Türkiye’de bazı dosyalar vardır,
Kapanmaz.
Kapatılır.
Aradan yıllar geçer, isimler unutulur, deliller tozlanır ama acı hep taze kalır.
Adalet Bakanlığı o dosyaların kapağını yeniden açtığını söylüyor.
75 il…
638 dosya…
693 insan…
Faili meçhul cinayetlerde İzmir, 49 dosya ve 51 maktul ile Türkiye’de birinci sırada yer alırken
Sakarya, 34 dosya ve 35 maktul ile ikinci
Trabzon da 30 dosya ve 31 maktul ile üçüncü sırada yer aldı.
Korkutucu boyutta.
Rakamlar soğuk.
Ama her biri bir hayat, her biri bir aile, yarım kalmış bir hikâyelerdir.
Kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı ile birlikte devlet, “yeniden bakıyorum” diyor.
Peki mesele sadece bakmak mı, yoksa gerçekten görmek mi?
Vicdanın haritası çıkarılır mı?
Açıklanan verilere göre tablo gerçekten çok ürpertici.
İzmir ilk sırada.
Ardından Sakarya ve Trabzon sıralandı.
Bu bir “suç haritası” değil aslında.
Bu, yıllardır cevap bekleyen insanların haritasıdır.
Her dosya, “ne oldu?” sorusunun cevapsız kaldığı bir boşluk.
Her boşluk, devlete duyulan güvenin biraz daha aşındığı bir alan.
Sadece dosya değil, güven de yeniden açılıyor
Faili meçhul demek çoğu zaman “bulunamadı” değil, “bulunamadı ya da bulunmak istenmedi” şüphesidir toplum nezdinde.
İşte bu yüzden bu adım sadece hukuki değil, aynı zamanda psikolojik bir eşiktir.
Eğer bu süreç gerçekten şeffaf yürütülürse,
Yıllardır susan dosyalar konuşur
Kabuk tutmuş yaralar belki ilk kez sarılmaya başlar,
Ve en önemlisi, “cezasızlık” algısı kırılır
Ama aksi olursa…
Bu sadece yeni bir hayal kırıklığı olur.
Kamuoyunun yakından takip ettiği Gülistan Doku soruşturması gibi olaylar artık birer dosyadan fazlasıdır.
Onlar, bu ülkenin adalet sınavının sembolü haline geldi.
Bu dosyalar çözülmeden, hiçbir istatistik gerçekten “başarı” sayılmaz.
Söz mü, sonuç mu?
Adalet Bakanı Akın Gürlek “cezasızlık algısını kıracağız” diyor.
Bu cümle önemli.
Ama Türkiye’de insanlar artık cümlelere değil, sonuçlara bakıyor.
Çünkü bu ülkede herkes şunu biliyor,
Adalet gecikirse, sadece gecikmez… eksilir.
Son söz şu olsun
Bu bir fırsat.
Belki de yıllardır ilk kez gerçek bir fırsat.
Ama unutulmaması gereken bir şey var,
Faili meçhul dosyalar sadece faili bilinmeyen cinayetler değildir,
Aynı zamanda cevabı gecikmiş bir devlet sorusudur.
“Ben neredeydim?”
Şimdi o sorunun cevabı verilecek.
Ya güven yeniden inşa edilecek,
Ya da o dosyalar bir kez daha sessizliğe gömülecek.