Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaş ve Orta Doğu’daki bitmek bilmeyen güvenlik riskleri, dünya sivil havacılık haritasını yeniden şekillendirdi. Rusya hava sahasının Batılı havayolu şirketlerine kapatılması, Avrupa’dan Uzak Doğu’ya giden uçaklar için alternatif güzergâh arayışını zorunlu kıldı. Bu noktada Kafkasya ve Anadolu koridoru, Japonya ve Güney Kore gibi kritik destinasyonlar için en güvenli ve ekonomik seçenek haline geldi. Eurocontrol verileri, Türkiye’nin Avrupa’nın en yoğun hava sahalarından biri olduğunu tescillerken, transit geçişlerin stratejik önemi her geçen gün artıyor.
Transit Uçuş Sayısı Yıllık 600 Bini Zorluyor
Türkiye hava sahasını kullanan uçak sayısı, son yılların en yüksek seviyelerine ulaşmış durumda. Yıllık ortalama 550 bin ile 600 bin arasında değişen transit uçuş trafiği, Türkiye'yi havacılıkta bir "hub" (merkez) noktasına dönüştürdü. Özellikle Körfez hattındaki tehditler nedeniyle havayolu şirketlerinin rotalarını kuzeye kaydırması, Türk semalarındaki uçuş trafiğini gece gündüz kesintisiz bir yoğunluğa taşıdı. Bu hareketlilik sadece trafik yoğunluğu değil, aynı zamanda Türkiye’nin lojistik ve stratejik gücünün küresel ölçekte perçinlenmesi anlamına geliyor.
Üst Geçiş Ücretlerinden Dev Ekonomi: Hedef 600 Milyon Avro Üstü
Türkiye, hava sahasını kullanan yabancı tescilli uçaklardan; uçağın tipi, ağırlığı ve kat ettiği mesafeye göre "üst geçiş ücreti" alıyor. Bu ücretler uçuş başına 300 avro ile 2 bin avro arasında farklılık gösteriyor. Geçtiğimiz yıl bu kalemden elde edilen toplam gelir 600 milyon avro seviyelerine ulaşarak ülke ekonomisine önemli bir döviz girdisi sağladı. Mevcut jeopolitik durumun devam etmesi ve uçuş frekanslarının artmasıyla birlikte, bu yılın sonunda elde edilecek gelirin geçen yılki rakamı geride bırakarak yeni bir zirve görmesi bekleniyor.




