gibi hissedildiğini gösterir” dedi.
Trabzonspor ve set anıları da konuşuldu
Söyleşide Trabzonspor sorusu da yöneltildi. Maç izlerken yaşadığı heyecanın set heyecanından daha zor olduğunu esprili bir dille anlatan Dilber, çekimlerin zorlu doğa koşullarında yapıldığını ve özellikle yüksek rakımda çekilen sahnelerde fiziksel olarak zorlandıklarını aktardı.
Bazı sahnelerin teknik olarak uzun sürdüğünü ancak ekip ruhunun bu süreci kolaylaştırdığını ifade eden oyuncu, set ortamında tüm oyuncularla ayrı ayrı keyif aldığını da sözlerine ekledi.





