Şeyihoğlu: Fatih’in Trabzon’u Kraldan teslim alması Rum sarayının girişinde “Kılıç ve şehir anahtarının teslimi” ile anlatılmıştır. Tabloda Fatih, hocası Akşemsettin ve Yeniçerilerinin önde olduğu ordusu ile saray içinde görülmektedir.
TAKA: Trabzon tablolarda nasıl somutlaşıyor. Detaylı örnekler verir misiniz? Örneğin bu şehrin Trabzon olduğuna bizi nasıl inandıracaksınız?
Diğer tabloda ise Trabzon fonda siluet şeklinde kullanılmıştır. Fatih ordusu ile şu anki Trabzon Valiliğinin bulunduğu mevkide resmedilmiştir. Bu tasarım için görsel kaygılar da konumlandırmada etkili olmuştur. Resmedilen beşeri ve doğal yapılarda Trabzon’a izler incelikle işlenmiştir. Özellikle bitki örtüsü, mimarisinde bunları görebilirsiniz. Eğrelti otları, Kızıl gerdan kuşu, çatılara yerleştirilen taşlar ve Ganita’nın tarihi görüntüsü…
Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’a Girişi (1461)
Trabzon kuşatması kırk gün sürdü. En şiddetli savaşlar Zağnos Köprüsü civarında oldu. SadrâzâmMahmûd Paşa, yanında bulunan Rûmca kâtibi ThomosKatavolinos’u İmparator David’e göndererek “Kayıtsız şartsız teslim olmasını, yoksa cenk yasası uygulanacağını” bildirdi (Kritovulos, 1328’den akt: Albayrak, 2010:37). David hiçbir ümîdin kalmadığını görünce, Osmanlı ordusunda rehin olarak bulunan SâreHâtûn’a başvurarak affedilmeleri için Padişah katında tavassutta bulunması rica etti. Sâre Hatun, daha önce Padişahın kendisini vermiş olduğu cevabı unutmamış olmakla beraber, son bir defa daha İmparatoru kurtarmak istedi ve Padişah’a; askerlerin kıtlıktan müteessir olduklarını, Trabzon’un alınmasından vazgeçilmesini ricâ etti. Hatta daha da ileri giderek: Oğul bu kaleyi bana bağışla ki bize mütealliktir” dedi (Unat, Köymen 1957’den akt: Albayrak, 2010:37). Padişah Fatih Sultan Mehmet, bu ricalar karşısında suratını asmış, cevap bile vermemiştir. Trabzon Kalesi’ni savunmaktan bir netice elde edemeyeceğini ve durumun daha da kötüleşeceğini anlayan David Komnen, Mahmûd Paşa’nın akrabasından olan imparatorun teyzesinin oğlu, başmabeyincisi GorgosAmirutzes vasıtasıyla, Mahmûd Paşa ile anlaşarak şehri ve kaleyi teslime karar verdi… (Mirmiroğlu, 1954’ten akt: 2010:37) Bir yandan bu görüşmeler yapılırken, öte yandan da çetin vuruşmalar sürüp gidiyordu. Türk bayrağının Zağnos burcuna dikildiği anda, Trabzon Devleti’nin teslim olduğu haberi Fatih’e ulaşmıştı (Shov, 1982’den akt: Albayrak, 2010:37).Mahmûd Paşa yeniçerilerle sur kapısından girdi, kaleyi ve burçları işgal etti. Daha sonra Fatih Sultan Mehmet şehre girerek mühim yerleri, müdafaa tesislerini ve mabetleri gözden geçirdi. Sonra kaleye ve saraya çıktı. İlk iş olarak kaledeki Meryem Ana Kilisesini Fatih Camiine çevirdi ki sonradan buranın adı Orta Hisar Camii olmuştur. Senöjen kilisesini de camiye çevirerek ilk cuma namazını orada kıldı ve adına hutbe okuttu ” (Gürkan: 1994:33).
Tabloda yeniçerilerin elinde tüfek resmedilmiştir. Çünkü Fatih devrinde bir tüfekçi tümeni bulunduğu, kale savunmalarında ve muharebe meydanlarında tüfek kullanıldığı bilinmektedir. Eski tüfekler, oldukça ağır ve birkaç kişi tarafından taşınır,
metrislerde, ya da kale mazgal¬larına dayandırılarak kullanılır, uzaktan bir fitil aracılığı ile ateş¬lenir, ağızdan doldurulur, taş gülle atar, adeta küçük çaplı bir top gibidir. Bu da bize tüfeklerin ilk ortaya çıktığından bugünkü biçiminde olmadıklarını yani pi¬yade veya süvarinin taşıyabile¬ceği cinsten olmadığını göster¬mektedir. Osmanlının tüfeği ilk kez ne zaman kullandığı kesin bilinme¬mekle birlikte, 1421 Düzmece Mustafa Hadisesinde, 1430 Selânik’in fethinde, 1442 Sivrihisar Kuşatmasında tüfek kullanıldığı bilinmektedir. 1444 Varna Kuşatmasında top ve tüfek kulla¬nılmıştır. Fatih devrinde de bir tüfekçi tümeni bulunduğu, kale savunmalarında ve muharebe meydanlarında tüfek kullanıldığı bilinmektedir. Tüfek Osmanlı ordusunda ilk önce yaya birliklerinde, son¬radan da atlı birlikler arasında yayılmıştır. Fatih döneminde ye-niçeriler arasında tam olarak yerleşmiş, XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren atlı birlikler kısa namlulu Karabinaları kul¬lanmaya başlamışlardır. Yeniçe¬riler ise daha uzun namlulu Ka-rabinaları kullanmaya başlamış¬lardır. Yeniçerilerin tüfek kullan¬makta zamanla gelişen ustaları, İslâm ülkelerinde yayılmış, İranlılar ordularında Türk asıllı tüfek¬çi birlikleri kurmuşlardır (Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, 1999: 35).
