Bir karar verdiniz, günlerce hüküm dağıttınız. Başkan Ertuğrul Doğan'ı daha dosyanın ayrıntıları ortaya çıkmadan hedef tahtasına koydunuz. Sosyal medyada, İstanbul medyasında kalem oynatanlar, kendilerince çoktan hükmü kesmişti. Ama unuttuğunuz bir şey vardı: Ertuğrul Doğan, rüzgâr nereden eserse oraya eğilecek bir başkan değil!

Bir kaya gibi sağlam, bir balta gibi keskin, duruşundan taviz vermeyen bir irade… 45 günlük hak mahrumiyeti cezası verebilirsiniz ama Trabzonspor'un başkanını başını öne eğmeye mecbur bırakamazsınız. Trabzonspor'u ve başkanını hedef alanlara soruyorum: Daha karar çıkmadan neden kalemlerinizi kılıç gibi kuşandınız? Dosyanın bütün ayrıntılarını bilmeden neden hüküm dağıttınız? Trabzonspor söz konusu olduğunda neden adalet terazinizin ayarı değişiyor?

Trabzonspor'u günah keçisi ilan edip kendi çürümüş düzeninizin hesabını bu camiaya kesemezsiniz! Başkan Doğan'a yönelik aceleci ve peşin hükümlü yorumlarınızla kendi sözlerinizin altında kaldınız. Trabzonspor'un başkanı da camiası da sizin manşetlerinizden, yorumlarınızdan, baskılarınızdan ibaret değildir. Şunu iyi bilin: Trabzonspor'un başkanı ceza alabilir, eleştirilebilir; ama sırf Trabzonspor'un başkanı olduğu için hedef tahtasına konulmasını bu camia unutmaz.

45 gün ceza verdiniz. Peki, neyi başardınız?

Başını mı eğdirdiniz? Hayır!

Duruşunu mu bozdunuz? Hayır!

Trabzonspor'un iradesini mi kırdınız? Asla!

Siz ceza günlerini yazarsınız, Trabzonspor ise dik duruşunu tarihe yazar!

İŞTE GERÇEK TRABZONSPOR! FUTBOL İSTANBUL’DAN İBARET DEĞİL!

Türkiye’de futbol yalnızca İstanbul’dan ibaret değildir. Bunu anlamak için Trabzonspor’un sahaya nasıl çıktığına bakmak yeter! Trabzonspor, bu ülke futbolunun mihenk taşıdır. Bu forma, Anadolu’nun inancını, inadını ve başkaldırısını temsil eder. Thomas Reis’in elinde sihirli bir değnek yok. Ama inancı var, futbolcuyu tanıma becerisi var, takımı aynı hedefe kilitleme gücü var. Oyuncusuna güvendi, onları doğru hazırladı, sahaya inançla sürdü. Sonuç mu? Peş peşe gelen galibiyetler!

Beşiktaş maçından sonra istatistikleri önümüze koyanlar çoğaldı. Topa daha fazla sahip olan, daha çok korner kullanan, daha fazla pozisyon üreten Beşiktaş’mış! İyi de kardeşim, futbol istatistik kâğıdında değil, sahada kazanılır. Topa sahip olmak başka, maçı kazanmak bambaşka! Trabzonspor’un efsane teknik direktörü rahmetli Ahmet Suat Özyazıcı’nın futbol anlayışı yıllar geçse de değerini koruyor: Önce kendi kaleni koruyacaksın, sonra rakip kalenin üç direğinin arasına golünü atacaksın.

Reis de bunu yaptı. Beşiktaş’ı iyi analiz etti, oyuncularını maça hazırladı ve takımına ne yapması gerektiğini gösterdi. Sahada mücadele eden, fırsatını bulan ve üç puanı alan Trabzonspor oldu. Futbol bazen uzun uzun konuşanları değil, doksan dakika boyunca doğru işi yapanları ödüllendirir. Trabzonspor da pazartesi akşamı bunu gösterdi.

Bu takımın gücü yalnızca kadrosunda değil; inancında, mücadelesinde ve formasının ağırlığında saklı. Yeter ki bu inanç korunsun, yeter ki birlik bozulmasın. Çünkü Trabzonspor, yalnızca maç kazanmak için sahaya çıkan bir takım değildir. Anadolu’nun futbol tarihine vurduğu mühürdür. Şimdi söz sahada, cevap tabelada! Yolun açık olsun Trabzonspor. İnşallah bu galibiyetlerin sonu şampiyonluk olur!

KOLTUK BEDAVA, SORUMLULUK NEREDE?

