Türkiye’de şok etkisi yaratan fon soygununda 43 bin yatırımcı için ödeme süreci başladı başlamasına da daha da önemlisi vatandaşın güvenini sarsan bu olayda asıl sorumluların ne olacağıdır?

Sahi ne olacak

Kârını iade eden suçsuz mu sayılacak.

Bence paraların iade edilmesi kadar bu konu da önemlidir.

İlk ödemelerin yapılmasına dair gelişme, parasının akıbetini bekleyen yatırımcılar açısından elbette sevindiricidir ancak asıl mesele yalnızca paranın ödenmesi değil, vatandaşın neden böyle bir soygunla karşı karşıya kaldığıdır.

Yıllarca çalışıp dişinden tırnağından artıran, çocuğunun geleceği veya emekliliği için birikim yapan insanların, bir anda belirsizliğin içine sürüklenmesi kabul edilir bir durum değildir.

Hele hele bu işin içinde devleti yönetenler de var ise affı yoktur.

Bence asıl mesele budur

Bu ülkede vatandaşın alın teriyle kazandığı paranın güvenliği hiçbir tartışmanın gölgesinde bırakılmamalıdır.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamasına göre, A1 Capital, Bulls ve Pardus portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu 17 fonun tasfiye sürecinde yatırımcı ödemelerine ilişkin tutarlar bankalara aktarıldı.

Mehmet Şimşek’e de şunu sormak gerekiyor.

Vatandaştan nerede ise aldığı nefesin vergisini isterken bu kadar yolsuzluk yapılırken nasıl farkına varmazsınız?

17 fon için gelinen aşama, Türkiye’deki bütün fon mağduriyetlerinin çözüldüğü anlamına gelmiyor.

Parasını bekleyen diğer yatırımcıların da gözü atılacak adımlardadır.

Peki sorumlular kim?

Asıl sorulması gereken soru budur.

Yatırımcıların haklarını korumak için hangi denetimler yapıldı?

Riskler zamanında görülemedi mi?

Gerekli önlemler neden daha önce alınamadı?

Elbette soruşturma sonuçlanmadan kimseyi suçlu ilan edemeyiz.

Masumiyet karinesi esastır.

Ancak bu, hesap sormaktan vazgeçmek anlamına gelmemeli.

Kim görevini ihmal ettiyse, kim mevzuata aykırı işlem yaptıysa ve kim hukuken sorumluysa hesabını vermelidir.

İster bakan olsun, ister milletvekili

Devletin görevi yalnızca kriz çıktıktan sonra müdahale etmek değil, vatandaşın birikimini korumak ve benzer olayların tekrarlanmasını önlemektir.

Çünkü güven sarsıldığında yalnızca yatırımcı değil, bütün finans sistemi zarar görür.

Siyasetin sorumluluğu var

Fon meselesi siyasi tartışmaların da merkezine oturdu.

Kimileri iktidarı, kimileri muhalefeti hedef aldı.

Oysa vatandaşın derdi siyasi polemik değil, parasına kavuşmak ve geleceğini güvence altına almaktır.

Hangi siyasi parti olursa olsun, doğru adımı takdir etmek, yanlışın da karşısında durmak gerekir.

Başarı varsa takdir edilir, ihmal varsa hesabı sorulur.

Vatandaşın mağduriyetinin giderilmesine katkı sunan kim varsa hakkı teslim edilmelidir. Ancak hiç kimse bu süreç üzerinden kendisine dokunulmazlık çıkaramaz.

Vatandaşın parası sahipsiz değildir

Unutulmamalıdır ki her rakamın arkasında bir insan, bir aile ve yılların emeği vardır.

Vatandaş belirsizlik içinde bırakılmamalı, kimlerin ne kadar ödeme alacağı ve sürecin nasıl ilerleyeceği açıkça anlatılmalıdır.

Fon krizinden çıkarılması gereken en önemli dersin denetim güçlendirilmesi, yatırımcının korunması ve ihmallerin üzerine kararlılıkla gidilmesidir.

Mücadele bir kısım ödemelerin yapılmasıyla bitmemelidir.

Çünkü mesele yalnızca paranın geri ödenmesi değil, adaletin sağlanması ve güvenin yeniden tesis edilmesidir.

Vatandaşın alın teri sahipsiz değildir. Paranın telafisi belki mümkündür ama kaybolan güveni yeniden kazanmak çok daha zordur.

Onun için kim olursa olsun siyasi ayrım yapılmaksızın suçlular cezasını çekmelidir.

Bakansa bakan, hapisse hapis.