Benzer şekilde Sevin (1999:71)’se bu durumu şu şekilde aktarmaktadır: Ateşli silahların ilk defa İngilizlerin 1346 da Crecy’de Fransızları mağlup ettikleri savaşta kullanılmasından sonra henüz te¬şekkül eden Yeniçeri ordusunda büyük mikyasta kullanıldığı an¬laşılıyor. Hatta 1389 da Kosova muharebesinde Birinci Murad’ın on misli kuvvette müttefik ordusunu ateşli silah sayesinde yenip az zamanda Balkanlara hâkim olduğu söylenir. Hünernamedeki (Cilt I) resimler de bunu teyit eder: Birinci Murad’ı bir idman yarışmasında gösteren resminde Osman bütün Yeniçerileri tüfekli yapmış. Kosova’da şahadetini gösteren resimde nakkaş Osman Padişahın ça¬dırı etrafında toplar resmetmiş. 1396 da vuku bulan Niğbolu muharebesini tasvir eden resminde de hem yıldırımın Niğbolu ka¬lesinde, hem muhasara eden müttefik kuvvetlerinde toplar var. Fatihin 1456 yılındaki Belgrat savaşında bütün Yeniçerilerin tüfekli yanaşık nizamda ve bu kıyafette olduğu Hünernameden an¬laşılıyor. Bu resim oradan alınmıştır. Birinci Murat devrinde de kıyafet aynı. Bu beyaz börklü, sakallı Yeniçeri sol omuzuna gayet iri ağır bir tüfek almış. Tüfek fitille ateşlenecek neviden. Diz kapağına kadar inen kızıl abasının önü on tane sık düğmeyle ilikli. Ye¬niçeriliğin bu disiplinli devrinde göğsü, bağrı açık kıyafetlere hiç tesadüf edilmiyor.Tabloda Trabzon evleri resmedilirken Evliya Çelebi’nin “Seyehatname” sinde geçen tasvirlere riayet edilmiştir. Bu tasvire göre Trabzon’da evler kuzey, yıldız ve batı tarafına bakmakta olup kırmızı kiremitle örtülüdür. Büyük bir kısmı bahçe içinde ve iki katlıdır. Özellikle sur içindeki evlerin bir kısmı kale duvarına bitişik inşa edilmiştir… (Evliya Çelebi, 1996:454 ve T.Ş.S. (1831)den akt: İnan, 2013: 41).
TAKA: Bu deniz tablolarında gemiler farklı konumlarda, şekillerde ve durumlarda resmedilmiş? Neden?Şeyihoğlu: Gemi görüntüleri farklı çünkü kaynaklarda (resim ve gravürlerde) dönemim donanması ile ilgili bir araştırma yaptık. Askeri müzeleri inceledik.
Bu sebeple farklı tasarımlar var. Örneğin bir tabloda Osmanlı donanmasının Trabzon fethinden sonra Trabzon Limanı ve Ganita Beştaş mevkii önünde rutin işler için bulunması resmedilmiştir. Fonda Kalkınma Mahallesi, Ganita üstünde fener ve kale konumlandırılmıştır. Diğer deniz resminde ise Rumların şehir savunmasında gösterdiği direnç karşısında yaşanan savaş resmedilmiştir.
Osmanlı Donanması Trabzon’da (1461)
1461 yılının ilkbaharında 100- 150 arasında tahmin olunan gemiden hususi bir donanma hazırlatan Fatih Sultan Mehmet, Kasım ve Yakup Beylerin idaresinde olmak üzere en kıymetli askerlerini gemilere bindirdi. … Padişah Sinop’ta iken İstanbul’daki donanmanın hareket etmesini emreyledi. …Donanma Padişahtan evvel şehrin önüne gelmiş ve demirlemiş hatta karaya asker çıkarmıştı (Gürkan,1994:32-33)....Kritovulos, Fatih’in Trabzon'un fethi için yaptığı hazırlıkları ise şöyle anlatıyor: “Kış içinde ön tedbirler alındığı gibi, bahar mevsimi başında dahi donanmanın sefer donanımını tamamlandı. Makineleri ve savaş âletleri ve diğer mühimmatı taşıyan yük gemileri ayrı olduğu halde elli çifte kürekli ve zırhlı savaş gemisinin adeti üç yüze varıyordu. Bunların içerisinde dahi çok sayıda siper, zerre, mızrak, makine sur yıkmak için alât yerleştirip, savaş bilgileri yerinde, kuvvetli vücutlu ve tecrübeli kişiler bindirilmişti. Padişah Hazretleri, Gelibolu Valisi Kâzım Bey ile denizde tecrübeli ve geniş bilgisi olan Yakup Bey’i deniz kuvvetleri komutanı tayin etti. Mükemmel surette donatılmış ve silahlandırılmış olan Osmanlı donanması yelkenleri açarak İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e doğru hareket etmiş ve birbirleriyle yarışan askerlerin neşe ve alkışları arasında ilerlemeye başlamıştı (Kritovulos, 1967’den akt: Albayrak, 2010:28)
TAKA: Yarın, Ressam Şakir Şeyihoğlu’nun yağlıboya tekniği ile görselleştirdiği, “Fatih Sultan Mehmet Trabzon’da”isimli tablolar ile tarih kitaplarının sayfaları arasından derlenen detaylı bilgileri sunacağız.
ŞAKİR ŞEYİHOĞLU/ŞUAYİP ŞEYİHOĞLU
Muhabir: TE Bilisim





