Gördük en son İstanbul’u, her yer ağlama duvarı oldu. Normalin az üzerinde bir yağmurda darmaduman oldular, sağlam bir depremde ne olacaklar belli değil. Evine su basanlar, arabasını sele kaptıranlar…

Bir yağmur dahi bizi eşek sudan gelinceye kadar vuruyorsa depremi düşünemiyorum bile.

Doğa ile şaka olmaz diyoruz, eskiden dere olan bütün su akıntılarının üstünü beton ile kapatıp doğanın gidişatını tersine çevirmeyeceksin arkadaşım, çevirmeyeceksin.

Doğa ana her zaman kazanır işte, bunu unutmayacaksın.

Ve unutmayacaksın, doğa ana istediği takdirde insanlığı kolay yener.

Şimdi hükümet çıkmış, yaraları TOKİ konutları ile çözeceklermişler!

Bir sosyal paylaşımda gördüm, şu an devlet bize 32 SMS göndermiş sağ olsunlar diyor. Hepsi de farklı kurumlardan. Dikkat edelim, dikkatli olalım, dikkatli ol ha, abi dikkat et…

Biri de paylaşmış, 32 SMS den sonra çok dikkatli oldum neyse ki diyor vatandaş! Kum torbası almış, şnorkel, palet, tüp birde zıpkın buldu mu tamam olacak. Hazırlıklı olmamız lazım sonuçta, öyleymiş diyor. Hazırlıklı olun, dikkat edin diyor devlet mesajları ile…

Akıllanır mıyız?

Asla.

Ama doğanın affı yoktur, böyle biline…

TRABZON’DA İŞSİZLİK MAAŞINA HUCUM VAR…

Trabzon’da 2026 yılı verilerine göre 8 ayda 8 bin 280 kişi İŞKUR’a başvurup işsizlik ödeneği istemiş. İŞKUR’un bu verilerine göre kentteki işverenlerin bildirdiği açık iş sayısı geçen yıla göre gerilemiş. Yeni iş talebi zayıflayınca binlerce işsiz İŞKUR kapısına koşmuş.

Genç nüfus arasında işsizlik her geçen gün büyüyor, sanırım şu an genç nüfus işsizliği yüzde 30’ların üstünde, TÜİK rakamları %13 seviyesi diyor ama ben inanmıyorum.

Hatta bu yüzde 30 üstündeki genç işsizlerin çoğu da ‘eğitimli işsiz’ olduğuna eminim. Her yıl üniversitelerimizden on binlerce öğrenci mezun oluyor, işsizler kervanına katılıyor bu bir gerçek. Hükümet yeni üniversiteler açarak işsizliği dört yıllığına öteliyor. Üniversiteyi bitirdikten sonra işsizliğini öteleyen genç nüfus, bu sefer yüksek lisans başvuruları için kuyruğa giriyor. Her ara geçişte yeni merkezi sınavlara giriliyor ve ÖSYM’ye büyük paralar kazandırılıyor. Görüyoruz işte, bir sürü mezun veren ve işsizliğin yaygın olduğu fakülteler tekrar tekrar açılıyor ya da kontenjanları arttırılıyor. Örnek mi gidin bakın İşletme ve İktisat bölümlerine, binlerce mezunu var. Ya da Fen Fakültelerine bakın, binlerce mezunları var. Bu mezunlar öğretmen olmak için ayrıca formasyon almaya çalışıyorlar. Bunun için aracı kurumlara bir çuval para akıtıyorlar. KPSS’ye hazırlanmak bile dershanelere çuvalla para akıtıyorlar. Sonunda devlet kuş kadar öğretmen kadrosu açıyor ve çoğu yine açıkta kalıyor.

Valla kendi nüfusuna doğru dürüst bir eğitim ve istihdam planlaması yapamayan devlet de, devlet midir? O da ayrı bir soru.

Asli görevini yerine getirmeyen devlet, neden vardır ve ne işe yarar, ne kadar ciddiye alınır benim kafamda hep soru işaretidir.

Bizi yönetenlerin tüm kafası beton ekonomisine, ülke inşaat sektörüne kapatılınca maalesef genç işsizlik tavan yapıyor, derim ben.

Haksız mıyım?

