İstifa onurlu bir iştir, yoksa duyarlı toplum önünde oluşmuş güvensizlik duygusunu nasıl giderebiliriz? Öyle değil mi? O halde acaba bizim siyasiler istifa nedir bilmiyorlar mı? Bilmiyorsalar eğer istifanın anlamını bir kez daha anımsatalım: Demokra

İstifa onurlu bir iştir, yoksa duyarlı toplum önünde oluşmuş güvensizlik duygusunu nasıl giderebiliriz? Öyle değil mi? O halde acaba bizim siyasiler istifa nedir bilmiyorlar mı? Bilmiyorsalar eğer istifanın anlamını bir kez daha anımsatalım: Demokratik rejimlerde, yani geniş anlamda, bir görevin belirli bir süre ile sınırlı olduğu rejimlerde, onu da açalım isterseniz, yani koltuğa yapışmanın yasalarla engellendiği rejimlerde, görevi sürdüren kişinin itibarının herhangi bir vesile ile zedelenmesi durumunda, o kişinin makamının zarar görmemesi için görevinden çekilmesine istifa denir. Türkiye'de siyaset, her geçen gün onurunu biraz daha yitirir hale geldi. Siyasi ahlak çoktan bitmiş durumda. İsterseniz birkaç örnek vereyim de gündemimiz üzerinden kıyaslama imkânımız olsun. Uzun yıllardır yaşadığım ülke Almanya’dan bir örnekle başlayalım. Eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, eyalet başbakanlığı yaptığı dönemde katıldığı bir festivalde, 719,40 Euro’luk konaklama ve yemek masrafını bir yapımcının ödemesi nedeniyle hakkında, "çıkar sağlamak" suçlamasıyla dava açıldı. Wulff  “Bana olan güven zedelendi. Bu yüzden istifa ediyorum”  diyerek Cumhurbaşkanlığı makamından istifa etti. Alman Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Meclis’e başvurarak dokunulmazlığının da kaldırılmasını isteyerek yargının önünü açtı. Almanya’nın en tepe noktasına kadar çıkmış olan Wulff  sade vatandaş gibi yargılanmak istedi. Hannover mahkemesi, ülke tarihinde ilk kez bir eski Cumhurbaşkanının yargılandığı davada beraat kararı verdi. Wulff’un suçsuz olduğu konusunda hiç tereddüdü olmadı. Suçu çok hafif olsa da, onurlu bir siyasetçi olduğu için yargı önüne çıkıp aklandı. Bu örnek; oturma organlarında bol miktarda yapıştırıcı bulunan siyasetçilerimize kapak olsun. Bizim siyasiler istifa edip yargılanmaktan neden korkuyorlar; anlamış değilim. Yoksa kendilerinden şüphe mi ediyorlar. Oysa ülkemizde, Wulff’un yaptığının kat kat fazlasını yapıp da hâlâ koltuklarında oturan o kadar çok siyasetçilerimiz var ki; saymakla bitmez. Bize göre basit nedenlerden dolayı istifa eden dünyadan örneklere devam edelim. Mısır Ulaştırma Bakanı Raşid el Mateeni tren kazası sonrası istifa etti. Onurlu bir siyasetçi örneği sergilemiş adam. Helal olsun. Gelelim bizim ileri demokrasi ile yönetilen ülkemize: Afyonkarahisar'da  mühimmat deposundaki patlamada 25 askerin şehit olduğu haberi geliyor. Olay yerine giden Genel Kurmay Başkanı'na halı hediye eden Afyon Valisi konuşuyor: "25 şehit var diye hayatımızı durduramayız. Hayat devam ediyor.", "Ankara'ya şehitlerimizin parçalarını bir posta gönderdik bir posta daha göndereceğiz" Tanımlamaya bakar mısınız, sanki postayla koli paket gönderiyor. 25 genç insan bir ihmal sonucu can vermiş, yetkililer hediye muhabbetinde... Daha cenazeler kaldırılmamışken hediye muhabbeti yapacak derecede düşüncesiz ve vicdansız. Bu adamların bulundukları makamlara bakınca insan utanıyor. Hele Devletin bir Bakanı, “dünyanın her yerinde oluyorsa bizde de neden olmasın” der gibi, patlamayı olağan bir olaymış gibi göstermesi siyasi rezaletin doruk noktası adeta. Görüldüğü üzere Türkiye’de hiç kimse istifa etmiyor. Bazı istisnalar hariç elbette. Lafı uzatmadan gerçek demokrasilerde iddialara maruz kalan siyasilerin nasıl davrandıklarına bakalım bir de. Hasan Fehmi Güneş: İçişleri Bakanı, Yıl 1979. Lise yıllarıma denk gelir. O yıllarda Cumhuriyet gazetesi okurdum. O manşeti asla unutamam. Film yıldızı Aynur Aydan ile fotoğraflanmıştı ve sonra ne oldu biliyor musunuz? CHP’li Bakan aynı gün istifa etti. Ertesi gün basına demeç verdi. Söyledikleri o güne kadar siyasilerden duyduğum, okuduğum en duygusal sözlerdi. Şöyle demişti: “Yüce Türk Halkından Özür Dilerim” Aradan 35 yıl geçmesine rağmen Yüce Türk Milleti Hasan Fehmi Güneş’i hep böyle hatırladı, onu sevdi, aşkına inandı ve onu affetti. Bugün Türkiye’de kimse istifa etmediği gibi, adeta hırsızlar polisi savcıyı kovalar durumda. Öte yandan, kamuoyu baskısının da siyasileri istifaya sürükleyecek kadar güçlü değil maalesef. Sorarım size, Türkiye’de yukarıda yazdığım örneklerden dolayı istifa edebilecek onurlu siyasetçiler hala mevcut mu? Sanırım bizim siyasiler benim verdiğim örnekleri okurken oturma organlarıyla gülmekten çatlayacaklar. Yalnız Almanya’da değil, tüm dünyada demokrasinin geliştiği bütün ülkelerde, haklarında böyle yolsuzluk suçlamaları olan tüm politikacılar, gerçek ortaya çıksın diye istifa ederler. Türkiye de ise bu zatlar, işini layıkıyla yapan polis, savcı ve hakimi uzak ücra yerlere sürgün ederler. Biz Türkler; her fırsatta övündüğümüz şeref ve haysiyetine düşkün onurlu bir millet olmaktan çok uzaktayız maalesef. Türkiye de siyasiler suç işlemiş olsalar bile, dokunulmazlık zırhının arkasına saklanarak yargıdan kaçmayı kendilerine kâr sayıyorlar. Ve bu millet bunları görmüyor. Başka da diyecek bir sözüm yok. Allah Yüce Türk Milletini bu pişkin ve yüzsüz siyasetçilerden korusun. Saygılarımla.