Küçük yaş, büyük suç: Aşırı baskı ve sınırsız özgürlük riski artırıyor
Çocukların suça yönelmesinde yalnızca bireysel değil, çevresel faktörlerin de belirleyici olduğu vurgulanıyor. Özellikle aile ortamının yapısı, ebeveyn tutumları ve çocuğun duygusal ihtiyaçlarının karşılanma düzeyi sürecin merkezinde yer alıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ve Ruh Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evrim Özkorumak Karagüzel, çocukların suçtan korunmasında ailenin rolünün hayati olduğuna dikkat çekti. Uzmanlara göre ne aşırı katı bir disiplin ne de sınırsız özgürlük sağlıklı bir yaklaşım. Dengeli, tutarlı ve sevgi temelli bir aile yapısı çocukları riskli davranışlardan uzak tutuyor.

Aile ortamı çocuk davranışını doğrudan etkiliyor
Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Evrim Özkorumak Karagüzel, çocukları suça iten ya da koruyan çevresel faktörler arasında ailenin önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Ailenin yapısal özellikleri, işlevlerini yerine getirip getiremediği ve çocuğa sıcak bir ortam sunup sunamadığının belirleyici olduğuna dikkat çekti.

Çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarının karşılanma düzeyinin kritik olduğunu ifade eden Karagüzel, ekonomik zorlukların da bu süreci olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Beslenme, barınma ve ısınma gibi temel ihtiyaçların karşılanamamasının çocuk üzerinde kalıcı izler bırakabileceğini vurguladı. Huzurlu, tutarlı ve dağınık olmayan bir aile yapısının koruyucu bir faktör olduğunun altını çizdi.

Aşırı baskı da sınırsız özgürlük de riskli
Prof. Dr. Karagüzel’e göre ebeveyn tutumları çocuk davranışları üzerinde güçlü bir etkiye sahip. Aşırı katı ve kuralcı aile yapılarında çocukların baskı altında büyüdüğünü ve bunun suç davranışına yönelme riskini artırabileceğini ifade etti.

Öte yandan sınırların net olmadığı, denetimin zayıf olduğu ve aşırı hoşgörülü tutumların da bir tür ihmal olarak değerlendirilebileceğini belirtti. Kuralların açık, net ve öngörülebilir olması gerektiğini söyleyen Karagüzel, çocuğun sınırları bilmesinin güven duygusunu güçlendirdiğini kaydetti. Ancak bu sınırların sevgi ve ilgiyle dengelenmesi gerektiğini vurguladı.

“Çocuğun ilk sosyalleştiği alan aile”
Prof. Dr. Karagüzel, çocuğun ilk sosyal çevresinin aile olduğunu hatırlatarak, aile içindeki davranış kalıplarının çocuk üzerinde model oluşturduğunu ifade etti. Ebeveynlerin birbirine yaklaşımı, sorun çözme biçimleri ve dış dünyayla ilişkileri çocuk tarafından yakından gözlemleniyor.

Aile içinde şiddet ya da olumsuz davranışların varlığının, çocuk doğrudan maruz kalmasa bile davranışlarını etkileyebileceğini dile getirdi. Ayrıca denetimsiz medya kullanımı ve olumsuz içeriklere erişimin de risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti.

Karagüzel, çocukların suça yönelmesini önlemek için üç temel noktaya dikkat çekti: Sevgi temelli ve tutarlı bir aile ortamı oluşturmak, çocuğu sağlıklı biçimde denetlemek ve eğitim sürecini desteklemek. Okul terklerinin suç davranışıyla güçlü bir bağlantısı olduğuna dikkat çeken uzman, ailelerin bu konuda bilinçli olması gerektiğini vurguladı.

Kaynak: AA