İsrail dışarıdan ve içeriden saldırıyor. Dışarıdan Amerika ile birlikte İran’a her türlü hava araçları ile… İçeriden, yani İran’dan da ajanları vasıtasıyla çevresindeki ve İslâm diye geçinen ülkelere de nereden atıldığı belli olmayan roketler ve sihalarla…
Yani İran, öyle veya böyle her türlü saldırının merkezi yapılıyor.
Ancak, İsrail tarafından ama oradan-ama buradan, ama öyle-ama böyle, ama İran’a-ama çevredekilere yapılan saldırılar anında başkalarına yazılıyor, şiddetle kınanıyor.
Son olarak Azerbaycan Devlet Başkanı’nın açıklaması ile de iş “Karşılık veririz”e kadar vardırılıyor.
İran ise “Bizimle ilgisi yok” diyor, ama nafile!
Ne denir?
Ne diyeceğiz?
İsrail ve taşeronu Amerika, yıllardır yaptıkları, oyunları hiç değiştirmeden yine tekerrür ettirerek sahneye koyuyorlar ama birileri, hatta çokları bunu halâ tekrar tekrar izliyorlar.
Hem de hiç ibret almadan!
Ne diyeyim?
Mehmet Akif Ersoy var iken, söz bize düşmez ki!
"Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?"
EKRANLARIN ÇOĞU, CNN SANKİ!
İlişiğinde “TÜRK” ibaresi bulunmayan CNN’in Amerika’nın dolayısıyla İsrail’in savaş saldırılarında yayın organı şekliyle hareket ettiğini cümle alem biliyor, zaten onlarda gizlemiyor.
Onlar gizlemiyor da, “Türk Televizyonları” olarak adlandırılan ekranların çoğunun yayınlarının CNN’den farkı olduğunu söylemek zor.
Servis edilen görüntülere, işleri algı yaratmak olup, ekrana kondurulan seçilmiş lâfazanlara, çaktırmadan sarf edilen sözlere bakınca, sanırsınız ki İran saldırılan değil de, saldıran ülke gibi!
Eski defterler açılıyor, pireler deve yapılıyor.
Mollalar din düşmanı ilan ediliyor.
İran’ın hukuğu hiçe saydığı zamanlardan dem vuruluyor.
PKK’nın kardeşi PJAK ile Suriye’den yandaşları YPG-SGD’yi bile kara harekâtı için “kurtuluş savaşçısı” sayılıyorlar!
Utanmasalar, çekinmeseler saldıranlara methiye bile düzecekler!
TOPYEKÜN SALDIRI…
En başka Mısır’a idi, sonra Filistin, Libya, Lübnan, Ürdün, Irak derken, iş İran’a kadar vardırıldı.
Vardırılmadan önce de, “Ne olur, ne olmaz” diye Pakistan ile Afganistan’a “Savaş Oyunu” gönderilerek meşguliyetleri temin edildi.
Hangi devletler değil, kimler hariç bırakıldı?
İsimlerini saymaya bile gerek yok! Çünkü devlet değiller. “Amerikan, İngiliz, Fransız, ya da NATO üstlerinin yer aldığı yerler” diye tarif eylemek yeter de artar bile!
Bu tablonun tarifi, millet olmayı beceremeyen, ümmet bile olamayan, ama kayıtlarda İslam ülkesi diye geçinenlerin, Türkiye ve uzak doğudakilerin haricindekilerin öyle veya böyle, içeriden ya da dışarıdan topyekün saldırı altında olduklarıdır.
Dahası, İsrail’in ben diyeyim “Ortadoğu’yu”, hadi siz deyin, “İslâm coğrafyasını” topyekün bir çatışmanın içine sokmaya, o arada da kendi emellerini gerçekleştirmeye çalışmasıdır.
HÜSNÜ MAHALLİ’DEN “KARIŞTIRDIN MI HEPSİ KARIŞIR!”
Ortadoğu coğrafyasını ve burada yaşananları, gelecekte olabilecekleri çok iyi analiz edenlerin başında gelir Hüsnü Mahalli…
Elimdeki 2017 baskısı Ortadoğu’da Diktatörler adlı kitabın 205’inci sayfasında, bizim topyekün saldırı dediğimiz karıştırmayı kısaca şöyle özetlemiş:
“Herkesin büyük sınavı bu olsa gerek. Kim olursa olsun başkasının oyununa gelmeden. İsrail ve sponsoru ABD asla rahat durmazlar. Kürdistan Siyonist ideolojinin gözbebeğidir. Büyük İsrail Devleti için. Dicle, Fırat, İbrahim’in yaşadığı UR ve Yakup, yani Yesrael’in yaşadığı Babil. Hepsi Irak’ta. Irak ise İran, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’a komşu. Hikaye çok net. Karıştırdın mı, hepsi karışır!”
ÇİN, HARIL HARIL ÇALIŞIYOR!
Ortadoğu savaşlarında İran’ın, Amerika tarafından hedefe konulmasına bir gerekçe de bu ülkeye petrol satışı gösteriliyor.
Televizyonların birinde işin bu tarafı ile ilgili görüş tartışması yaşanırken, konu dönüp dolaşıp, yaşlanan dünya nüfusuna gelip dayandı.
Konuşmacılardan biri, “Çin’in nüfusu artıyor, hatta gençleşiyor” görüşüne, bayan moderatörün , “Harıl harıl çalışıyorlar” demesi, kıs kıs gülüşmelere neden olmadı değil!
BİR ADAM GİDERSE, DEVLET YIKILMAZ!
İran’ın Dini Lideri Hamaney’i öldürmekle bu ülkenin darmadağın olacağını, içeride isyanlar çıkacağını, devletin çöküp, rejimin değişeceğini sanan ABD Başkanı Trump’un en büyük yanılgısı, “Bir adam giderse de, bir devletin yıkılmayacağını” anlamamasıdır.
Çünkü gerçek manada geçmişi ve geleneği bulunan devletler kişilerle kaim değillerdir.
Bunu anlamak için tarihin sayfalarını bakmak yeter de artar bile!
KISSADAN HİSSE
Oliver Cromwel, ilk kez olarak adına para bastırdığı zaman yaşlı bir şövalye, paralardan birini dikkatle gözden geçirmişti.
Paranın bir tarafından; “Tanrı bizimle beraberdir!”, diğer tarafında ise; “İngiltere Parlamentosu” ibaresini okuyunca; “Tanrı ile parlamentonun aynı tarafta olmadığını görüyorum” demiş!