YUVARLANMAYAN HAYVAN AZ AMA TEŞVİK BOL…

Bir haber okudum gazetelerde, Trabzon Büyükşehir Belediyesi yerli Karakaya koyunu yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak ve küçükbaş hayvancılığı geliştirmek amacıyla Maçka’da 36 yetiştiriciye toplam 180 koyunu yüzde 90 hibe desteği ile vereceğini açıkladı.

Üstteki başlığı bilerek attım, dağlarının kıyıya dik ve sert eğimler göstermesi ve düz geniş mera alanlarının azlığı ile özetlenir yöremiz. Bunu da Karadenizli “yuvarlanmayan hayvanımız az” esprisi ile özdeşleştirir.

Bilindiği gibi bizim yöre bir Antep mutfağı çıkarmaz, Hatay mutfağının yanından bile geçmez. Diyeceksiniz ki, gram buğday yetişmez ama memleketin en güzel beyaz un ekmeği (Vakfıkebir ekmeği) bizde. Evet, o da ayrı bir gerçek ama bizim yörenin bahçelerinde ne yetişiyorsa o dur bizim yemek kültürümüz. Et yemeklerimiz de kısıtlıdır bizim, hayvancılık endüstriyel anlamda (büyükbaş/küçükbaş) zordur. Topraklarımızın büyük bölümü çay, fındık ve mısır tarımına ayrılmıştır.

Demem o ki, bölgenin dağlık yapısı, çay/fındık tarımının baskınlığı ve zorlu arazi koşulları nedeniyle büyük oranda azalmış ve daha çok hane halkının ihtiyacına veya yaylacılık geleneğine indirgenen hayvancılığa, Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin teşviki önemlidir.

Yöre inşallah bunu iyi değerlendirir…

METEOROLOJİ HANGİ BAKANLIĞA BAĞLI?

Bakan, Trabzon’un da aralarında bulunduğu Doğu Karadeniz kentlerinde beklenen kuvvetli rüzgâr ve fırtınaya karşı vatandaşları uyarmış. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerini örnek gösterip 17 ve 18 Ekim’de etkili olacak olumsuz hava koşullarına karşı tedbir almaya çağırmış.

Bakan, Cumartesi İstanbul’dan başlayacak çok kuvvetli ve şiddetli yağışın Yalova, Kocaeli, Sakarya, Zonguldak, Bartın, Düzce ve Kastamonu ile Karadeniz’e ulaşacağını bildirerek bölgede ani sel, su baskını, yıldırım ve yerel dolu yağışları ile bunalacağını, dikkatli olunmasını dilemiş. Ve burada en önemli ikazı vermiş; vatandaşlar resmi duyuruları takip etsin!

Bunu kim duyurmuş? Cevap veriyorum: İçişleri Bakanı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü kime bağlı? Cevap veriyorum: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na…

Önlemleri siz alın, dikkatli olun, devletin yayınladığı SMS mesajlarını da izleyin diyor Meteoroloji’den yandan sorumlu İçişleri Bakanı.

Fıkra bu kadar…

SİYASİ DEĞİL MİŞ! SENİN ALNINI KARIŞLARIM!

“Bu dava siyasi değilmiş! Senin alnını karışlarım ya, senin alnını karışlarım! Seninle siyaset yapan Ekrem İmamoğlu olarak söylüyorum; ister bir partinin başında kayyum ol, ister ne olursan ol! Siyasi değilmiş; Canıma okunuyor burada biliyor musun? Siyasi değilmiş! Dilimin kemiği yok benim. Şu anda ben onurumla, namusumla, haysiyetimle, şerefimle ilgili konuşuyorum…” demiş Ekrem Başkan.

Türkiye hakikaten enteresan bir ülke, doktorum bile kafanı takma kendi haline bırak dedi.

Kılıçdaroğlu’da bu enteresanlardan biri. 21 Mayıs’ta mutlak butlan kararı ile göreve döndüğünden beri yaklaşık 230 Belediye Başkanı CHP’den istifa etti. 30 Ekim 2024’den bu yana ise 36 CHP’li Belediye Başkanı tutuklandı ama paşam istifini bozmadan yaşamaya devam ediyor. Seçime de götürmedi partiyi, CHP’yi elinde oyuncak etti.

