Bir zamanlar bayram demek, yola düşmek demekti.

Bir heyecan,

Bir telaş,

Bir özlem…

Bayramdan bir gün önce, arife günü daha güneş doğmadan içimi bir sevinç kaplardı.

Sanki bütün yollar beni bekliyormuş gibi gelirdi.

Çantamı hazırlar, aklım köyde olurdu.

Çünkü orada beni bekleyenler vardı.

Annem vardı…
Babam vardı…
Ablam vardı…

Kapıdan içeri girdiğimde yüzlerindeki o sıcak tebessüm, bütün yorgunluğumu alır götürürdü. Annemin mutfaktan gelen kokusu, babamın “Hoş geldin oğlum” diyen tok sesi, ablamın o samimi sarılışı…

İşte bayram buydu.

Şimdi düşünüyorum da, bayramın asıl anlamı şeker, tatlı, yeni elbise değilmiş.

Bayram; insanın sevdiklerine kavuşmasıymış.

Bayram; aynı sofrada oturabilmekmiş.

Bayram; kapıdan içeri girdiğinde seni bekleyen insanların olmasıymış.

Ama hayat işte…

Zaman geçiyor, yıllar akıp gidiyor.

Birer birer eksiliyor insanlar hayatımızdan.

Önce büyükler gidiyor.

Sonra yaşıtlar…

Sonra dostlar…

Bir gün bakıyorsun ki, bayramı bayram yapan o insanlar artık yok.

Eskiden dört gözle beklediğim bayramlar şimdi içimde aynı heyecanı uyandırmıyor.

Arife günü köye gitmek için sabırsızlanan o çocuk gitmiş sanki.

Ayağım bile çekmiyor bazen.

Çünkü biliyorum…

O kapıyı açtığımda annem olmayacak.
Babam o koltukta oturmayacak.

Çünkü kapandı o kapılar hepimize, anılarını içine gömerek
Ablam o eski sıcaklığıyla sarılamayacak.

Ve insan o zaman anlıyor ki, bayram aslında takvimde yazan bir gün değilmiş.

Bayram, insanın kalbinde yaşayan insanlarmış.

Şimdi bayramlar geldiğinde elbette yine dini vecibemizi yerine getiriyoruz.

Dualar ediyoruz, mezarlıklara gidiyoruz, hatıraların önünde sessizce duruyoruz.

Ama içimizdeki o eski bayram sevinci…

İşte o biraz sönmüş oluyor.

Çünkü bayramların ışığını yakan büyüklerimizdi.

Onlar gidince bayramların da ışığı biraz kısılıyor.

Yine de biliyorum ki, hatıralar ölmez.

Annemi, babamı, ablamı düşündüğümde içimde bir sıcaklık hâlâ yanıyor.

Onlarla geçirdiğim bayramlar, hayatımın en kıymetli hazinesi olarak kalıyor.

Belki bayramlar artık eskisi gibi değil…

Ama özlem hâlâ aynı.
Sevgi hâlâ aynı.
Hatıralar hâlâ capcanlı.

Ve insan bazen gökyüzüne bakıp içinden sadece şunu söylüyor

“Ey gidi günler…
Sizi ne çok özledim.”

Ahhh ahhh

Ahhh anam ahh