Bugünlerde herkes eğitim üzerinde düşünmekte ve konuşmaktadır. Niye? Çünkü ortaöğretim kurumlarına yerleştirme sonuçları ile üniversiteye yerleştirme sonuçları açıklandı. Yani sonuç odaklı düşünen bir toplumun gereği olarak biz, sonuca bakarak işi çözmeye çalışıyoruz. Hatta atasözü olarak kabul edilen bir söz de şöyledir: “Haticeye değil, neticeye bakmak lazım!” Oysa eğitim, sonuç odaklı düşünülmesi gereken bir iş değil, süreç odaklı düşünülmesi gereken hayati bir iş olarak değerlendirilmelidir. Sınav sonuçlarına bakarak, yabancı dil ortalamamızın çok düşük olduğuna ilişkin bir yargıda bulunmanın hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Matematik ortalamamızın düşük olmasının sınav sonuçları sonrasında konuşulmasının sorunun çözümüne hiçbir katkısı yoktur. Nitekim olmuyor.
Eğitim bir süreçtir; beşikten mezara kadar süren, sadece insana özgü bir hizmettir. Böylesine insani bir iş olan eğitimin, hiçbir zaman gündemimizden çıkmaması gerekirken, sadece sınavlar sonrasında konuşulur olması, eğitimde neden istenilen başarıyı yakalayamadığımızla ilgili önemeli ipuçları taşımaktadır.
Yeni Milli Eğitim Bakanı’nın eğitimci olması, eğitimin sorunlarının çözümü için bir umut olabilir. Ne var ki “oyun oynanırken kural değiştirilmeyeceğini” beyan eden Bakanın bu oyunun altında kalan çocuk ve gençlerin hayatları ile ilgili riski göze alması, kendisinden beklenen umutları sanki karartmış görünmektedir.
Yeni liseye giriş düzenlemesi ile binlerce öğrenci “açık liseye” gitmeye mahkum olacağa benziyor. Zorunlu eğitimin 12 yıl olduğu bir sistemde, 15-16 yaşındaki gençlerin açıkta kalmış olmalarını zorunlu eğitimle nasıl açıklayacağız?
Eğitim sistemini yönetmek kolay iş değildir. Ama eğitim sistemini “bilimin” öncülüğünde yeniden inşa etmedikçe, eğitimin sorunlarının katlanarak devam edeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yoktur. Öncelikle, eğitimle nasıl insan yetiştireceğimize yeniden karar vermek zorundayız. Nasıl bir insan yetiştirmeliyiz? 500 sorunun hepsini doğru cevaplayan, ama insani nitelikleri gelişmemiş öğrenciler mi? Yoksa önce insani nitelikleri gelişmiş, sonra da bilgi bakımından yeterli öğrenciler mi? Bu soruların cevaplarını sadece sonuçları konuşarak veremeyiz. Sonuçlara bakarak, aslında sistemle ilgili rasyonel cevaplar bulmamız da çok mümkün değildir.
Eğitim sistemini yönetenlerin, öncelikle yeniden düşünmek zorunda oldukları bir şey var: Eğitim yöneticiliğini tekrar meslek haline getirmek!.. Eğitim yöneticiliğini meslek haline getirmek demek, okul yöneticilerinin liyakatli kişilerden seçilmelerini sağlamak demektir. Okul müdürlüğü meslek olmaktan çıktıktan sonra, okulların yönetilmeleri daha bir zorlaşmıştır. Aslında okul yöneticiliğinin meslekleşmemesi başlı başına bir eğitim sorunudur. Bu sorunu eğitimin diğer sorunlarından bağımsız düşünmek gerçekçi bir yaklaşım olmaz.
Eğitim sistemini düşünürken, sadece sınavlara odaklanmak, eğitimin sorunlarının katlanarak devam edeceği anlamına gelmektedir. Sınav sonuçlarını iyi okuyarak, sisteme dair iyileştirmeler yapılabileceği umudu varsa da bu işlem, sistemin bütününü iyileştirmeye asla yetmeyecektir.
Eğitim, sadece sonuçlara bakılarak değerlendirilecek kadar basit bir iş değildir!..
Çok Okunanlar
Real Madrid’den Trabzonspor’un Yıldızına Dikkat Çeken Jest
Trabzonspor’dan Kayseri Çıkarması: Genç Golcü İçin Temas Başlayabilir
Tekke’nin Güvendiği İsim Sakatlıktan Güçlü Döndü Kayseri Deplasmanında Kritik Rol
Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final kura çekiminde Trabzonspor’un Rakibi Belli Oldu
APP Plakaya Ağır Ceza Kapıda: Orijinal Plaka Nasıl Anlaşılır?
Gözler Fırtına’nın O Yıldızında; Trabzonspor'un Başarılı Transferi Performansı İle Dikkat Çekti