Türk futbolu nice yıldızlar gördü.
Milyon eurolar, şaşaalı transferler, sosyal medyada parlayan kariyerler,
Ama çok azı Cemil Usta kadar “gerçek” oldu.
Nam-ı değer Dozer Cemil kadar
Çünkü onun hikayesi istatistiklerle değil, karakterle yazıldı.
Bugün herkes başarıdan söz ediyor.
Kupalar, şampiyonluklar, rakamlar,
Oysa Trabzonspor’un hikayesi böyle başlamadı.
O hikâye yoklukla başladı.
İmkansızlıkla başladı.
Ama en önemlisi, inanmış insanlarla başladı.
Bir düşünün,
Trabzonspor’un madde imkansızlıklar çektiği o ilk yıllarda takım deplasmana gidebilsin diye eşinin yanına gitmiş
-Bileziklerini verir misin demiş
Eşi de kendisine
-Hayırdır ne yapacaksın diye sordu.
-Takımın deplasmana gidecek parası yok, bileziklerini bozdurup takımı maça götüreceğim deyince eşi hiç tereddüt etmeden kolundaki bilezikleri çıkarıp Dozer Cemil’e verir ve takım deplasmana gider.
Trabzonspor deplasman maçına gidebilsin diye eşinin bileziklerini bozan efsanevi bir kaptandır o.
Bu bir hikâye değil.
Bu, bir kulübün DNA’sıdır.
İşte Trabzonspor tam olarak böyle doğdu.
Kasasında para yoktu ama yüreğinde cesaret vardı.
Transfer bütçesi yoktu ama formasını canı pahasına taşıyan adamları vardı.
Dozer Cemil o adamlardan sadece biri değildi.
O, o ruhun ta kendisiydi.
Sahada sertti, mücadeleciydi, korkusuzdu.
Ama asıl büyüklüğü saha dışında ortaya çıktı.
1976’da Avrupa’nın devi Liverpool FC’yi yere seren golü attığında sadece bir maç kazanılmadı.
Bir şehir ayağa kalktı.
“Biz de varız” denildi.
Ama hikâyenin en ağır kısmı zaferler değil, sonrasıdır.
Henüz 28 yaşında,
Futbol oynayacak en verimli çağındaydı, takımdan gönderilmek istendi.
Ama o “Ben Trabzonspor kaptanıyım, başka bir kaptanın arkasında sahaya çıkmam” diyerek formayı çıkarıp kenara koydu.
Futbolu orada bıraktı.
Bugün böyle bir karar alabilecek kaç futbolcu var?
Ya sonrası
Unutuldu.
Yalnız bırakıldı.
2003 yılında kalp krizinden hayata gözlerini yumduğunda cebinden sadece 5 lira çıktı.
Şimdi durup düşünmek gerekiyor.
Bugünün futbol dünyasında milyonluk sözleşmeler konuşulurken, bir zamanlar kulübü için evindeki bileziği bozduran bir kaptan vardı.
İşte fark burada.
Trabzonspor’u büyük yapan şey kupalar değildir.
Elbette şampiyonluklar kıymetlidir ama asıl büyüklük, o kupalara giden yolda gösterilen karakterdir.
Bugün sahaya çıkan her futbolcu, tribünde bağıran her taraftar şunu çok iyi anlamalı,
Bu forma sadece bir spor ekipmanı değildir.
Bu forma, fedakarlığın, sadakatin ve aidiyetin simgesidir.
Dozer Cemil’in hikayesi bir nostalji değildir.
Bir hatırlatmadır.
“Bu kulüp nasıl kuruldu, hangi ruhla büyüdü ve neden farklı?”
Eğer bugün Trabzonspor hâlâ dimdik ayaktaysa, bu; paranın değil, o ruhun eseridir.
Ve o ruhun adı da bellidir.
Dozer Cemil.
Ruhun şad olsun büyük kaptan.
Sen sadece bir futbolcu değil, bir karakter, bir duruş, bir mirastın bizim için.