Küçük Yaş, Büyük Suç: Çocuklar İçin “Osmanlı Modeli” Önerisi

Çocukların suça sürüklenmesi ve büyükşehirlerde artan çeteleşme vakaları, son dönemde yeniden tartışma konusu oldu. Anadolu Ajansı’nın “Küçük Yaş, Büyük Suç” dosyasında görüşlerine yer verilen Erdal Özer, suça sürüklenen çocuklar için tarihsel referanslara dikkat çekti. Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı olan Özer, çocukları boş bırakmamanın ve bir mesleğe yönlendirmenin çeteleşmenin önüne geçmede en etkili yöntemlerden biri olduğunu vurguladı. Özellikle aidiyet duygusu zayıf olan çocukların risk altında olduğuna işaret etti.

“Çocuklar Tarih Boyunca Ayrı Değerlendirildi”

Prof. Dr. Özer, çocukların insanlık tarihi boyunca suç olgusunun içinde yer aldığını ancak her dönemde erişkinlerden farklı değerlendirildiklerini belirtti. Sümerler ve Babil toplumunda çocuğun işlediği suçtan ailenin sorumlu tutulduğunu, Eski Roma’da ise babanın yükümlü sayıldığını hatırlattı.

Osmanlı döneminde ise daha farklı bir yaklaşım benimsendiğini ifade eden Özer, mahalle kültürü, kadı denetimi ve vakıf sistemiyle çocukların toplumsal gözetim altında tutulduğunu anlattı. Çocuğun ekonomik ihtiyacı varsa vakıfların devreye girdiğini, ardından bir loncaya ya da ustanın yanına verilerek meslek edinmesinin sağlandığını dile getirdi.

Suça sürüklenen çocuklar için Osmanlı modeli olarak tanımlanan bu yapının, aile sorumluluğu ve toplumsal dayanışmayı bir araya getirdiğini belirten Özer, “En önemli yöntem meşguliyettir” dedi.

Aidiyet Eksikliği Çeteleşmeyi Besliyor

Çocuklarda çeteleşmenin özellikle büyük ve kozmopolit şehirlerde yaygınlaştığına dikkat çeken Özer, öncelikle sorunun kaynağının doğru tespit edilmesi gerektiğini söyledi. Okulu terk eden çocukların en büyük risk grubunu oluşturduğunu ifade eden Özer, “Çocuğun hiçbir yere aidiyetinin olmadığı durumlarda bir çeteye girmeye meyil ettiğini görüyoruz” diye konuştu.

Aidiyet duygusunun artırılması için spor, sanat ve meslek edindirme programlarının yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Özer, mahalle bazlı sosyal projelerin önemine işaret etti. Çocuğun davranış değişikliklerinin yakından takip edilmesi, şiddet eğilimi ve okul durumu gibi göstergelerin erken dönemde tespit edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Okulu Terk Eden Çocuklar Bir Numaralı Risk Grubu”

Prof. Dr. Özer’e göre okulu terk eden çocuklar, çeteleşme açısından en kritik risk grubunu oluşturuyor. Bu çocukların ya yeniden eğitim sistemine kazandırılması ya da bir meslekle buluşturulması gerektiğini ifade eden Özer, spor aktivitelerinin her mahallede artırılmasının caydırıcı olacağını söyledi.

Suça sürüklenen çocuklar için Osmanlı modeli yaklaşımında olduğu gibi, çocukların lonca benzeri yapılarla üretime ve mesleğe yönlendirilmesinin etkili olabileceğini dile getiren Özer, “Çocukları boş bırakmamak, meşgul etmek ve bir mesleğe mensup etmek çeteleşmenin önüne geçer” değerlendirmesinde bulundu.

Uzmanlara göre mesele yalnızca güvenlik politikalarıyla çözülecek bir konu değil; eğitim, sosyal destek ve toplumsal sorumluluk birlikte ele alınmalı. Siz suça sürüklenen çocuklar konusunda hangi adımların atılması gerektiğini düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.

Kaynak: AA