Açıkça görüyoruz ki, PKK artık son sistem silahlara sahip oldu.
Ne zaman
Tabi ki biz uyurken.
Devletimiz barış nutukları atar,
Meydanlarda Türküler söylenirken.
*
Ve oralarda, buralarda gizli saklı,
Bazen de aleni görüşmeler devem ederken PKK dağdan şehre indi.
Dehlizler,
Hendekler kazdı.
Hücre evler oluşturdu.
Gece görüş dürbünleri temin etti.
İstihbarat ağlarını oluşturdu.
*
Evet,
Türkiye'min samimi insanları saf saf "yaşasın barış" derken,
Akiller otel/motel dolaşırken,
Ülkenin can düşmanı PKK hiç uyumadı.
*
Oysa biz de bilirdik ki, "su uyur, düşman uyumaz"
Ve gördük ki, düşman bu gün hücum pozisyonundadır.
Devlet saldırılar karşısında adeta şoktadır.
Şehitler adreslere geldikçe
Cenaze sahipleri yürekler yangın meydanı olmaktadır.
Disipliniyle bilinen silahlı kuvvetlerin esas duruşları bozulmuş,
İş şirazesinden hızla çıkmıştır.
*
Açıkça görülmektedir ki, olmuyor.
Bağırıp çağırmayla olmuyor...
Şiirsel nutuklarla içteki ve dıştaki hainlere şekil verilemiyor...
*
Susmayla.
Suhuletle.
Sezdirmeden ve derinden plan ve projelerle oluyor ne olacaksa.
*
Evet, bu işler nara işleri değil maalesef.
Meydanda bağıracaksın, mekanda işler düzelecek.
Yok böyle bir şey.
Olmadı işte; olmuyor...
*
hatırlarsınız,
Haklı olarak bağırdık çağırdık ama ne yazık ki,
Mısır'ın mağdur Mursi'sini kodesten çıkartamadık.
Hatta bırakın kodesi, adam idamla cebelleşiyor.
*
Yine bağırdık/ çağırdık, İsrail'in elinden Filistin'i de kurtaramadık.
Adamlar kendi öz yurdunda zulmün en katlanılmazını, en katmerlisini yaşıyorlar...
*
Olmuyor işte,
Bağırmakla olmuyor.
Olmadığı gibi işler daha da kötüye gidiyor...
Ha bire düşman kazanıyoruz...
*
İşte son örneği Suriye.
Aramızda yıllarca soğuk savaş yaşanıyor
Güney ilimiz, Hatay üzerinde hükümranlık talep ediyordu...
*
Ayrıca aramızda su sorunu ve terörü destekliyor ve PKK lideri Apo'u ülkelerinde barındırıyorlardı.
Ancak o yıllar hafız Esat'ın ölümüyle geride kalmıştı.
İki uzun adam iyi dost olmuşlardı.
Ve ayrıca Türkiye ve Suriye halkları bu samimiyeti sevmişti.
*
Sonra ne olmuşsa birden, bu Suriye'nin uzun adamını despot ilan ettik.
Adını değiştirdik, ve Esat'ı Eset'e dönüştürdük.
"Sınırları kaldıralım" derken birden kanlı bıçaklı hale geldik.
Bu Eset'e en fazla üç ay ömür biçtiğimizi meydanlarda nağraladık durduk.
*
Nedense onu devirmeye adeta ant içtik.
Öfkemizi "Şam'da Cuma" namazıyla gidermeyi hedefledik.
*
Ya sonra...
Bize "Atıl kurt!" diyen Amerika Rusya ile anlaştı.
İyot gibi açıkta kaldık.
*
Bir gece ansızın yeni dostumuz ve ticari partnerimiz Putin Şam'a iyice yerleşti.
Esat rejimini sahiplendi,
Türkiye'nin yakın durduğu muhalifleri inadımıza inadımıza yerle bir etti..
Yetmedi, sınırlarımızı ihlal etti.
Ancak biz haykırdıkça Rusya bildiğini okuyor,
Ama biz yine sesimizin gücüyle ortalığı yıksak da, netice değişmiyordu.
*
Yani bağırmakla olmuyor.
Lafla peynir gemisi yürümüyor..
Korkmuyorlar.
*
Artık tecrübe ettik ki, en büyük tehlike sessizliktir.
Susmaktır.
Zira suhuletin ürkütücü sessizliği nice bombalardan çok daha tesirlidir.
Alem Adamsın Hocam!
Araştırmacı Yazar Mustafa Yazıcı aradı.
Belli ki havasındaydı.
Baya güldürdü beni.
Yazıcı, "Hayvanlar alemiyle ilgili bir yazım vardı ,
Hani aslanlar et oburdur ya,
Hani onlar için kendi cinsinden tüm hayvanları yemeleri mubahtır ya.
İşte öyle bir öküz sürüsünü görünce aslanlar böğürerek öküzlerden birini indirirler.
Tabi bu arada aslan aslanlığını yapacak, o dehşet sesi var ya neydi bir türlü aklıma gelmez, ama sanki mecbur muş gibi kükreme yerine aslan böğürerek öküzü yedi yazmışım.
*
Yine bizim hanım kedilere zıt ya, evdeki kedinin sözleşmesini uzatmadık.
Yani hayvancağızı evden uzaklaştırdık.
Aradan bir kaç ay geçti ki, ev farelerden geçilmez oldu.
Aman Allah'ım, biz ne büyük yanlışlık yapmışız.
