Akören’de geçmişe açılan bir kapı
Trabzon’un Akçaabat ilçesi Akören Mahallesi’nde yaşayan Naim Akpınar, yıllardır titizlikle biriktirdiği antikaları bir müzeye dönüştürmek için son aşamaya geldi. Çocukluk döneminden itibaren topladığı eserlerle 3 bin parçalık bir koleksiyon oluşturan Akpınar, bu zenginliği köyüyle ve ülkeyle paylaşmak istiyor.

“Amacım sadece saklamak değil, tarihimizi insanlığın hizmetine sunmak,” diyen Akpınar, müzeyi beş bölümden oluşacak şekilde tasarladığını söylüyor. Müzede yer alacak eserler, etnografik ve arkeolojik nitelik taşıyor. Ziyaretçilerin, geçmişle bağ kurabileceği bir ortam oluşturmak isteyen Akpınar, “Çocuklar çocukluklarını, büyükler gençliklerini hatırlayacak,” diyerek bu girişimin sadece tarihsel değil, duygusal bir yönü de olduğuna dikkat çekiyor.

Koleksiyonculuk tutkusu nasıl başladı?
Naim Akpınar’ın tarih merakı çocuk yaşlarda başlamış. Özellikle şehir hayatına geçtikten sonra dedesi ve ninesinin köy yaşantısına duyduğu özlem, eski eşyalara karşı ilgisini artırmış. Önce eski paralarla başlayan bu yolculuk, zamanla tarım aletlerinden günlük eşyalara kadar genişlemiş.

“Her geçen gün ürün çeşitliliğini artırdım” diyen Akpınar, bu sürecin sonunda profesyonel bir koleksiyonerliğe evrildiğini belirtiyor. Bugün, Trabzon Müze Müdürlüğü’ne bağlı olarak yaklaşık 10 yıldır resmi koleksiyoner kimliğiyle çalışmalarını sürdürüyor.

2026’da ziyarete açılması hedefleniyor
Şu ana kadar 2 bine yakın eseri resmi olarak kayda geçen Akpınar, satın aldığı ama henüz kayıt altına alınmayan yaklaşık 500-600 parçayla birlikte toplamda 3 bin esere ulaştığını belirtiyor. Hedefi, 2026 yılında köyündeki bu özgün müzeyi tam anlamıyla halkın hizmetine sunmak.

“Allah nasip ederse 2026 yılı içerisinde tam teşekküllü olarak bu müze binasını insanlarımızla buluşturmuş olacağız. Bu, yalnızca benim değil, köyümüzün ve Trabzon’un kazanımı olacak.”
Akpınar’ın bu müzesi, hem yerel tarih bilincini artıracak hem de bölge turizmine katkı sağlayacak özgün bir kültürel değer yaratma potansiyeli taşıyor.

Naim Akpınar’ın bu gönüllü çabası, maddi kaygılardan uzak, kültürel miras bilinciyle örülmüş bir hikâyeyi temsil ediyor. Akören’de yükselen bu müze, yalnızca geçmişi değil, geleceği de aydınlatacak gibi görünüyor. Siz de böyle girişimlerin artması gerektiğini düşünüyor musunuz?