Yarı Kürtçe yarı Türkçe yaşantısını anlatmaya başlayan bu kadını pürdikkat dinliyoruz. Büyük ve kalabalık bir aile yaşıyorlar o sur gibi kaplı kapının ardında...
Bizler sohbete odaklı giderken az sonra sohbeti bölmemeye dikkat edercesine, sessiz sedasız, bir genç kız elinde içi kahve fincanlarıyla dolu bir tepsiyle bize ikramda bulundu...
Sadece gözlerini gördüğümüz bu genç kıza gülümseyerek teşekkür ettik, itinayla sohbet bölünmesin diye kimse girmiyordu araya...
Hikâyesini anlatan kadın bir ara duraksadı ve
‘Dibek kahvesidir, afiyet olsun’ diyerek kaldığı yerden devam etti...
Yaşanılan terör olaylarından yapılan baskıları bir kenara bırakarak bir anda yaşadığı Aşk'a giriş yapmıştı. Öyle akıcı konuşuyordu ki mest oluyorduk dinlerken...
Onun hikayesi Diyarbakır'ın Bir köyünde başlamıştı..
Henüz 16 yaşındaydı. Köylerinden durumu iyi olan ailenin yağız delikanlısı kendisine aşık olmuş ve istemeye gitmişlerdi...
O dönemlerde çok yaygın olan, günümüzde tasvip edilmeyen fakat bazı kesimlerde halen uygulanan başlık parası karşılığında evlendirilmişti...
Büyükler evet dedikten sonra ne mümkündü genç kızların hayır demesi...
Görkemli bir düğünle evlendirildi iki genç. Adam öylesine tutkulu sevmişti ki kadını; sevilmenin verdiği lezzetle tıpkı kocası kadar sevmişti kadında...
İki evlatları oldu Diyarbakır'ın köhne köyünde.
Tam otuz yıl önce bile tıpkı şimdiki gibi Kürdistan kurma sevdalıları, ev ev dolaşıp; tepkiler baskılar ve gençleri dağlara kaçırmalar vardı...
Gözleri doluyordu buraları anlatırken!!!
Çünkü ailelerinden ve köylerinden birçok genç bunlara maruz kalmıştı...
Şimdi gençlerimiz ve halkımız bilinçlendi ve kafa tutabiliyorlar onlara,lakin o zamanlarda bu olanaksızdı ne yazık ki!!!
Genç adam ailesini ve çocuklarını korumak adına köyünde babasından kalma neyi var neyi yok her şeyini satıp Mardin'e göç etti, Mardin'de yaşam Diyarbakır'ın köylerinde barınmaktan biraz daha kolaydı o yıllarda...
Evlatlarını teröre heba etmeye hiç niyeti yoktu genç adamın...Çünkü Devlet yanlısı bir aileydiler!!!
Şimdi Eski Mardin'de bu evde dört kız, dörtte erkek çocuklarıyla hatta torunlarıyla yaşıyorlar...
Kürt olmanın verdiği vasıfla kendilerinin o olaylara karışanlarla aynı kefede algılanmaktan fazlasıyla rahatsız olduklarını dile getirirken her biri gözyaşlarını tutamıyordu o dakikada...
Dudaklarından şu sözler döküldüğünde ise bizlerde kendimizi tutamadık;
Bu vatan hepimizin!!!
Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Abaza, Alevi...
Hepimiz kardeşiz,Batı'da yaşanan her şey burada da yaşanıyor ve korku içinde yaşamak istemiyoruz hiç birimiz!!!
Ne zaman nerde canlı bombanın hedefinde kalacağız korkusu ile yaşıyor olsak ta ülkemiz için sonuna kadar devletimizin yanındayız!!!
Bizler Türk vatandaşı olmaktan gururluyuz!!!
Çok az kaldı diğer zihniyette olanların bunu algılamasına ve sürekli duacıyız !!!
Bu ülkenin her noktası bizlerin, Allah aşkına bölmeye değil de devletimin sağladığı imkanları kullanarak huzurla yaşayalım!!!
Dış dünyanın oyununa gelmeden doğru yolu bulup kardeşliğimize sahip çıkalım!!!
Diyen bu kadın öyle içtenlikle paylaştı ki her bir şeyi bizimle bizleri kendisine hayran bıraktı...
Aslında daha o kadar çok konulara girdi ki fakat onlarda bizde saklı kalsın...
Böylesi Devlet yanlısı Kürt kökenli aileyi tanıdığımıza gerçekten çok mutlu olduk. Bizlerde tıpkı onlar gibi güzel günlerin olacağına inanarak Duacıyız!!!
Yıldıramayacaklar bizi!!!
Bizler Türk’üz ve TC vatandaşıyız, kardeşiz. 
Bunun gururunu son nefesimize kadar yaşatıp yaşatacağız!!!
Ne Mutlu Türk'üm Diyene!!!
(Bize gönlünü ve evini açan bu güzel aileye sonsuz sevgilerimi gönderiyorum. En kısa zamanda tekrar misafirleri olacağım)