Teknoloji Kullanımında Birinciyiz!
İngiliz araştırma şirketi Dubit, 40 ülkede, çocukların teknoloji kullanımı ile ilgili inceleme yaptı. Buna göre, Türkiye’de cep telefonu kullanma yaşı 9’a indi. Dünya genelinde cep bağımlılığında ilk üç sıra şöyle: Türkiye, Brezilya ve Meksika.(Posta Gazetesi, 2 Mayıs 2017).
Bu haberi nasıl okumalıyız?
Cep telefonu bağımlılığında ilk üç sırada yer alan ülkelerin, uluslar arası sınavlarda, iyi bir yerde olmadığını biliyoruz. Buna göre, eğitimde başarısız olan ülkelerin, teknoloji bağımlılıkları daha ileri düzeyde görünüyor. Eğitimin kalitesi ile teknoloji bağımlılığı doğru orantılı gibi durmaktadır. O zaman, teknoloji bağımlılığının önüne geçmek için, eğitimin kalitesi üzerinde önemle durmanın gerekli olduğu gerçeğinin altını çizmemiz gerekiyor. Bağımlılığın her türlüsü zararlıdır; teknoloji bağımlılığı dahil!.. Çocuğunuz ha telefon bağımlısı oldu, ha alkol bağımlısı; farketmez!..
Geleceğin en önemli problemi, çocuk ve gençlerin teknoloji bağımlılığı olacaktır. Teknoloji, hayatımızın birçok boyutunu kolaylaştırdı, doğru. Ama aile içi ilişkilerimizi sıfırladı. Ailede neredeyse kimse kimseyle konuşmuyor. Evlerimizi de ona göre kuruyoruz; herkes başka bir mekânda yaşıyor. Teknoloji, iletişim aracı olarak düşünülmüş, ama iletişimsizliğin neredeyse tek nedeni haline gelmiştir. Bir seminerde, bir hoca hanım şöyle demişti: “Keşke 3+1 odalı evim olmasaydı da tek odalı bir evim olsaydı. Çünkü bu haliyle evde kimse kimse ile iletişim kurmuyor. Herkes teknolojinin bir türü ile zamanını geçiriyor; iletişim kurmak gibi bir alışkanlığı unutmuş gibiyiz.” Bu durum, gün geçtikçe daha büyük problemlerin habercisi gibi durmaktadır.
Teknolojiyi yanlış kullanmaya çocukluktan itibaren başlamak, eğitimin kalitesi ile de ilgilidir. Çocuklarımız konuşmayı öğrenmeden, klavye kullanmayı öğreniyorlar ve bunu büyük bir marifetmiş gibi kabul ediyoruz. Teknolojinin esiri olan çocuklarımız, sevgiyi nereden öğrenecekler? Sevgi teknolojinin hiçbir türünden öğrenilemez. Çocuğunuzun başını telefon ya da internet okşayabilir mi? Çocuklarımızı teknolojinin kurbanı haline getirerek, belki geçici olarak hayatımızı kolaylaştırıyoruz. Ama çocuklarımızı asosyal yetiştirdiğimizin farkında mıyız? İnsan sosyal bir varlıktır ve teknoloji sosyalleşmenin en büyük düşmanıdır. Sosyalleştiremediğimiz çocuk, geleceğin mutsuz insanı olmaya adaydır. Bütün eğitimcilerin, şu anda öncelikli olarak üzerinde kafa yorması gereken konu, bu teknoloji bağımlılığı olmalıdır. Aksi takdirde geleceğin mutsuz insanlarından oluşan mutsuz bir toplum olma yolunda ilerlemeye devam edeceğiz, demektir.
Cep telefonları ile çocuklarımızı oyalayarak, kendi hayatımızı geçici olarak kolaylaştırmak, çocuklarımızın teknoloji bağımlısı olmalarının önünü açıyor. Kendimizin hayatını kolaylaştırıyoruz ama çocuklarımızın hayatını karartıyoruz. Eğitimli kişi, kendi hayatını kolaylaştırmak için çocuklarının hayatını tehlikeye atmaz. Ne yazık ki, geçici kazanımlar adına çocuklarımızın teknoloji bağımlısı olmalarına razı oluyoruz. Burada önemli bir tehlike var: Çocuklarımız teknoloji bağımlısı olma yolunda hızla ilerliyor; dünyada bu konuda birinciliği elde ettik. Övünmeli miyiz?
Bu konuda yine iş okula, okul yönetimine ve öğretmenlere düşüyor, öncelikle… Tabii ki aile işin içinde var. Ama ailenin bilinçlendirilmesinde de yine okulun sorumluluğu unutulmamalıdır.
Çocuklara konuşmayı öğretmeden önce klavyeyi öğreten aileler, çocuklarının hayatını kararttığının farkında mıdır?