Atatürkün 75 yıl dönümümde kendisini eleştiren vatandaşa "gavat" dedi.
Sonra bu valimiz "demedim" dedi.
"Kavas dedim" dedi.
Ama aklı dilinin ayıplarını örtmeye yetmemektedir.
Zira durum kameraların önünde cereyan ettiğini öğrenince
el mecb
Atatürkün 75 yıl dönümümde kendisini eleştiren vatandaşa "gavat" dedi.
Sonra bu valimiz "demedim" dedi.
"Kavas dedim" dedi.
Ama aklı dilinin ayıplarını örtmeye yetmemektedir.
Zira durum kameraların önünde cereyan ettiğini öğrenince
el mecbur, "dedim" dedi.
Türkiye bu pis diyalogu fena gördü.
Derhal tepki verdi.
Yaklaşık bir buçuk milyon insan sözlüklerden ve google'den sordu soruşturdu...
"gavat" nedir?
Yani "kavat" nedir?
Neden sordu biliyor musunuz? Bilmediğinden ziyade vali mi bilmiyor 'kavatın' manasını diye sordu.
"Kavat'ın bir başka anlamı mı olmalıydı" diye sordu.
"Bu kadarına da pes!" diye sordu.
Öyle ya Devletin bir şehirdeki en büyük yetkilisi sıradan bir vatandaşıyla sokak ağzıyla kavga eder ve ağzı bozuk Şubatın rüzgarları gibi estirir mi?
Bir vatandaşına "seni karısını satan" der mi?
Demez elbet.
Başını yok yere belaya sokmaz elbet...
Gerçi bizim Gürsoy köşesinde yazdı ve korudu kükremiş sel gibi Çoş'kun valimizi. Aradığı dermanı buldu kendisine. Hem de ne buluş...
Bakın hemen herkesin canına okuyan bizim Gürsoy, Vali Coş'a nasıl da bir kapı araladı? Tarihi sur kapısı gibi...
Meğer kavat 528 yılında İran'da hükümdarlık yapmış bir kabileymiş.
Meğer biz Şuayip'ten bozma Coş'un günahını almışız.
Ama valinin bundan haberi olmamış anlaşılan.
Mevzudan çocukça kaçışlar yaparak; "gavat demedim, kavas dedim" çırpınışlarında bulundu bir süre...
Gerçi Sayın başbakan valiyi buna rağmen yedirtmeyecekmiş.
Sonuçta vali öfkeli bir hitabet sanatı yapmış olmalı.
Olsun valiyi kurtarıp vatandaşı yedirirsiniz.
Yemek dedim de aklıma geldi.
Bizim Temel, karısı Fadime ve oğlu Dursun yamyam olmuş Afrika'da ava çıkmışlar.
Avlanma esnasında Dursun babası Temel'e seslenmiş:
Baba burada çikolata renkli, yeşil gözlü, sütün bacaklı, doldun kalçalı bir güzel kız gördüm; avlayayım mı?
Babası telaşla:
Yapma oğlum sakın ha! Onu canlı yakalayalım, akşama anneni yeriz.
Evet dediğim gibi siz valiyi koruyun, vatandaşı yersiniz.
Nasılsa onun kimi kimsesi yok.
Sonra da meydanlara çıkar, "biz halkın kölesiyiz" dersiniz.
Ve biz de bu iltifatları yeriz...