Türkiye’nin NATO’ya girmek için hangi bedelleri ödediğini biliyoruz. NATO’nun, Anadolu’nun dört bir yanına üsler ve dinleme merkezleri kurarak Rusya’ya karşı Türkiye’yi koruduğuna inanmıştık.
Oysa, komünizm tehdidi diyerek 3. Dünya ülkelerine silahtarlık yaptırdığını da yaşayarak öğrendik.
Kardeş kanı Türkiye’de oluk oluk akmış ve anne babalarımız, ‘Asker gelsin bu kanı durdursun’ diye dua eder olmuştu.
ABD oyunu sonradan anlaşıldı. 12 Eylül 1980 darbesinden hemen sonra Yunanistan’ın NATO‘ya alınması da tesadüfi değildir.
NATO üyesi 32 ülke devlet başkanının 7-8 Temmuz 2026’da Türkiye’de olması sıradan bir olay değildir.
Türkiye’yi hala, 3.Dünya ülkesi gören, gücünü kabul etmeyen bazı ülkeler, son dönemde İHA, SİHA ve FÜZE teknolojileri ile hissettikleri Türkiye’yi bizzat Ankara’ya gelerek gördüler.
Gelenler de korktu, gelmeyenler de!
Osmanlı’nın mehter ihtişamı, birinci sınıf misafirperverlik, liderlerin ve heyetlerin hayran kaldıkları Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı külliyesi ve toplantıların eksiksiz tamamlanması.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin aktardığı bilgilere göre, liderleri korumak için Ankara’da oluşturulan 2500 güvenlik noktası liderler döndükten sonra kaldırılmış.
Bu sütunda yıllardır söylediğim bir söz var:
‘Önleyici Tedbir’
İşte NATO toplantıları öncesinde DEAŞ’a DHKP’ye, kullanılmaya müsait terör örgütleri ve çetelere yönelik yapılan operasyonlar ve alınan önlemlerden söz ediyorum.
Liderler elbette önemli. Ama bir ülke için öncelik kendi vatandaşıdır. Türkiye’de de yeni nesil suç örgütlerine ve çetelere nefes aldırılmamalı.
Önleyici tedbirleri artırarak, işyerleri kurşunlamadan, adam yaralanmadan ve ölmeden suç makineleri bertaraf edilmelidir.
Nasıl Adalet Bakanı, faili meçhulleri çözme dairesi kurdu ise İçişleri Bakanı da ‘Önleyici Tedbirler Asayiş Daire Başkanlığı’nı oluşturmalıdır.
Artık, ‘Yaralama-öldürme’ siparişleri yemek siparişi gibi internetten verilir hale gelmiş!
2026 yılının suç örgütleriyle mücadele yılı olduğunu biliyoruz.
Gereği de yapılsın.
Tekrar NATO toplantılarına dönersek, elbette ki, zirvenin bir numarası yine Erdoğan ve Trump idi.
Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a övgüler yağdırdı.
Caattsa yaptırımlarını kaldıracağını, F-16’nın parçalarını vereceğini, -F-35 için ödediğimiz 1.5 milyar dolara karşı 5 uçak alacağımızı söyledi. İnşallah diyelim.
Çünkü adamın sabah söylediği başka, akşam söyledi başka.
Üstat abimiz Murat Taşkın köşesine taşıdı,
Trump’ın İran’a pislik demesi, Ankara’da olduğu gece İran’ı bombalatması asla kabul edilemez.
Bu sözler ve alınan saldırı kararları İsrail ve Yahudilere yönelik, ‘Ben Ankara’dayım ama sizinleyim’ mesajıdır.
Avrupa Birliği ülkeleri nasıl?.
Türkiye’deki bu buluşmayı çekemediler. Liderler dönmeden Avrupa Parlamentosu, 1974 Kıbrıs Barış harekatımızı insan hakları ihlali olarak saymış! Barış harekatına çamur atmaya kalktılar.
NATO zirvesi ile Türkiye’yi çok daha iyi tanıyan Avrupa Birliği ülkeleri derslerini aldılar. Ama hala kendi ülkesinin gücüne inanmayanlar var,
Hem de Türkiye’nin insanları!