Trabzonspor Kadın Futbol Takımının tecrübeli eldiveni Gamze Nur Yaman, kulüp dergisine verdiği röportajda çarpıcı açıklamalar yaptı. Ukrayna ve Türkiye’de forma giydiği iki farklı takımda Şampiyonlar Ligi’nde iki kez son 16 turu başarısı yaşayan, Gamze, Kadınlar A Milli Futbol Takımı ve Trabzonspor’daki performanslarıyla herkesin takdirini kazandı. Başarılı file bekçisi Gamze Nur Yaman, kariyer yolculuğu, transfer süreci ve kadın futbolunun gelişimiyle ilgili şunları söyledi;
Bize biraz kendinden bahseder misin, futbol kariyerin nasıl başladı?
Futbola küçük yaşlarda sokak aralarında erkek arkadaşlarımla maçlar yaparak başladım. Evimizde zaten babam sürekli futbolu takip ettiği için, kız çocuğu olarak bana yabancı gelmeyen bir spordu. Ama o dönemlerde kaleye asla geçmek istemezdim; hep gol atmayı seven bir çocuktum. Bir gün okul takımında kız futbol takımı kurulacağını öğrendim ve ben de katılmak istedim. Kalecimiz eksikti. Hocamız bana dönüp, ‘senden kaleci olur’ dedi, şaşırdım ama denemeye karar verdim. O gün kalecilik serüvenim başladı. İlk kaleye geçtiğim andaki heyecan beni çok etkiledi. Zamanla bu bir tutkuya dönüştü. Bugün hem milli takımda ülkemi temsil etmek hem de Trabzonspor forması giymek benim için büyük bir gurur.
Kaleci olmak biraz yalnızlık işi. Hem Milli Takım’da hem de Trabzonspor’da bizi gururlandıran performanslar sergileyen bir kalecisin. Seni bu yalnızlıkta güçlü tutan şey nedir?
Kalecilik öncelikle bir karakter işidir. Sahada en yalnız olan sensin ama takımın en büyük güvencesi de yine sensin. Beni bu yalnızlıkta güçlü tutan, sorumluluk duygum ve mücadele ruhumdur.
Hem yurt dışında hem de ülkemizde şampiyonluk yaşayan takımların kalesini korudun. İki farklı kültürde şampiyonluk yaşamanın sana hissettirdikleri arasında ne gibi duygusal ve profesyonel farklılıklar vardı?
Ukrayna’da WFC Zhytlobud-1 Kharkiv takımı ile yaşadığım başarı, bana farklı oyun kültürlerini, disiplin anlayışını ve profesyonelliği öğretti. Türkiye’de yaşadığım başarı ise elbette çok daha derin bir histi. Kendi ülkemde başarmak bambaşka bir duygu. Başarılar, profesyonel anlamda özgüvenimi artırdı, aynı zamanda duygusal olarak aidiyet duygumu güçlendirdi.
Kendini oyun içinde nasıl tanımlarsın? Güçlü yönlerin ve sürekli geliştirmeye çalıştığın tarafların neler?
Kalede soğukkanlı ve sakin bir kişiliğe sahip olduğumu düşünüyorum. Agresifleştiğimde ise tam tersi konsantrasyonumun çok daha çabuk bozulduğuna inanıyorum. Güçlü yönlerim olarak çabukluğuma, pozisyon almama ve reflekslerime çok güveniyorum. Sürekli geliştirmeye çalıştığım yönüm ise mantalitem.
TRABZONSPOR’A SEMPATİM VARDI
Trabzonspor’a transfer sürecin nasıl gelişti? ‘Kesinlikle bu takımda olmalıyım’ cümlesini sana dedirten şey neydi? Bu teklifi ilk aldığında ne hissettin?
Trabzonspor’a içten içe hep sempati beslemişimdir; fakat buraya transfer olacağım aklımın ucundan geçmezdi. Bu durum bana da sürpriz oldu ve çok heyecanlandırdı. Yeni bir takımın ve yeni bir şehrin bana çok iyi geleceğini düşündüm. Ne kadar doğru bir karar verdiğimi her geçen gün daha iyi anlıyorum. Burada yeniden doğmuş gibi hissediyorum; bunu kelimelerle anlatamam.
Kaybedilen bir maçtan sonra ayağa kalkmak için neler yapıyorsun?
Tabii ki Trabzonspor gibi büyük bir takımda kaybettikten sonra ayağa kalkmak çok daha zordur. Çünkü mental olarak toparlanmak, fiziksel toparlanmaktan daha ağırdır. Ama biz iyi bir takım olarak birlik içinde olduğumuz için oluşan negatif süreçleri çok daha kolay atlatıyoruz.
Futbol Gamze Nur Yaman’dan ne aldı, ona ne kazandırdı? Bu hikâye bir gün bittiğinde, seni nasıl hatırlasınlar istersin?
Futbol belki benden sosyal anlar, daha sakin bir hayat almış olabilir ama güçlü bir kimlik kazandırdı. Bu hikaye bittiğinde de sadece normal bir kaleci değil başarılarla dolu bir kaleci olarak hatırlanmak isterim. Hem Avrupa’da hem de ülkemizde olmak üzere iki farklı takımla Şampiyonlar Ligi’nde son 16 turu başarısı yaşamış bir kaleciyim ve bu başarılarımın da üstüne çıkmadan hikayem sonlansın istemem. Zira sırada, Trabzonspor ile kazanacağımız büyük başarılar var.
Zor zamanlarında seni ayakta tutan şey nedir? Kendine güç verdiğin bir motto ya da inandığın bir yaşam felsefen var mı?
Kalecilik başlı başına zordur; yalnızlıktır. Bir hata yaptığınızda herkes görür, ancak yaptığınız kurtarışlar havada kalabilir. Bu yüzden zor zamanlar benim gerçeğimdir. Kendime sık sık şunu hatırlatırım: ‘Düştüğün yer değil, ayağa kalktığın an seni tanımlar.’ En büyük gücüm; inancım, hırsım ve ailemin desteğidir.
Kadın futbolunun popülerleşmesiyle birlikte oyuncuların sosyal sorumluluğu da arttı. Bir rol model olarak sen, bu gücü nasıl kullanmak istersin?
Eğer biz kız çocuğu beni izleyip ‘ben de kaleci olmak istiyorum’ diyorsa o zaman futbol benim için gerçek anlamını bulmuş demektir. Ben sadece kaleyi korumuyorum aynı zamanda geri plana atılan hayalleri de savunuyorum. Bu yüzden kız çocuklarının futbola erişimi konusundaki projelerde yer almak benim için çok değerli olur.