Her seçimde “oyumu arttırdım” dedi, ilk maçı 1-0 yenilmişti, ikinci maç 2-1 kaybetti, üçüncüsü 3-2. Gölümüzü arttırdık gevelemesi ile 13 seçim gördü. CHP’li delege gönderdi bunu, artık bitti dedik. 78 yaşında tekrar geldi ve İmamoğlu davasında müthiş bir gaf yaptı. “Bu dava siyasi değil, yolsuzluk davasıdır” dedi, Ekrem Başkan’da son savunmasında mahkemeden haykırdı; “Senin alnını karışlarım ya, bu dava siyasi değilmiş…”

İki kişi haklı, biri Ekrem Başkan diğeri doktorum…

RİZE’DEKİ ÖLÜ PALAMUTLAR…

Bir haber gördüm, videosu da var.

Rize’de, iddiaya göre, fazla avlandığı için kasalara sığmayan ya da taşıma sırasında ezilen balıklar denize atılmış.

Ey Allah’ım ya, sonra da sel olduğunda “Allah’ım biz ne günah işledik de bunu başımıza verdin?” diye sor. Acaba ne günah işlemiş olabilirsin?

Abi, biz israf olmasın diye tabağımızdaki pirinci son tanesine kadar yiyoruz, sizin yaptığınıza bakın! Ondan sonra da denizden boş döndüğünüzde yana yakıla açız, geberiyoruz, geçinemiyoruz diye ağlaşıp durun. Valla bakın söyleyeyim, o vakit geldiğinde size acırsam namert im.

Madem o kadar fazla yakaladın, karaya getirmeden yakaladığın gibi, yaşarken atsana fazlasını suya. Yunuslardan ne farkınız var, yunuslar yediğini yer yemediğini sırtına alır su üstüne çıkarır öldürür bırakır. Aynı siz, farkında iseniz balıkçılar, aynı siz…

Yatacak yeriniz yok, benden sıfır aldınız bilesiniz…

RESMEN BÜYÜKELÇİ YAPILDI…

Abi bunlar hangi abdestten almışlarsa bunların abdesti hiçbir şekilde bozulmuyor. Sürekli bir kaymak yiyen aile çıkıyor önümüze, maharet nerede valla anlamadım!

Cuma günü itibari ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi doğrultusunda, Türkiye’nin gündemine fon vurgunu haberleri ile damgasını vuran Fatma Betül Sayan Kaya’nın kız kardeşi Ayşe Hilal Sayan Koytak Finlandiya Büyükelçiliğine ataması yapılmış.

Yok, abi böyle bir uygulama. Birde Büyükelçiliklere böyle torpilli mühendisleri, partinize hizmet etmiş siyasileri atayacaksanız bu kadar kamu yönetimi okuyup diplomat olmayı bekleyen arkadaşları boşuna yormayın, kapatın bu bölümleri olsun bitsin.

Vay be, ne kadar çalışkan (!), ne kadar başarılı (!), ne kadar zeki bir aile (!) imişler! Sorsalar bizim siyasiler liyakatten bahsedecekler, vurguncu kadının bütün sülalesi şanslı.

Birde neden Finlandiya?

Borsa vurgunlarında sık sık duyuyoruz, nitelikli yatırımcılarımız paraları yurt dışına çıkarırken hep Lüksemburg ve Finlandiya’ya yuvarlıyormuşlar. Buralar ile çok dedikodu var, artık bilemem ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış.

Şanslı bir aile bunlar…

Abi biz neyi yanlış yaptık da böyle yerimizde sayıyoruz anlamadım gitti.

Bu aileye bir önerim var. David Beckham nasıl futbol okulu açtıysa sizde bir okul açın, adı kariyer okulu falan olsun. Sizden öğreneceğimiz çok şey var, lütfen biz marabaları bu engin tecrübelerinizden mahrum bırakmayın. Lütfen…

Yazarın notu: Geçmişte Fetöcü darbeci Mehmet Dişli’nin kardeşi Şaban Dişli nereye büyükelçi yapılmıştı? Hollanda Büyükelçisi yapılmıştı. Şaban Dişli kimdi? AKP kurucu üyesi ve milletvekili… (Bu bilgi hatırlatma amacı gütmektedir, gülmeyin)