Türkiye’de yaklaşık 950 bin epilepsili bireyi doğrudan, aileleriyle birlikte ise milyonları ilgilendiren önemli bir gelişme yaşandı. Epilepsi ve Yaşam Derneği tarafından yürütülen uzun soluklu çalışmalar sonucunda, 28 Mart tarihi “Epilepsililerin Miladi Günü” olarak duyuruldu. Bu tarih, yalnızca sembolik bir gün olmanın ötesinde, epilepsi alanında ulusal ve uluslararası iş birliklerinin güçlendiği yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Özellikle Dünya Sağlık Örgütü’nün küresel eylem planı kapsamında Türkiye’de başlatılan çalışmalar, yıllardır dile getirilen sorunların çözümü için önemli bir eşik olarak görülüyor.
25 yıllık mücadelenin dönüm noktası
Epilepsi alanında çeyrek asra yaklaşan çalışmalar, bu yıl somut bir dönüşüme sahne oldu. Epilepsi ve Yaşam Derneği, 2003 yılından bu yana hekimler, psikologlar, hukukçular ve gönüllülerle yürüttüğü faaliyetlerle toplumda farkındalık oluşturmayı hedefledi.
Bugüne kadar 1000’in üzerinde seminer, yüzlerce sosyal ve bilimsel etkinlik düzenlenirken, epilepsinin yalnızca tıbbi değil aynı zamanda sosyal bir sorun olduğu vurgulandı. Ancak tüm bu çabalara rağmen epilepsili bireylerin önemli bir kısmının hastalığını gizlemek zorunda kalması, sorunun toplumsal boyutunu açıkça ortaya koydu. 28 Mart ise bu uzun mücadelenin bir kırılma noktası olarak öne çıktı.
IGAP Türkiye süreci resmen başladı
Dünya Sağlık Örgütü tarafından başlatılan ve epilepsi ile nörolojik hastalıkları kapsayan küresel eylem planı IGAP (Intersectoral Global Action Plan), Türkiye’de de hayata geçirilmeye başladı. Bu kapsamda International Bureau for Epilepsy (IBE) ve International League Against Epilepsy (ILAE) ile iş birliği içinde yürütülen çalışmalar yeni bir aşamaya geçti.
İstanbul’da gerçekleştirilen çalıştayda, ilk kez bakanlık temsilcileri, uzmanlar ve uluslararası paydaşlar aynı platformda bir araya geldi. Bu buluşma, yalnızca bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda çözüm odaklı politikaların geliştirilmesi açısından da önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Bakanlıklar ve kurumlar sürece dahil oldu
Yıllardır sivil toplum çabalarıyla yürütülen çalışmalar, bu kez kamu kurumlarının da katılımıyla farklı bir boyut kazandı. Sağlık, Milli Eğitim, Aile ve Sosyal Hizmetler ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik gibi birçok bakanlıktan temsilcilerin sürece dahil olması dikkat çekti.
Bu gelişme, epilepsi alanında çözüm üretme sürecinin hızlanacağı yönünde umut oluşturdu. Uzmanlar, özellikle istihdam, eğitim ve sosyal haklar konusunda atılacak adımların epilepsili bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyeceğini belirtiyor.
Epilepsinin görünmeyen yüzü: Toplumsal stigma
Türkiye’de epilepsiye dair en büyük sorunlardan biri, hastalığın toplumda hâlâ yanlış algılanması. Araştırmalara göre epilepsili bireylerin büyük çoğunluğu hastalığını gizlemek zorunda kalıyor.
Toplumda epilepsiye ilişkin yanlış inanışlar; eğitimden iş hayatına, evlilikten sosyal yaşama kadar birçok alanda bireylerin önüne engeller çıkarıyor. Bu durum, yalnızca sağlık değil, aynı zamanda insan hakları meselesi olarak da değerlendiriliyor. IGAP Türkiye sürecinin en önemli hedeflerinden biri de bu algıyı değiştirmek olarak öne çıkıyor.
Yeni hedef: Her alanda eşit ve görünür yaşam
Başlatılan yeni süreçle birlikte epilepsili bireylerin hayatın her alanında daha görünür ve eşit haklara sahip bireyler olarak yer alması hedefleniyor. Eğitimde fırsat eşitliği, istihdamda ayrımcılığın önlenmesi ve toplumsal bilinçlendirme çalışmaları öncelikli konular arasında yer alıyor.
Uzmanlar, bu sürecin başarıya ulaşmasının yalnızca kurumlarla değil, toplumun tüm kesimlerinin desteğiyle mümkün olacağını vurguluyor. 28 Mart’ın “milat” olarak ilan edilmesi de bu dönüşümün sembolü olarak görülüyor.
Topluma çağrı: Farkındalık için birlikte hareket edelim
Epilepsi ve Yaşam Derneği, başlatılan bu sürecin sürdürülebilir olması için medya, kamu kurumları ve toplumun tüm kesimlerine çağrıda bulundu. Farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması ve doğru bilginin toplumla buluşturulması gerektiği ifade edildi.