Trabzonspor-Beşiktaş maçında protokol tribününde gördüğümüz manzara, insanın canını sıkıyor. Bu kulübün sırtından itibar kazananlar, iş ayrıcalığa gelince en önde; sorumluluk almaya gelince ortada yok! Başkan Ertuğrul Doğan sponsor bulmak, kaynak yaratmak, Trabzonspor’un geleceğini kurtarmak için kapı kapı dolaşacak. Peki, protokolde boy gösterenler ne yapacak? Galibiyette fotoğraf verecek, kupada en önde duracak, ama kulübün yükünü paylaşmaya gelince susacak!

Kimse kusura bakmasın! Trabzonspor’un büyüklüğü, oturduğunuz koltukla, taşıdığınız unvanla ölçülmez. Bu armaya ne verdiğinizle ölçülür. Elbette herkesin maddi gücü aynı değil. Ama imkânı olanın sorumluluk alması, bu kulübün yanında durması gerekir. Çünkü Trabzonspor, kimsenin bedava ağırlanma merkezi, kişisel itibar vitrini değildir. Protokolde oturmak ayrıcalık değil, sorumluluktur! Trabzonspor’un ekmeğini yiyen, adından güç alan herkes şunu unutmasın: Bu kulübe yük olmak değil, yükünü hafifletmek gerekir. Bu arma seyredilmez, sahiplenilir!

TERMİNATÖR NWAİWU

Bazı futbolcular vardır, yalnızca savunma yapmaz; arkasında güven, mücadelesiyle saygı bırakır. Trabzonspor’un stoperi Nwaiwu, işte tam da böyle bir futbolcu! Her futbolcunun hayalidir İngiltere’de oynamak. Sezon başında Crystal Palace’tan teklif gelmiş. Peki, ne yapmış Nwaiwu? Gitmek için ortalığı ayağa mı kaldırmış? Takımına sırtını mı dönmüş? Hayır! Çıkmış idmanını yapmış, formasının hakkını vermiş, profesyonelliğin ne demek olduğunu göstermiş. İşte futbolculuk biraz da budur!

Sahada bir terminatör gibi rakibin karşısına dikiliyor. Beşiktaşlı Vlahovic’e adım attırmıyor, rakibin hücumlarına duvar örüyor. Fiziğiyle güçlü, oyun zekâsıyla akıllı, mücadelesiyle inatçı… Üstelik bütün bunları yaparken takım ruhunu da unutmuyor. Gol atan arkadaşının kramponlarını silecek kadar mütevazı, formasını terletecek kadar yürekli! Bugün Trabzonspor taraftarının gönlünde yer edinmişse bunun sebebi yalnızca iyi savunma yapması değil. Bu formanın kıymetini bilmesi, işine saygı duyması ve sahaya karakter koymasıdır. Nwaiwu, senin gibi futbolculara hasret kaldık! Çünkü futbol sadece yetenek değil, aynı zamanda aidiyet meselesidir. Ligin en iyi stoperlerinden biri olma yolunda yürüyorsun. Her maç biraz daha güven veriyor, her müdahalenle biraz daha fark yaratıyorsun. Aldığın para sana ananın ak sütü gibi helal olsun Nwaiwu! Çünkü sen yalnızca top kesmiyorsun, Trabzonspor formasının hakkını da veriyorsun. Helal olsun sana terminatör!

SİKAUT BÜYÜK HAYALLERİ SUYA DÜŞTÜ!

Geçen haftaki yazımda Kartal İlyas, Obuz Erol ve Gamış Orhan’ın Yalıspor maçlarını izlemek için kurdukları Sikaut ekibinden söz etmiştim. Tek eksikleri bir arabaydı. İmdada Başkan Yardımcısı Yaşar Aydın yetişti. 130 bin TL’lik arabanın 100 bin TL’sini kendisi karşılayacak, kalan 30 bin TL’yi de bizim üç kafadar bulacaktı. Kartal İlyas ile Obuz Erol üzerlerine düşeni yaptı, parayı masaya koydu. Derken Gamış Orhan da çıkageldi. Türk lirası, dolar, euro… Masanın üstü adeta döviz bürosuna döndü!

Herkes sevindi, araba hayali gerçek oluyor derken eski santrafor Gamış Orhan’dan beklenmedik bir gol geldi! Meğer bütün parayı Fona ve Borsaya yatırmış! Üstelik Sikaut arabasının alınmasından da vazgeçmiş! Bizimkiler Yalıspor maçlarına gitmek için araba beklerken, Gamış Orhan parayı başka sahaya sürmüş. Kartal İlyas ile Obuz Erol’un yüzü düştü, Yaşar Aydın’ın 100 bin TL’si şimdilik cebinde kaldı. Futbolda santrforun görevi gol atmaktır. Gamış Orhan ise bu kez takım arkadaşlarına ters köşe yaptı! Sikaut ekibi dağıldı, araba hayali yattı. Yalıspor’un maçları yine seyirlik, bizimkilerin hikâyesi ise tam komedi! Anlaşılan, bu ekipte araba almak için önce para toplamak değil, parayı toplayana güvenmek gerekiyormuş!