Türkiye, 2025 yılında iklim krizinin en sert yüzlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Standart Yağış İndeksi (SPI) verileri, ülke genelinde kuraklığın artık geçici bir hava olayı olmaktan çıktığını ortaya koydu. Marmara, İç Anadolu ve Ege başta olmak üzere geniş bir coğrafyada yağışlar dramatik biçimde azalırken, tarımsal üretimden içme suyuna kadar pek çok alanda riskler büyüdü. Uzmanlar, 12 ve 24 aylık SPI haritalarındaki alarm seviyelerinin barajlar, yeraltı suları ve gıda arzı açısından kritik eşiklere işaret ettiğini vurguluyor. Bu tablo, su yönetiminde köklü adımların kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Kuraklık Kronikleşiyor: SPI Haritaları Ne Diyor?
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Mikdat Kadıoğlu, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün meteorolojik kuraklığın izlenmesinde temel kabul ettiği SPI haritalarını değerlendirdi. Kadıoğlu, “Negatif değerler kuraklığı, -2 ve altı değerler şiddetli kuraklığı gösterir” diyerek özellikle 12 ve 24 aylık göstergelerin kritik olduğunun altını çizdi. 3 aylık haritaların anlık hava koşullarını yansıttığını belirten Kadıoğlu, uzun dönemli göstergelerde Türkiye’nin büyük bölümünün kırmızı ve siyah tonlara dönmesinin, kuraklığın yapısal bir soruna evrildiğini kanıtladığını söyledi.
Türkiye Yüzölçümünün Yüzde 70’i Alarmda
12 aylık SPI haritasına göre Ağustos 2025 itibarıyla Türkiye yüzölçümünün yaklaşık yüzde 70’i “şiddetli” ya da daha kötü kuraklık kategorisine girdi. Trakya’nın büyük bölümü “olağanüstü kurak” sınıfında yer alırken, İç Anadolu’dan İç Ege’ye uzanan hat kalıcı bir kuraklık kuşağına dönüştü. Bu geniş etki alanı; tarım, enerji ve içme suyu planlamasında ulusal ölçekte koordinasyon gereksinimini daha da görünür kılıyor.
Büyük Kentlerde Yağış Çöküşü: İstanbul, Ankara, İzmir
Marmara’da risk büyüyor. İstanbul’da Haziran 2025’te yalnızca 0,5 mm yağış ölçülmesi, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 99’luk düşüş anlamına geliyor. İç Anadolu’da yağışlar ortalamanın yüzde 48 altında kaldı; Ankara son 47 yılın en kurak dönemini yaşadı. Konya Ovası’nda toprak nemi kritik seviyelere inerken buğday ve mısırda yüzde 20–30 verim kaybı görüldü. Ege’de ise İzmir “çok şiddetli kuraklık” kategorisine girdi; Gediz ve Büyük Menderes havzalarında sulama suyu krizi derinleşti.
Güneydoğu ve Karadeniz: Zıt Uçlar
Güneydoğu Anadolu 2025 boyunca son 65 yılın en düşük yağışını aldı; yağışlar mevsim normallerine göre yaklaşık yüzde 53 azaldı. Buna karşın Karadeniz Bölgesi nemli yapısını koruyor. Samsun’dan Artvin’e uzanan hatta aşırı nemlilik fındık, çay ve kivi üretimini desteklerken; sel ve heyelan riskini artırıyor. Batı Karadeniz’de ise yer yer “mikro-kuraklık” sinyalleri klasik yağış rejiminin değiştiğine işaret ediyor.
Su Bütçesi Açık Veriyor: Çözüm Zorunluluk
Kadıoğlu, 12 ve 24 aylık SPI haritalarının net bir mesaj verdiğini vurguladı: “Türkiye’nin su bütçesi artık açık veriyor.” Kuraklık ile yağışlı dönemler arasındaki makasın açıldığını belirten Kadıoğlu, acil su tasarrufu önlemleri, tarımsal adaptasyon stratejileri ve havza bazlı, ulusal ölçekli su yönetimi kararlarının artık tercih değil zorunluluk olduğunu ifade etti. Türkiye’nin bu yeni iklim gerçekliğine uyum sağlaması, gıda güvenliği ve yaşam kalitesi için kritik önem taşıyor.