Kitaplarımı yiyen fareler yiyemediklerinin üzerine de pislemişler.
Anladım ki, zavallı kedinin günahı tutmuş bizi.
Neyse bir afacan kedi lazım bize."
*
Dedim ya Mustafa Yazıcı harikadır.
Devamla, " Harun Bey,
Hocam bize okuyun örümcek kafalı olmayın derdi.
Ne alakası varmış.
Aslında örümcekler kitabın kıymetini bilen hayvanlar...
Kütüphaneye uğramadığımda görüyorum ki, o örümcekler her tarafı örüyorlar.
Bizden daha yakınlar kitaplara.
*
Yani ben yazıyorum, örümcekler okuyor.
Aha sana üç tane Mustafa Yazıcı Hoca'dan fıkra gibi anılar.
Hakikaten hoştu;
İyi ki varsın dostum!
La Muhsiiiin!
Bir Muhsin Kızılkaya var ki, mide bulandırıyor.
Bu sevimsiz adamı biraz araştırınca karısını bıçaklamış bir katil ruhlu despot.
Biraz irdeledikçe oynak bir Kürtçü.
Biraz irdeledikçe Apo'dan Mandela çıkartma sevdasına yatmış fetbaz.
*
Mesela bir sözü var ki,
"Kimse durduk yere dağa çıkmıyor"
Bu ne?
Bunu diyen bir adamın
Selahaddin Demirtaştan,
Apo'dan farkı ne?
*
Bu hergelenin ferasetine de bakın,
"Allah'ın sadece Kürtçe bildiğini sanıyorum" diyor.
Hoppala!
Bu cahilin "Allah" kavramına bakın ve bu kıytırık adam her akşam ulusal kanallarda sözde konuşmacı ve hatta gazeteci üstelik.
*
Kürtçülükteki abartısına bakın.
Ama bu haşin Kürk, bir ara ağız değiştiriyor ve
"PKK Türkiye'nin başına bela olmuş en büyük tehlikedir" diyebiliyor.
*
Evet bu sıkıntılı adamda ne görmüşse Ak Parti; onu Mersinden Türkiye Büyük Millet Meclisine taşıdı.
Bu düdük,
"Murat belge ve Ahmet İnsel'i okuduktan sonra AKP'li oldum" diyor
Bu Kızılkaya meğer Cihangir'in tanınmış içicilerindenmiş.
*
Bak bak aforizmalara,
"Bölünürsek Türkler karlı çıkar."
*
"Suriye'ye benzeyebiliriz."
*
Ama aynı kişi Ankara, Şam olmaz" diyen bir yiğit.
*
Kim bilir belki de Şam'ın Suriye'de olduğunu bilmiyordur.
*
Ve en son iğrençliği ise,
"Asker hayatını vermek için maaş alıyor,
Bana iyilik yapmıyor." diyor
*
İşte tam Milletvekili olacak,
O da olmasa danışman olacak bir cahil.
Yeşil Işık Var Geçiş Güvenliği Yok
Tanjant Yeşiltepe kavşağından hatalı ışık uygulaması.
Eski Karadeniz, şimdiki Özel Medikal Hastanesi yanındaki,
Nayla Cafe önündeki kavşakta yayalar ezilme tehlikesi yaşıyor.
Çünkü, yayalara yeşil yanan yoldan aynı zamanda kontrollü geçiş alan Yeşiltepe yolundan Tanjanta inen araçlar yol kendilerinin hakkıymış gibi yayaları dikkate almaksızın hızla geçiş yapıyorlar.
Bu durum sık sık gözlemlediğim bir problemdir.
İnşallah hiç bir cana halel gelmez.
Ancak bu temenni tehlikeyi bertaraf etmez.
İl Trafik teşkilatının konuyu yerinde incelemesi ve bu hatalı uygulamayı düzeltmelerini bekliyorum.
Tren'siz Karadeniz!
Ordu ilimizi ziyaret eden İskenderun Ticaret Odası Başkanı Levent Yılmaz,
"Karadeniz Demiryolu Hızlı Tren yoluyla Akdeniz'e birleşmeli" diyor.
Ağzın bal yesin Başkan.
Ne güzel diyorsun da, biz Kara Treni, dahi yüz yılda getirtemezken,
Mavi Trene fit olurken,
Siz kalkmış ayağınızın tozuyla hızlı trenden bahsediyorsunuz.
Tabi ki sizinki bir temenni olsa da heyecan verici.
Ama nerdee!
Biz, bin kere yazdık,
Siz, yüz kere söyleseniz de,
Kimse, derman olmaz bu derde.
Fıkra
Babada kalacaktır
Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış:
"Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım."
Hakim kocaya sormuş:
"Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?"
Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış:
"Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?"
Hakim sekreterine dönmüş:
"Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır..."
Çok Okunanlar
Avrupa Kulüpleri Onun İçin Sıraya Girdi: İtalyan Devlerinden Yakın Takip
Trabzonspor U19’dan İstanbul’da Net Zafer
Trabzonspor’un Yeni Hedefi Bakın Kim? Üç Bölgenin İlacı Olabilir
Fatih Tekke’nin Okay Israrı Krize Dönüştü: “Her Gece Rüyasında Geriden Oyun Kuruyor”
Fatih Tekke’nin “1 Günlük Sözleşme” Sözü Tartışma Yarattı: “Her An Bırakabilirmiş Gibi…”
Trabzonspor Deplasmana Eksik Gitti! 3 İsim Yok...